Talat ULUSOY
İlk illet, okuma ve yazma yetisinin yitimi. “Harf Devrimi” ile başlayan, etkileri bugün de var olan bir süreç bu. Okur-yazarların bir gecede “cahil” sınıfına sokulduğu, “eski yazı”nın imha sürecinin başlangıcı olan bir devrim bu. Sonuç: Geçmişiyle ilgili bir yayın ya da belgeyi okuyup inceleyemeyen insanlar topluluğu. Eski yazıyı okuyabilseniz de, aradığınız şey ya “imha” edilmiştir ya da “yasak” edilmiştir! Ne 1915’in, ne 1922’nin kritik günlerine ait gazete veya belgelerin var olması buna örnektir.
Okuma, yazma yetisinin yitimi üstüne bir de “Dil Devrim”i binince, konuşma, konuşup anlaşma yetisi de yitirilmiştir. Bu illetin en belirgin dışavurumuna seçim sürecinde tanık olduk. İktidar ve ana muhalefetin toplantılarında kürsülere, alanlara küfür, aşağılama, nefret dolu erkek dili egemen oldu. İnsanca konuşup anlaşmanın kalmadığını görmek için, trafikteki kavgalara bakmak yeter.
ÇIKTIK AÇIK ALINLA
Hepsiyle birlikte “tevhid-i tedrisat”, yani “eğitim devrimi” ile hafızalar silindi, bin yılda biriktirilmiş toplumsal hafıza “on yılda on beş milyon genç yaratarak” yok edildi! Bugün tam bir “toplumsal hafıza kaybı” içinde “barış ve demokrasi” arıyoruz.
Bu memlekette barış ve demokrasi sadece seçimler, görüşmeler veya yeni bir anayasa ile sağlanacak şeyler değildir.Geçmişinden tamamıyla kopmuş olmanın getirdiği illetlerden kurtulmak şart. Tedaviye illetlerimizin varlığını kabul ederek başlamak gerekiyor. “İnkılâp Tarihi”nin esaretinden kurtulup, geçmişine bilinçle sahip çıkabilen bireyler olabilmek gerekiyor.
Seçimlerde AK Parti adaylarına “evet” demeye kararlı olanların, aynı zamanda AK Parti hakkındaki “usulsüzlük/ yolsuzluk” iddialarının adli takibini “erteleme” çabalarına da “hayır” diyebilmesi nitelikli bir davranış olacakken, sessiz kalmak, “millet beni akladı” gibisinden bir “hile-i şer’iye” ile aldatılmak bir başka illetli durumu gösterir. Toplum doğru yerde doğru tepkiyi verememektedir. Buna karşılık “yolsuzluk yapan gider” beklentisi de doğru bir tepki değildir. İttihatçı Cumhuriyet tarihinde “yolsuzluk” iddiasıyla çekilmiş bir tek hükümet yoktur ki!.. Bu beklenti “hafızası silinmiş ve formatlanmış” şehirli ve modernlerin “hafıza yitimi” hâlidir.
İSTİKLÂL HARBİ DİZİSİ
Açıkça “usulsüz” olarak evlerde saklanan paralar “soruşturulma”ya kalkışılınca duyurulan “darbe” tehlikesine karşı “İstiklâl Harbi” ve seferberlik çağrısı, Mustafa Kemal’in Askerleri cephesinde pek itirazla karşılanmadı. Neden? Nereden gelirse gelsin, illâ bir “darbe” gelsin özlemi mi yol açtı bu tepkisizlik hâline?!
Kişiye yönelik bir suçlamanın “darbe” olarak tanımlanıp yargı yolundan kaçırılması ve bunun, demokrasi adına saygınlığının korunması gereken “sandık” ve o sandığa giden millet kullanılarak yapılmaya çalışılması da en hafifinden “seçmeni kötüye alet etmek” tanımını hak eder. “Darbe geliyor” korkutmacası ile, yakın tarihimizdeki “komünizm gelir” korkutmacası arasındaki benzerliği okumuşların hatırlayamaması “hafıza yitimi” durumudur.
Her sandığa gidiş “İstiklâl Harbi!”, her iktidar mücadelesi bir “cihat” olarak algılandığında; savaşta “düşman”ı imha etmek, seçimde muhalefeti “sandığa gömmek” olarak görülüyor. Sandığı ölümle eşlemek, sandığı mezar çukuruyla bir görmek, bütün illetlerin üstüne tüy dikiyor.
BEN GÜZELE GÜZEL DEMEM...
Gezi’den beri özgürlükler kısıtlandı, baskılar arttı. Bu, AK Parti’nin “darbeyi önlemek için” bile bile uyguladığı çok açık bir gerçek. Ama kalkıp da “Cumhuriyet tarihinde böyle bir diktatör görülmedi” demek, geçmişin yüzleşilmemiş suçlarını adaletsizce affetmek, ya da hiç olmamış saymak oluyor.. Bu da tam bir “amnezi” hâli. Tek partili yıllar demokrasinin “altın çağı” mıydı?
Başbakan Erdoğan “diktatör” oldu ya da oluyor. Söylenen bu. Bizde diktatöre diktatör demek “ayıp, günah ve suç” sayıldığı için “diktatör” sıfatını geçerek şu soruyu kendimize soralım: Birinci İstiklâl Savaşı’nın önderi “Tek Adam” olabiliyor da, İkinci İstiklâl Savaşı’nın önderi niye “Tek Adam” olamasın ki?! Üstelik birincinin ikinci kadar da seçmen desteği olmamıştı. Kanıtı 1930 yerel seçimlerinde Serbest Fırka adaylarına verilen oylardır. Burada da bir “hafıza yitimi” hâli yok mu?
“Tarihimizde böyle büyük yolsuzluk görülmedi!” Alın size “silinmiş hafıza” eseri bir feryat! Yahu, haydi tarihin unutturuldu, dört işlemi de unutmadın ya! Gasp edilen (yani cana kastedilerek el konulan) Hıristiyan mallarını, bu “Büyük Yolsuzluk” ile gelen servetlerin hesabını yapmadan “büyük” tespitini nasıl yaparsın?
SEVAP SAYILAN GÜNAHLAR VAR MIDIR
Şöyle düşünüyorsan böyle bir tespiti rahatça yaparsın: Türklüğün menfaati için yapılan yolsuzluk yolsuzluk değildir. Bu anlayış, 1915’ten bu yana “bağzı” yolsuzluklara yolsuzluk dememenin anahtarı olmuştur. Yolsuzlukla suçlananların yargı önüne çıkmasının engellenmesi için verilen mücadeleye de, bugün de tanık olduğumuz gibi, “istiklâl mücadelesi” demek o günden beri âdet olmuştur.
Tarihiyle yüzleşmemiş, sadece kendi “mağduriyet”i veya “zafer”i üstünden tarih inşa edenlerin, “yaratılanı Yaratan’dan ötürü” değil de, “kendi gibi olduğundan ötürü” sevenlerin, “usulsüz” saklanan paraları kişisel menfaat için değil de, ulusal veya dinî faydalar için elde edilen “helâl” akçeler olarak görmesi anlaşılır bir durumdur.
Boş yere birbirimiz üzmeyelim, Türkiye’nin sorunu iktidar ile muhalefet arasında tercih sorunu değildir. Çözmemiz gerek; “bizi (İslâm ve Türk) kimse sorgulayamaz” anlayışındaki dindarlık ve milliyetçilikten kurtulup, hiçbir suçun kahramanlığa, hiçbir günahın sevaba tahvil edilemeyeceği bir toplumsal mutabakata nasıl varacağımızdır.
*Yüzleşme Atölyesi
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2020
20.09.2017
18.07.2017
11.01.2017
16.09.2016
10.01.2016
29.10.2015
10.09.2015
21.04.2015
14.04.2015