Talat ULUSOY

Mustafa Suphi ve yoldaşlarının 28-29 Ocak 1920 gecesi Karadeniz’de boğularak öldürülmelerinin üzerinden yüz yıl geçti. Bu vahşet fiilinin faili ayan-beyan idi, lâkin “kuruculuk” süreci de dahil, her “devletli” vahşeti bugüne kadar hep ” faili meçhul” sayfasına yazıldı.
Oysa “Onbeşler”in faili meçhul falan değil!
M. Suphi ve yoldaşları daha Trabzon yollarında iken Büyük Millet Meclisi’nde yapılan gizli görüşmeler var (Bkz. Büyük Millet Meclisi 136 nolu toplantı Gizli Oturum Tutanakları). Latin alfabesine aktarılmış bu tutanakları okuyan ve aklını “İttihatçı” zihniyetle yememiş her kişi neyin ne olduğunu anlar. Ama yetmez! Nüfusun çoğunluğuna “İttihatçı Kurtuluşu” bir “Ulusal Kurtuluş” olarak belletilmiştir. Yüz yıllık geçmişin kilidi buradadır.
Bu gizli oturum tutanaklarının Osmanlıca asılları ve telgraf, mektup gibi ekleri “tbmm tutanaklar” sayfasında yoktur! Neden acaba? Onlar da yayınlansa, hâlâ tartışmalara konu olan “gölgelenmiş” noktalar açıklığa kavuşabilir. Üstelik yayınlanan tutanakların çok kritik yerleri “okunamadı” şerhi ile geçiştirilir.
“Katil kim” noktasında görüş birliği var: Katil Yahya Kaptan. Ancak, “ölüm emrini veren kim” ya da “katil kimin adamı” sorusu hâlâ tartışma gündeminde. Ancak, “katil kim”, “katil kimin adamı” veya “emri veren kim” tartışmaları, Suphi ve yoldaşlarının Ankara’ya gelişlerinin nedenlerinin ve Anadolu’ya dönüşlerinde aktörlerin düşünce ve davranışlarının anlaşılması için gerekli çalışmaları geri plana itmektedir.
Bu amaçla ilk soruya şöyle gireyim: “M.Suphi ve yoldaşları “Kurtuluş Savaşı”na katılmak için yola çıktı” ve “Anadolu emperyalistlerin işgali altındaydı” kabulleri bugüne kadar tartışılmadan olumlandı. Neden?
Evet, bir “Kurtuluş Savaşı” var. Solda, komünistler arasında “Kutsal İsyan” diye, “Kurtuluş Savaşı’nın ateş boyları” diye, “Kuvayı Milliye Destanı” diye efsaneleştirilen bu “savaş” yeterince deşilmemiş midir?
19 Mayıs 1919 ile başlatılan “kurtuluş” süreci, düşman işgalinden kurtuluş mağduriyetine, haklılığına bağlanıyor. Bu doğru mu?
O günlere şöyle bir bakalım: 1917 Sovyet İhtilali dünyayı sarsmıştır. Rusya savaştan çekilmiştir. Emperyal amaçlarla İttifak Devletleri safında İttihatçılar eliyle savaşa sürülen Osmanlı İmparatorluğu ve müttefikleri yenilmiştir. Yenilen Almanya ve Avusturya-Macaristan, ülkelerinde esen devrim rüzgârlarıın etkisiyle Müttefiklerin barış şart ve tazminatlarını bir an evvel kabul edip anlaşır ve Müttefiklerce İŞGAL edilir... Bunun ardından İtilaf Devletleri, Sevr Barış Anlaşması’nın imzalanmasının Osmanlı kanadınca geciktiriliyor olsa da, belli başlı Osmanlı şehirlerini İŞGAL eder.
Buradaki İŞGAL kelimesi ne anlamdadır? Sözlükler iki anlam veriyor: 1- Zapt etme, istilâ etme, bir yeri ele geçirme, 2- Birisini işten alıkoyma, bir yeri geçici bir süre için ele geçirme.
Birinci şık, yani Osmanlı topraklarının emperyalistlerce ele geçirildiği kabulü, tartışmasız “doğru” kabul edile geldi ve “kurtuluşçu tarih” ile yüzleşmenin önünü kesen ana “yanlış” da bu oldu. Çünkü emperyalist işgal ulusal kurtuluş direnişini haklı kılıyor ve geniş bir sol kesime de “kurtuluş konforu” sağlıyor!
Oysa doğru olan ikinci şıktır. Yenilen taraf yeniden “savaş silahı”na başvurmaktan alıkonulacak ve savaş suçlarından yargılanacaktır. Bu amaçla savaşın galiplerinin geçici bir süre işgalidirAnadolu topraklarında olan . (Bu yazının kalanında (aksi belirtilmedikçe) geçen “işgal” kelimesinin anlamı böyle okunmalıdır.)
Şimdi, pek ele alınmayan bir başka noktayı , İttihatçıların “kurtuluş”tan sonra linç ettiği Ali Kemal’in sözleriyle açalım:
“İzmir işgali,..olmasaydı, İttihat ve Terakki ölmek üzereydi. Hatta ölmüştü, dirilmeye savaşıyordu. Ama bir türlü başaramıyordu. Türkler ve Türklük için üzücü bir geçmişin cinayetleri, o cinayetten daha ağır siyasi hataları altında ezilmiş, kalmış, kımıldanamıyordu…Fakat işte o İzmir felaketi ortaya çıktı. Bu zavallı millet ta can evinden vuruldu….”(1)
İttihatçılar İzmir’i İtalyanların işgal etmesini istiyor ve bekliyordu. Sovyet ihtilali ile sıkışan İngiltere İtalya’nın On İki Adalar ve İyonya üzerindeki niyetlerinden kuşkuluydu ve bu durumun da etkisiyle İzmir’e Yunan kıtalarını çıkarttı. İzmir’in önde gelen İttihatçıları İtalyan işgalindeki Antalya’da kamp kurdu.
İttihat Terakki’nin “yedek kıtası” Yunan işgalini fırsat bilip harekete geçti. Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin (BMM) açılışı bu harekatın ilk önemli meyvasıdır ve BMM’de militan İttihatçıların ve Ermeni tehcir ve kırımında rol alanların büyük ağırlığı vardır. Nitekim İstanbul’da başlamış olan “Ermeni tehcir ve kırımı” suçlularının yargılanmasını, engellemek için İttihatçıların yapmadıkları kalmaz ve kaçırabildikleri sanık ve suçluları da Ankara’ya getirirler. Hal böyle olunca “İşgal Kuvvetleri” “soykırım”dan hüküm giymiş olanları Malta’ya götürmek zorunda kalır. İttihatçılar yine pes etmeyecek, İngiliz Yarbay Rawlinson’a karşılık Malta’daki hüküm giymiş suçluları Kasım 1921’de takas ederek, Ankara’ya getirip BMM’ye katacaktır!
“Kurtuluş Savaşı”nın görünen yüzü, Yunan’a karşı savaştır, lâkin arka planda sürdürülen Pontos’tan Ortodoks Osmanlı vatandaşlarının şiddetle sürülmesi için ve Doğu ve özellikle G.Doğu’da yurtlarına geri dönmek, mallarını geri almak isteyen Ermeni vatandaşları oralara sokmamak, kovmak için yürütülen çete savaşlarıdır. Bütün Karadeniz kıyıları boyunca Hıristiyan Osmanlı vatandaşlarına karşı yürütülen çete savaşları vardır. Batı Anadolu’daki Ortodoks Hıristiyan vatandaşlara karşıyürütülen çete savaşları vardır. Bunlar resmi tarihte “Kuvayı Milliye” diye geçer. Açın bakın BMM tutanaklarını, suçlulardan “kuvvacı” teşkili için kaç “af kanunu” çıkarılmıştır!
Biraz aklı çalışan, biraz vicdanının sesini dinleyen herkes düşünsün: Yunan kuvvetlerinin İzmir’de, Batı Anadolu’da tutunma, oraları “feth” etme imkânı var mıydı? İstedikleri kadar İngiltere desteği arkalarında olsun, bunun imkân dışı olduğunu her “askeri” uzman bilir, ama doğruyu teslim etmez.
Neden BMM’de Pontos ve Ermeni malları meselesi İzmir’in işgalinden daha çok gündem konusudur? İsteyen açsın, günden maddelerini tarasın, hakikat ayan beyan meydanda!
Gerek Komintern, gerek bizzat M.Suphi Ankara’nın, BMM’nin bu halini bilmiyor muydu?..
Bir diğer noktayı Mustafa Suphi’nin özgeçmişinden izleyelim:
“Tanin, Servet-i Fünun ve Hak gazetelerindeki makalelerinde kâh özel teşebbüsçülüğü kâh devletçiliği öneren Mustafa Suphi, 1911’de Selanik’te İttihat ve Terakki’nin 4. Kongresi’ne katıldı. Kongrede İktisat Vekili olmak isteği yerine getirilmeyince İttihatçılara küstü ve Ferit (Tek) ve Yusuf (Akçura) Beyler ile Milli Meşrutiyet Fırkası’nı kurdu...”(2)
Bugünün anlayışıyla o günlerin ayrışmalarını “sağ” veya “sol” diye sınıflandıramayız, ancak “inkılapçılık” zihniyetinde ortaklaştırabiliriz. Hepsi “Fransız İnkılabı” hayranıdır, ama bunu öteki İttihatçılara kıyasla iyi bilen Mustafa Suphi’dir.
Yani, Mustafa Kemal de, Enver de M.Suphi’yi yakından tanır. “İnkılapçılık” konusunda bir süre birlikte yol almışlardır. Sadece “komünist” olduğu için değil, onun kişisel özelliklerinden de çekindikleri için aralarında görmek istememiş olabilirler.
Can alıcı soru ise şudur: Bolşevikler, Komintern İ ttihatçıların yaptıkları Ermeni kırımını bilmiyor olabilirler mi?
Enver gibi bir savaş ve soykırım suçlusunun devrim topraklarında at koşturması, Doğu Halkları Kurultayı’nda yer alması nasıl açıklanır?
Bunları bile bile “reel politik davranıldı” kabulü etik midir?
Onbeşler’in arasına giren DerZor canisi Salih Zeki (Zor) “sızma” diye geçiştirilmeyecek kadar önemli değil mi? Bu sorunun cevabını vermeden geçmemek ve her kisveye kolayca bürünebilen tarifi muğlak “inkılapçlık” ile birlikte aramak gerekir.
“Dil farkı bilmeyiz, din farkı bilmeyiz” diyenlerin arasında neden diğer dinlerden, dillerden Osmanlı vatandaşı yoktur?
Galiba biz soykırım yapmış İttihatçıları baş tacı etmiş; savaş suçları ve suçlularını yargılamayan ve kahraman ilân eden belki de tek ülkeyiz.
Böylesi bir geçmişle, İttihatçı geçmişle yüzleşebilmek için herkesin çuvaldızı kendine batırması şarttır. Onbeşler’i anarken ilk günahkar ben olayım istedim.
Dipnotlar: 1- Peyam 13 Ağustos 1919, s.1 “Basübadelmevt”,
2- Kemal Yalçın, “Mustafa Suphi ve 15 Yoldaşı’nı öldürenler ve tarihi gerçekler”, 30 Ocak 2016, Gelsenkirchen.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Bir Çuvaldız: ONBEŞLER ve “KURTULUŞ”UN GÖLGESİ
28.01.2020 - İzmir’in Hafızası
20.09.2017 - 15 Temmuz Bayramı Kutlu Olsun!
18.07.2017 - Yüz Yıllık “Anayasa Paketi”
11.01.2017 - İzmir Hatırlıyor! Geçmişi Unutmuyor!
16.09.2016 - ISPARTALIYANLAR VE KORDON’DAKİ KONAK
10.01.2016 - Böyle cumhuriyetin nesini kutlayayım…
29.10.2015 - İzmir hatırlıyor: İzmir’in kurtuluş ve ganimet bayramı
10.09.2015 - Buyurun, işte belge!
21.04.2015 - Ermenilerle uyuşmak söylentileri
14.04.2015
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları































































































Cem Kürşad
Utanmaz adam.. Ayakta durmaya çalışan Osmanlı’nın başına leş kargaları gibi üşüşen , sırf paylaşım için 1. Dünya savaşını çıkartan Batılının ve onun Yunan ve Ermeni ayakçılarının işlediği suçlardan hiç bir yazında bahsetmiyorsun . Muhtemel etnik kompleksinin verdiği hezeyanla işin gücün Türk’ün bu çağın başında verdiği hayatta kalma mücadelesine kara çalmak . Sana tek söyleyecek laf var ; “ katranı kaynatsan olur mu şeker, Cinsini *iktiğim cinsine çeker..”