Pelin CENGİZ
Türkiye’nin özgürlük, demokrasi, insan hakları, doğa hakları, yargı ve daha pek çok konudaki karnesi olma özelliği taşıyan AB İlerleme Raporu, bu yıl geçmiş yıllara göre daha az gündemde yer aldı. Ama raporun Türkiye’nin fiili olarak müzakere ettiği 12 fasıl arasında yer alan bir bölümü var ki, o neredeyse medyaya hiç yansımadı. Türkiye’nin AB katılım müzakereleri kapsamında 21 Aralık 2009’da müzakere etmeye başladığı Çevre ve İklim Değişikliği faslını kast ediyorum.
Başlığın müzakereye açıldığı dönemde, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, “insani boyutu çok yüksek olan çevre faslının açılmasının Türkiye’nin kendi insanının statüsünü yükseltme isteğinin teyidi” olduğu yönünde bir açıklama yapmıştı. Bu açıklamanın üzerinden dört yıl geçmesine rağmen, mevzuat uyumunun ne kadar sınırlı kaldığına ve AB’nin hedeflerinden ne kadar uzaklaşıldığına tanıklık ediyoruz. Bu açıklamalar epey geride kaldı, şimdilerde kendini “yeşilin hastası” olarak tanımlayıp milyonlarca ağaç kesen bir iktidar var karşımızda.
27. fasıl olan, geçen yılki İlerleme Raporu’nda ismi “Çevre ve İklim Değişikliği” olarak değiştirilen bu başlıkta yer alan değerlendirmelerin ilk sırasında mega projelere getirilen ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) muafiyeti eleştirisi yer aldı. İnşaatı devam eden üçüncü köprü, İstanbul’a yapılacak olan üçüncü havalimanı, Karadeniz’de Sinop’a ve Akdeniz’de Akkuyu’ya kurulması planlanan nükleer santrallerin ve kimi HES’lerin ÇED süreci dışında bırakılması eleştirildi. Ayrıca, müzakere sürecinde AB mevzuatına uygun hâle getirilmesi gereken ve ÇED’e daha geniş bir çerçeve getiren Stratejik Çevresel Değerlendirme (SEA - Strategic Environmental Assessmens Directive) ile ilgili çalışmaların da henüz başlamadığına dikkat çekildi. 2004’ten bu yana AB’de SÇD uygulaması zorunlu, Türkiye’de bırakın uygulamasını neredeyse adını bilen yok.Türkiye’nin ÇED süreçlerini AB’ye uyumlu hâle getirmek yerine tersine işlettiği bu noktada yine tescillenmiş durumda.
Bu başlıkta eleştiri alan bir diğer konu da, Türkiye’de ekoloji mücadelesi verenlerin yasalaşmaması için yoğun muhalefet gösterdiği Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı oldu. Taslak hâlindeki yasanın AB standartlarına uygun olmadığı eleştirisine yer verildi. Gerekli yönetmeliklerle desteklenmediği takdirde, doğal SİT alanlarını koruyan yasanın ortadan kalkacağı ve böylece hukuki bir boşluk yaratılacağı vurgusu yapıldı.
Yine, AB sınırları içinde belirlenmiş doğal çevre koruma ağı Natura 2000’de yer alması gereken SİT alanlarının hâlâ belirlenmediğinden bahsedilirken, ayrıca Türkiye’nin İklim Değişikliği Eylem Planı’nın, karbon emisyonları azaltım hedefinden yoksun olduğu kaydedildi. Raporda, iklim değişikliğiyle mücadeleye ayak uydurma konusunda her seviyede farkındalık yaratma stratejisine ihtiyaç olduğu belirtildi. Türkiye’nin en büyük karbon emisyonu yaratan ülkelerden biri olduğu hatırlatılırken, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi UNFCCC’ye (United Nations Framework Convention on Climate Change) yeni ulusal seragazı azaltım hedefi bildirimi yapılmadığı ifade edildi.
Bu başlık altında, bir diğer eleştiri, geçen yılki raporda da bahsedildiği gibi yine Çevre ve Orman Bakanlığı yapısında 2011’de gidilen değişikliklere yönelik olarak yapıldı. Yeni kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndaki reorganizasyonun, Türkiye’nin güçlü bir çevre ve iklim değişikliği politikası oluşturması kapsamında, idari kapasitesini ciddi şekilde zayıflattığı vurgusuna yer verildi. Çok yüksek seviyede bakanlıklarda memur değişiminin bilgi ve uzmanlık kaybına neden olduğu kaydedildi. Geçen yılki raporda da, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın çevre ve kalkınma arasında bir denge bulamadığından bahsedilmiş, özellikle büyük altyapı projelerinin uygulanması sırasında çevresel unsurlara yeterli önem verilmediğine dikkat çekilmişti.
İlgili paragrafın sonuç bölümünde, çevre ve iklim değişikliği faslında gösterilen uyumun yetersiz olduğu vurgulandı. Şaşırdınız mı?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2025
29.12.2024
14.10.2024
27.09.2024
23.08.2024
26.07.2024
21.05.2024
13.02.2023
10.02.2023
15.11.2022