Ufuk COŞKUN
Türkiye, neredeyse 30 yıldır başkanlık sistemini tartışıyor. Bu tartışmanın önemli nedenlerinden biri; mevcut parlamenter sistemin kuvvetler ayrılığı ilkesini tam anlamıyla hayata geçirememesidir. Koalisyon hükümetleri döneminde yürütmenin, güçlü hükümetler döneminde de yasamanın engellendiği birçok örnek var. Diğer taraftan Türkiye’deki mevcut parlamenter sistemde güçlü hükümetlerin TBMM’nin şefi gibi işlev gördüğü gerçeği ile karşı karşıyayız. Burhan Kuzu’nun ifadesiyle asıl diktatörlüğe yatkın sistem mevcut parlamenter sistemdir. Amin Maalouf “Ölümcül Kimlikler” adlı kitabında ‘Demokrasilerde kutsal olan mekanizmalar değil değerlerdir’ der. Tüm yetkilerin başbakanın elinde toplandığı parlamenter sistemi kutsallaştırmamak gerekir. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin hayat bulduğu, daha şeffaf daha demokratik daha özgür en önemlisi de parlamentoyu daha etkin ve işlevsel hale getirecek bir sistemi neden gözlerimizi kapatalım.
Bugün ‘CHPMHP’ partisinin başını çektiği bir kesim tam da bu noktada başkanlık sistemine karşı çetin bir savaş açmış durumda. Mevcut sistem en çok kendilerine zarar vermesine ve önlerini tıkamasına rağmen başkanlık sistemine ezber laflarla muhalefet etmektedirler. Onlara göre başkanlık sistemi diktatörlüğe, tek adam yönetimine yol açacak olan bir sistem. Bir kesime göre de ileriye dönük eyalet sistemini de beraberinde getireceğinden bu sistem aynı zamanda bölücü bir sistem! Bilmeyen de muhalefetin ülkenin en özgürlükçü, en demokrat en barışçı, bireysel özgürlüklerin teminatı bir kesim olduğunu zanneder. Kasıtlı olarak Güney Amerika ülkelerinden örnekler veriliyor. Oysa Güney Amerika gibi ülkelerde her darbe sonunda ortaya çıkan başkanları başkanlık sitemiyle bağdaştırmak çok yanlıştır. Çünkü o tür sistemler başkanlık değil başkancı sistemlerdir. Yani gücün hukukta tecelli ettiği ceberut devlet anlayışının bir tezahürüdür. Bunun için Güney Amerika ülkelerinden örnekler vermeye bile gerek yok. Daha yakın bir zamanda bir örneğini de biz yaşadık.12 Eylül darbesini yapan cuntacılar Milli Güvenlik Konseyi’ni aynı zamanda başkanlık sıfatını da vermişlerdi. Konsey Başkan ve üyeleri 18 Eylül 1980 tarihinde yemin etmişlerdi. Bakın o gün Kenan Evren devlet başkanı sıfatıyla yemin etmişti;
"Devlet Başkanı, Milli Güvenlik Konseyi ve Genelkurmay Başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin içinde bulunduğu bütün sorunları, Atatürk ilkelerine bağlı kalarak, adalet, hukuk ve insan hakları prensiplerinden ve vicdani kanaatlerimden başka bir tesir altında kalmaksızın ve hiçbir karşılık beklemeksizin çözümlemek amacıyla kendimi Türk milletine adadım."
Milli Güvenlik Konseyi'nin aldığı ilk kararlardan biri de 20 Eylül 1980'de deniz kuvvetleri komutanlığından ayrılan Bülent Ulusu'yu başbakanlığa atamak olmuştu.
Oysa bugün Türkiye’de konuşulan başkanlık sistemi başkanın ve meclisin halk tarafından seçilecek olduğu yani tek yetkinin halkta olduğu bir sistemdir. Burada halkın oylarıyla seçilecek iki güç oluşuyor. Koalisyona hiçbir şekilde meydan verilmeyen bu sistemde kuvvetler ayrılığı ilkesi de hayata geçirilmiş oluyor. Bu sistemde başkanın ve meclisin görevleri net olarak belli. Parlamentonun görevi yasa yapmak başkanın görevi ise yasaları uygulamak. Burhan Kuzu’nun ifadesine göre evet, burada başkanın yetkileri var ancak meclisle iyi geçinmesi kaydıyla. Başkanın meclisi feshetme yetkisi olduğu gibi parlamentonun da başkanı görevden alma yetkisi bulunmaktadır. Ne var ki her iki durumda da hem meclis hem de başkan yeniden seçime gitmek zorunda. Yani siyasetin tıkandığı durumlarda gidilecek yer belli; halk. Peki, bunun neresi diktatörlük?
Mesele şu;
Türkiye yıllardır mahkûm olduğu dar, vizyonsuz, tekçi yapı ve sistemlerden yavaş yavaş kurtularak geleceğe dönük ürettiği sağlam politikalarla küresel bir devlet olma yolunda adım adım ilerlemektedir. Kuşkusuz bu muhalefete göre arzu edilen bir şey değil. Yıllardır en temel insan haklarını bile resmi ideolojiye engel teşkil ettiği gerekçesiyle engelleyen sürekli insanı kısıtlayan bu dar, ufuksuz, vizyonsuz kesime göre ülkeyi nefes aldıracak, önünü açacak hemen her yeni adım gereksiz ve anlamsız. Bu yüzden CHP ‘biz olduğumuz sürece başkanlık sistemi gelmeyecektir’ diyebiliyor. Biz de diyoruz ki; artık isteseler de istemeseler de yeniliğe alışacaklar. Türkiye bu dönemde mutlaka başkanlık sistemine geçmelidir. Halkın iktidarlığını sembolize eden yeni bir anayasa da mutlaka hayat bulmalıdır. Yeni, özgürlükçü, adaleti ve hukuku herkes için tesis eden bu anayasada tüm farklılıklar kendini bulmalıdır.
Yeni sosyolojiyle birlikte yeni bir siyasi ufuk gelişmelidir. Bu siyasi ufka mensubiyet duyanın etnik kimliğine, diline, inancına, mezhebine bakılmamalıdır. Temel hedef; ülkenin hemen her alanda kalkınması, daha özgür ve demokratik bir ülke olması yönünde olmalıdır. Yeni Türkiye her alanda yenileşmeye açık bir Türkiye olmalıdır. Başkanlık sistemi ve eyalet sistemi başta olmak üzere her yeni model rahatlıkla tartışılmalı ve öncelikle bu ülkede yaşayan insanlara sorulmalıdır. Kısacası hem içeride hem de dünyada etkin bir ülke olmak istiyorsak sürekli yeni anlayış ve modellerin peşinde koşturmalıyız. Eğitim sistemini de CHP’nin elinden artık kurtarmalıyız. Yeni nesillere bu ülkede her kesimle birlikte özgürce yaşamanın ne denli kıymetli bir değer olduğunu artık öğretmemiz gerekiyor. AK Parti ise özellikle bu dönemde etrafında çöreklenen çıkarcı kesimlerle değil gerçekten ülkesinin demokratikleşmesinde ve kalkınmasında çaba sarf edenlerle yoluna devam emelidir.
twiter.com/sivildemokrat
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.06.2019
19.06.2019
14.05.2019
2.05.2019
8.02.2019
22.03.2019
7.02.2019
25.02.2019
21.02.2019
18.02.2019