Sanem ALTAN
Barışa yakın olduğumuz şu günlerde düşünmeden edemiyorum, barışmak gerçekten ne demek diye.
Nedir barış?
İnsanların insanlarla insan gibi yaşayabilmesi sanırım.
Kürt barışı gibi tarihi bir olayı bir kenara bırakıp sadece kendi küçük hayatlarımızda biz ne kadar barış severiz diye bir bakarsak, çok şaşırırız herhalde...
Kimsenin kimseye tahammülünün olmadığı, birbirimizle düşmanlıklar üstünden ilişki kurduğumuz, negatif bir dilin çok yaygın kullanıldığı, kimsenin kimseyi beğenmediği hayatlar içinde, en sevdiklerimizi bile affedemezken toplumca barış yapıyoruz.
Silahların bırakılması ve kanın durması için gerekli olan barışın yıllardır peşindeyiz ama birbirimizle duygusal anlamda da barış yapmaya ihtiyacımız olduğunu düşünürsek, kendimize pek güvenim yok benim.
Zekanın öpmediği, yaratıcılığın aydınlatmadığı, duyguların korkusuzca yaşanmadığı, düşüncelerin büyümediği, ruhsal isyanların bastırıldığı bir hayattan geliyoruz hepimiz.
Siz bir hayat dükkanına girseniz, üzerinde bunlar yazan bir hayatı alır mısınız?
Biz hiçbirşeyin beğenilmediği, herşeyin küçümsendiği, kimsenin kimsedeki farklılığı hoş karşılamadığı topraklarda yaşıyoruz.
Mutlu olmak ya da bunu hissetmek bizler için çok zor bu duygu dünyasıyla.
O yüzden hepimizin sığınağı mutsuzluklarımız.
Bizler, mutsuzluklar olmasa mutlu olamayacak insanlarız.
Hiçbirimizin enerjisi gerçekten mutlu olmaya yetmiyor sanki…
Çünkü herşeyi küçümsüyoruz…
Kendimizi bile.
Bunun intikamını da başkalarını küçümseyerek alıyoruz hayattan... O yüzden barışmakta o kadar zorlanıyoruz.
O yüzden düşmanız kendimize...
Kendi yaptığımız herşeyi başkası yaptığında lanetleyerek mutlu olmaya çalışıyoruz.
Şolohov ünlü romanında bu duygu halini çok iyi anlatır.
Bizim buralar için neredeyse çok sıradan ve sıkıcı bir hikaye bile olabilir aslında…
Çünkü hepimiz o kadar öyleyiz ki…
Bu hikayeyi hemen sevemeyebiliriz.
Savaş zamanı çok az erkek vardır köyde… Sehvet şeytanı dolaşır köyün içinde…
Ama gündüz vakti herkes tanımamazlıktan gelir onu…
Geceleri ise, gizli gizli erkekler girer yalnız kadınların evlerine…
Herkes bilir ne olduğunu ama hep birlikte görmezlikten gelirler.
Yalnızca genç bir delikanlıyla evli bir kadın açıkca yaşarlar yasadıklarını…
Ve bütün köy onlara düşman olur, yaptıklarını ahlaksızca bulur, suçlarlar onları.
Kendileri de aynı şeyi yaparlar ama o ikisine kızarlar.
Solohov der ki ‘çünkü sadece o ikisi açıkca yapıyordu yapacaklarını.’
Bizler de Şolohov’un köylüleri gibiyiz.
Duygularını açıkça yaşayanlara, düşüncelerini açıkça söyleyenlere düşmanız.
Barışmıyoruz onlarla.
Korkarım bu toplumun, dürüstlükle, açılıkla, gerçek duygularla barışması, Kürtlerle Türklerin barışmasından da zor olacak.
Yıllarca küçük ve dünyaya kapalı bir köy gibi yaşamanın sonuçları belki de bunlar.
Dürüstçeyi yaşamayı günah ve ayıp gören ortak bir köylülük.
Böyle sığ bir köylülüğün “tek hayat biçimi” olarak kabul edilmesinin istendiği bir dönemde “büyük barışı” yaşamaya hazırlanıyoruz şimdi.
O barış umarım olur.
Ama biz kendimizle, gerçeklerimizle, duygularımızla nasıl barışacağız, duyguları, arzuları, mutluluğu ayıp sayan bir köylülükten nasıl kurtulacağız?
Biz bu çağla nasıl barışacağız?
Öyle çok düşmanlıklarla kuşatmışız ki kendimizi yapmamız gereken çok barış var.
Galiba en zoru da, kendimizle barışmak olacak…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2016
28.02.2016
26.02.2016
21.02.2016
17.02.2016
10.02.2016
5.02.2016
31.01.2016
29.01.2016
27.01.2016