Pelin CENGİZ
Dünyadaki büyük nehirlerin yarısından fazlasının üzerine sadece geçen yüzyıl boyunca 50 binden fazla baraj inşa edildi. Halen, dünyanın önde gelen nehir havzaları üzerine baraj döşeme operasyonları devam ediyor. Bu yoğun baraj hamlesinin sonucunda, doğal ve kültürel mirasa geri dönülmez zararlar verildi, milyonlarca insan bu barajlar nedeniyle evlerinden oldu, yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kaldı. Biyolojik çeşitlilik büyük tahribata uğradı, tatlısu ekosistemlerinde yaşayan canlı nüfuslarının yüzde 50’si yok edildi. Geri kalanların da üçte birinden fazlası yok olma tehdidiyle karşı karşıya.
Elbette, biz de bu ekolojiyi tamamen gözardı eden ekonomik kalkınma modelini benimsemekten geri durmadık. Ekonomik gelişmişliğin temeline ekolojik dengenin korunmasının alınması gerektiğini söyleyenleri vatan haini ilan ettik. İrili ufaklı barajları, temiz ve yenilenebilir enerji diye yurttaşlarına lanse eden ülkeler kervanına katıldık. Bununla da yetinmedik, sel ve taşkınlarla yağmur sularını tutacak ormanları yok ettik, dağları deldik, derelerin akış yollarını değiştirdik, dere yataklarını imara açıp betonlaştırdık, sahil yolu ile deniz kıyısına yaptığımız setlerle suların denizle buluşmasına mani olduk. Tüm bunlar iklim değişikliğinin yarattığı aşırı hava olaylarıyla birleşince felaket sonu da hazırlamış olduk.
Sonuç, Artvin Hopa’da yaşanan can kayıpları ve beraberinde gelen zarar ziyan yıkım… Bunlara doğal afet demek, hem meselenin bu boyutunu yok saymak hem de hesap vermek durumunda olanlara kaçış yolu göstermektir. Bunlar, plansız, projesiz, iklim, coğrafya, topoğrafya tanımadan, kâğıt üzerinde Google Map’ten bakarak yapılan kalkınma hamlelerinin sonucudur. Artık söylemekten dilimizde tüy bitiren ÇED muafiyetlerinin, acele kamulaştırma kararlarının, imar değişikliklerinin acı çıktılarıdır. Doğal afet değil, tamamen insan eliyle yaratılmış felaketlerdir.
Doğanın dengesinden bihaber, istişare, danışma ve hesap verme kültürü olmayan muktedirlerin, “su artık boşa akmayacak” cehaletiyle HES’ler, yıllardır suyu paraya dönüştürmenin aracı hâline getirildi. Hiçbir akarsuyun serbest akmaması üzerine kurulu su politikasıyla Türkiye’de de suya erişim hakkı engellendi.
Kapitalizmin fıtratı gereği, AKP’nin Adaleti’nin ve demokrasi vaadinin yerinde yeller eserken, Kalkınma’sı ise ölüm getiriyor. Sürdürülebilir kalkınma diye içi boşaltılıp çürümüş kavramlar yerine sürdürülebilir yaşamı temel almayan siyasetin bedelini ne yazık ki, felaket bölgelerinde yaşayanlar ödüyor.
Türkiye’nin dört bir yanında yapımı devam eden ya da proje aşamasında olan enerji yatırımları, inşaat işleri, altyapı projeleri var. Hiçbir gücün engel olamayacağı, hiçbir felaketten ders çıkarmayan inşaat fetişizmi, hükümetin de pompalamasıyla her yanı sarmış durumda. Başta İstanbul olmak üzere pek çok büyük kent, yandaş işadamı kadrosu eliyle rant merkezli inşaatlarla tıka basa dolmuş. Buna ne doğa korumacılar ne de bu inşaatlarda hayatını kaybeden işçiler engel olabiliyor. İş artık yaşamın ve yaşam alanlarının ölümle tehdidi noktasında.
İnşaat fetişi, TOKİ eliyle gerçekleştirilen toplu konut furyası, deprem korkusu salarak kentsel dönüşüm adı altında inşa edilen karbon kopya kentler, fizibilitesi olmayan enerji ve altyapı yatırımları odaklı bir kalkınma modelinin ne iktisadi olarak ne de sosyolojik sürdürülebilirliği var.
Yol yapmakla, dereleri kelepçeleyip dağları delik deşik etmekle, ormanları yakıp yıkıp insanları yaşam alanlarından sürmekle medeniyet olmuyor. Ne kadar doğaya saygı varsa o kadar insanca yaşam var. Mevcut tüketim alışkanlıklarını ve savurgan hayat tarzını değiştirmeden, doğanın kaynaklarının sonsuz olmadığını kabul etmeden sürdürülecek AKP’nin K’sını simgeleyen kalkınma modeli, bize ölümden başka seçenek bırakmayacak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2025
29.12.2024
14.10.2024
27.09.2024
23.08.2024
26.07.2024
21.05.2024
13.02.2023
10.02.2023
15.11.2022