Pelin CENGİZ
Türkiye gibi gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde yaygın bir kanaate göre, su, hava, toprak ve ormanlar gibi doğal varlıklar tartışmasız olarak insanlığın kullanımına sunulmuştur ve tamamen bedavadır. Neoliberal anlayışın tamamen hâkim olduğu günümüz ekonomi düzeninde doğanın metalaştırılması gayet normal karşılanan bir durum. Doğadan bir emtia gibi faydalanmanın altındaki temel argümanlar, halka hizmet götürmek ve doğal değerleri ticarileştirerek kazanç sağlamak. Kullanma ile koruma kavramlarını yan yana getirdiğinizde kullanmanın üstün gelmesinin nedeni hep bu. İnsanlık, kendi ürettiği mal ve hizmetlere değer biçerken, doğayı da bu yaygın anlayış sebebiyle ekonomik sisteme alet etmekten geri durmuyor.
Doğaya ve tüm ekosisteme yönelik saldırıların tüm dünyada artmasıyla birlikte konuya tamamen başka açıdan bakan teoriler, son yıllarda giderek daha çok tartışılmaya başlamış durumda. Parasal açıdan, örneğin ormanı ya da toprağı korumanın değerini belirlemeye çalışan, dünyanın çeşitli yerlerinde doğanın değerini ölçmek için farklı yöntemler uygulayan bilimsel çalışmalar mevcut. Toprak sahiplerine ağaç kesmek yerine ormanı korumalarına karşılık ödenek verilmesinden tutun da insanların ekosistemde meydana getirdiği telafi edilemez zararların bedelinin ortaya konmasına kadar pek çok yöntem var.
Bu görüş, temel olarak ekosisteme bir değer biçip, onu topyekûn korumanın, onu tahrip ederek kazanç sağlamaktan daha avantajlı bir yöntem olduğu savunan “ekolojik ekonomi” olarak adlandırılıyor. “Doğa, ekonomik büyüme için olmazsa olmazdır. Doğa olmadan, ekonomik faaliyetlerin sürekliliği ve başarısı mümkün değildir” şeklinde de özetlenebilir. Tony Juniper, George Monbiot gibi önemli doğa savunucularının da desteklediği bu yaklaşıma göre, ekosistem olarak adlandırdığımız “doğal sermayenin” ekonomik bir değeri olmalı. Ancak, doğal varlıklar ve canlı türleri arasındaki karmaşık ilişkiler sebebiyle bu rakamı ortaya koymak çok zor hatta neredeyse imkânsız. Ancak, burada gözden kaçırılmaması gereken önemli bir boyut var ki, o da gelişmelerin giderek daha fazla insanda farkındalık yaratıyor olması. Aslında, ekonominin ve ekolojinin birbiriyle barışık olduğu yeni bir anlayışa öncülük edecek siyasi hareketlerin de bu farkındalığın tetikleyicisi olacağı bir gerçek.
Bir gölün, bir ormanın ya da bir nehrin maddi değerinin ölçülmesini destekleyenler kadar bu fikre şiddetle karşı çıkanlar da var. Ancak, bu konuda harekete geçerek kendi doğal kaynaklarına ekonomik değer biçen ülkeler bile oldu. İki yıl önce İngiltere’de 700 bilim insanının katkısıyla hazırlanan Ulusal Ekosistem Değerlendirmesi, insanın doğayla olan ilişkisine parasal anlamda bir değer biçiyor. Bu, ülkenin doğal zenginliklerini, topluma ve ekonomik refaha sunduğu katkılar açısından analiz eden ilk rapor. Son 60 yılı inceleyen rapor, bu değerlerin ekonomi için ne anlama geldiğine dair analizlere yer verirken, ekosistemin topluma sunduğu yararların tam olarak anlaşılması gerektiğine dikkat çekmesi açısından önemli. Raporun, İngiltere’nin gelecekteki politikalarını belirlemekte önemli bir kaynak olacağına kesin gözüyle bakılıyor.
Tüm dünyada bugün alınan yatırım kararları ve gerçekleştirilen uygulamalar, hem ekosistemlerin devamlılığı hem de toplumların refahı açısından önemli. Bunun için en doğru yöntemlerin seçilmesi gerekli. Bugüne kadar geçirdiğimiz süreç, doğru ekonomik büyüme ve refahın ekosistemi korumaktan geçtiğini, çevre ve kalkınma politikaları konusunda katılımcı bir yaklaşım benimsemek gerektiğini ortaya koydu. Bu da, toplumsal, ekonomik ve çevresel olgular arasındaki karmaşık ilişkilerin yeni bir zihniyetle kurgulanması ihtiyacını doğuruyor. Ancak, her şeyden önemlisi doğal varlıkların sonsuz olmadığı ve bu varlıkların ekonomik değerleriyle ilgili tartışmanın da ikincil olduğu gerçeğini unutmamak lazım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2025
29.12.2024
14.10.2024
27.09.2024
23.08.2024
26.07.2024
21.05.2024
13.02.2023
10.02.2023
15.11.2022