Süleyman Seyfi Öğün
15 Temmuz 2016 ‘da yaşananların sene-i devriyesini idrâk ediyoruz. Bu ilki. Elbette ki, bu sene zarfında 15 Temmuz’un doğrudan etkisini hissettik. Her şey son derecede tâze. Yaşananlar ve yaşayanlar ortada. O hâlde hatırlamak hiç de zor değil.
Doğrusu ömr-ü hayâtında, bilinçli olarak iki askerî darbeye şâhitlik etmiş birisi olarak, 15 Temmuz gecesinde ilk aklıma gelen, dehşet verici bir manâsızlık ve çökmüşlük duygusuydu. “İşte geldik, işte gidiyoruz” dediğimiz bir hayat evresinde, herşeyin geriye sarmasına şâhitlik etmek gibi bir tâlihsizlik herhâlde az bulunur. İnsan hiç değilse; “Evet hayâllerimizin pek çoğunu yaşayamadık. Dünyâyı değiştiremedik. Ama en azından bizden sonraki nesiller 12 Eylül gibi bir felâket yaşamayacak” demeyi istemez mi?
Doğrusu , ilk başlarda bu kalkışmanın çok sınırlı bir kalkışma olduğu ve hemen bastırılarak üstesinden gelineceğini düşündüm. Ama; TRT’nin basılıp , o aşağılık metnin o zavallı spikere okutulduğunu görünce; beynimin birden nasıl zonklamaya başladığını anlatamam. Sanki geçmişe yolculuk başlamıştı. Total Recall; hem de en kötüsüne. 12 Eylül 1980’de de aynı şey olmuştu. Demek ki memleket bu darbenin etkilerinden daha arınamadan hayâtımın üçüncü darbesine şâhit oluyordum. Üstelik çok derinlerden gelen ve tahminimden çok daha kapsamlı bir kalkışmaydı bu.
Daha sonra gördük ki, bu kalkışmanın ve darbe girişiminin aktörleri öyle bildik subaylar değilmiş. Yakalananların, bastırılanların o mide bulandırıcı sûretlerine ve ifâdelerine baktıkça idrâk ettik bunu. Darbenin amacının tek başına darbe yapmak olmadığını anlamak dehşet katsayısını arttırdı. Meğer bu kalkışma, çok daha büyük bir çatışma ortamının fitilini yakmayı hedefliyormuş.
Darbelerin bildik amacı kendilerine göre, faşizan da olsa bir düzen tesis etmektir. Önce kaos ortamına gözyumulur; olaylar insanları canlarından bezdirdiği bir noktaya geldiğinde “idâreye el konulur”; Anayasal düzeni yeniden tesis etmek “içün” harekete geçilirdi. Hâlbuki 15 Temmuz’da kurgu benzer olmakla birlikte istenen çok başkaydı. Darbeciler, direnmesi mümkün ve muhtemel olan odaklara acımsızca saldırıyor ve Türkiye’nin esas ve çok daha kapsamlı daha büyük bir darbe karşısında iyice güçten düşmesi isteniyordu. Yurtta Sulh Konseyi denilen ucûbenin bildirisi bunun en büyük ıspatı olarak göründü bana. Memlekette acâip bir ekonomik kriz; yokluk, yoksunluk yaşanmazken; ekonomik krizin toplumu iç savaşın kenarına getirdiğinden bahsediliyordu. Bu kadar ahmaklığın, ahmaklıkla açıklanabileceğini sanmıyorum. Halkın, bu müdahaleyi onaylamayacağını, sokaklara ineceğini kestirmişlerdi. Kanâatimce bu da plânın B evresini oluşturuyordu. Sokağa inen ve darbeye karşı çıkanları kurşuna dizeceklerdi. Ama yine kanâatimce; esas yapılmak istenen sokakta bir Kürt-Türk ve Alevî-Sünnî çatışmasını başlatmaktı. “Kardeşlerimizi öldürüyorlar” bahanesiyle PKK’nın ve DHKP-C’nin işgâl plânı devreye; ihtimâl, tam bu noktada sokulacaktı.
Düzeni tesis etmek “içün” yapılan bir darbenin başarısızlığı; darbe ihtimâlini ortadan kaldırmaz. Tam tersine daha da kuvvetlendirir. Başarısız olmuş ve iç savaşı başlatmış bir darbe girişimi, olsa olsa “esas” darbeyi meşrûlaştırmayı sağlar. Bunun da ya uluslararası bağlantısı çok kuvvetli olur; veyâ doğrudan uluslararası bir müdahaleyle başarılır.
Çok şükür ki bunların hiçbirisi olmadı. Kitle ve müesses nizamın güçleri; bu senaryoyu yazanları bile şaşırtacak bir atiklikle duruma hâkim olmayı başardı. Hiç kimse oyuna gelmedi. Ortak bir duruşla tehlike püskürtüldü. 15 Temmuz bize çok mühim pek çok şey öğretti. Ama bunların en başta geleni; darbelerden daha tehlikeli olanın; darbe içindeki darbeler olduğudur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019