Ufuk COŞKUN
Biri eline ip almış ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanını asmakla tehdit eder diğeri sosyal medyada yargılanacakların listesini hazırlar, öbürü sonu Menderes gibi olacak der bir diğeri sürgün etmekle, kazığa oturtmakla, dövmekle tehdit eder vs. Nesiniz siz? Eşkıya mısınız? Yoksa kendinizi hala ülkenin sahipleri olarak mı görüyorsunuz? Geçmişte olduğu gibi istediğinizi asabileceğinizi, kesebileceğinizi, kafalarına kurşun sıkabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Hepimize dönük açıktan yapılan bu tür tehditler ortadayken birileri de çıkıp utanmadan “ülke 12 Eylül’den beter bir halde”, “1930’lu yılların tek partili dönemini yaşıyor” dahası “28 Şubat’tan daha ağır şartlar var” diyebiliyor! Siz bizimle kafa mı buluyorsunuz? Gezi’de bu ülkenin seçilmiş liderine en ağır hakaretlerde bulunacaksınız, tüm şehri talan edeceksiniz, sivil iradeyi hiçe sayıp büyük projeleri yaptırtmayacağız dayatmasında bulunacaksınız, barış ortamını hedef alacaksınız, sivil siyaseti kilitlemeye çalışacaksınız sonra da kalkıp faturayı bu ülkenin ehl-i vicdan sahibi demokrat ve özgürlükçü yazarlarına keseceksiniz.(!) Siz hangi cüretle liste yayımlıyor, yargılamaktan, asmaktan, kazığa oturtmaktan bahsedebiliyorsunuz? Diyarbakır cezaevini mumla aratacaksınız öyle mi? Boşuna heveslenmeyin. Hayalini kurduğunuz eski Türkiye artık bir daha geri gelmeyecek. Bu ülkede çok insan astınız yetmedi zehirlediniz, çok insanın canını yaktınız, çok insan sizin yüzünüzden mağduriyet yaşadı. Bu insanlar bir daha sizin yüzünüze bakar mı sanıyorsunuz? Bundan böyle kendiniz çalıp kendiniz oynarsınız. Geçti o günler.
İmtiyazlı, ayrıcalıklı, güç ve nüfuz sahibi olan işte bu sınıf, yıllardır ülkede yaşayan farklı kesimler üzerinde baskı kurdu. Öyle ki kendilerini tanrı zannetti bu insanlar. İnsanın doğasına/fıtratına bile müdahale ettiler. İnsan ve değerlerine yönelik amansız bir savaş açtılar. İnsanı yok sayıp görmezden geldiler. Türkiye Cumhuriyeti standartlarına/kriterlerine uygun yeni bir insan yaratma çabası içerisinde oldular. Zorla, baskıyla ve silahla… Bu diktatör heveslisi yarı tanrı, müdahaleci kesimlerden az çekmedi insanlar. Öyle acımasız planlar hazırladılar ki bu planların uygulamaya sokulmasıyla kimse istediği gibi düşünemeyecek, inanamayacak ve konuşamayacaktı. Koşulsuz itaat istendi insanlardan... Yıllardır halkın iradesini, tercihlerini hiçe sayanlar, halkı mantıksız bulanlar, aşağılayanlar, dışlayanlar ve onları işe yaramaz kalabalıklar olarak gören bu zalimler karşısında son on yıldır çetin bir mücadele yürütmekteyiz. 7 Haziran’a sayılı günler kaldı. Türkiye’nin kaderini, geleceğini belirleyecek çok mühim bir oylama yapacağız. Evet, bu ülkede son 10 yıldır yaptığımız her seçim çok önemliydi. Çünkü her seçim ülke için açılan bir kapı demekti. Her seçim sonrası eski Türkiye’nin masum insanlar üzerindeki baskısını azalttık. Her seçim sonrası insanlar biraz daha nefes aldılar. 7 Haziran ise bu anlamda son virajdır.
Şu sıralar yaşadıklarımızın bir anlamı var. Kendi adımıza, kendimiz için bir yol çizme aşamasındayız. Yıllardır bu ülkede her kesimden insanı mağdur eden, dışlayan ve yok sayan, çocuklarımızı harcayan, insanlığımızı paçavraya döndüren, eli silahlı, güçlü, nüfuzlu üstelik devletin her türlü imkanından yararlanarak sinsi, gizli ve kirli tezgahlar tertipleyen ülkede kaos ortamları oluşturan, ülkenin en mahrem bilgilerini dışarıya servis ederek ülkeyi başkalarının kontrolüne vermek isteyen ve bundan asla vazgeçmeyen bir zihniyetin karşısında hak, hukuk, özgürlük, ahlak ve erdem diyoruz. Hak ettiğimiz insanca yaşama adına 7 Haziran seçimlerini bir fırsat biliyoruz. Neticede er ya da geç bu ülkede insan gibi yaşayacağız. Çünkü biz buna değeriz. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Bu türlü kirli ittifaklarla bunu engelleyemeyeceklerdir. Yeter ki biz birbirimize düşmeyelim ve birbirimizden nefret etmeyelim. Oyuna gelmeyelim. Tuzağı görelim. Çünkü bugünlerde kurdukları her türlü tezgâh bizi birbirimize düşürmek adına yapılıyor. Çünkü nefretten beslenen ve güçlenen çok tehlikeli bir ihanet şebekesi ile karşı karşıyayız. İnadına insanlığımıza sahip çıkmak, inadına özgürlük, ahlak, erdem, barış, birlik ve medeniyet demeliyiz.
Türkiye artık geri dönülemez bir yola girmiştir. Bu yol insanlık yoludur. Bu yol demokrasi, hukuk, adalet, özgürlük ve ahlak yoludur. Bu yol Ortadoğu birliğine çıkan bir yoldur. Bu yol İslam ülkelerinin birliğine, dirliğine, huzur ve barışına giden bir yoldur. Bu yoldan milim sapma göstermediğimiz için milletçe hedefteyiz. Üst akıl ve içerideki iş birlikçileri bu yüzden şaşkınlık içerisindeler. İnanamıyorlar bir bakıma. Nasıl olurda sivil bir iktidar ilk defa bizim kontrolümüz dışında sivilleşmeye, bağımsızlığa ve barışa dönük politikalar geliştirir diye. Alışılmışın dışında çünkü bu gelişmeler…
Tüm engelleme operasyonlarına rağmen bir gün mutlaka hepimiz adil bir ülkenin saygın bireyleri olarak huzur içinde yaşama imkânına kavuşacağız. Bundan kimsenin endişesi olmasın. İçeriden yapılan engellemelerle bu ülkenin gururu, saygınlığı ve iradesi ayaklar altına alınmak isteniyor? Bu millet dünya kamuoyu önünde bu kadar rencide edilmeyi hak etmiyor. Evet, çetin bir dönemden geçiyoruz. Ama sonuç ne olursa olsun gelecek için umutlarımız var. Özgürlük adına, birlik beraberlik ve kardeşlik adına, barış adına, tüm dünyanın mağdurları adına umutlarımız var. Çünkü sorumluluğumuzu biliyoruz. Çünkü bizler erdem, ahlak ve vicdan sahibi insanlarız. Bu sorumlulukla yolumuza devam etmeyi sürdüreceğiz. Ne kadar engellemeye çalışsalar da ne kadar operasyonlara tabi tutsalar da asla bu yoldan vazgeçmeyeceğiz. Bunu 7 Haziran’da görecekler. Yeni sivil bir anayasa yazacağız. Tayip Erdoğan’da başkan olacak. Ve Türkiye hem Ortadoğu’da hem de dünyada etkili, güçlü bir ülke haline gelecektir..
twitter.com/sivildemokrat
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.06.2019
19.06.2019
14.05.2019
2.05.2019
8.02.2019
22.03.2019
7.02.2019
25.02.2019
21.02.2019
18.02.2019