Ümit KARDAŞ
Modern insan hayatını ister para ister şöhret ya da güçle doldursun bir boşluğa düşmüş durumda. Bir aile kurmak, iş sahibi olmak ya da siyasi bir kurtuluş vaadi bu boşluğu doldurmuyor. Modern dünyanın bilimsellik sınırları içinde kalması bu boşluğa katkı sunuyor. Bilgelik ise dışlanmış durumda. Oysa bilgi bize dünyanın ne olduğunu söyler, ne olması gerektiğini değil. Bunun sonucu eve, eşyaya , mülke, şöhrete, güce bağlanmak insanı bir tür kayıtsızlığa sürüklemekte.
İnsan sonu olan bir varlık. Sonlu olmanın yarattığı sorularla, benliğini ve özellikle tinsel yanını yok ederek ya da umutsuzluk yolunu göstererek baş edemez. Tüketim hırsıyla kuşatılan insana “niçin” sorusu kendisini dayatmakta. Bir tarafta çok çalış ya da bizde giderek artan bir şekilde olduğu gibi kolayca kazan ve lüks içinde tüket kuşatması diğer tarafta ölüm karşısında sorulan “niçin” sorusu. Anlam sorunu modern insanın hayatında bu çelişkiyi ortaya koymakta.
Bugünün en büyük sorunu bizzat insan sorunu olarak gözükmekte. Günümüz insanı için temel sorun insanın kendisi, “İnsan nedir” sorusudur. İnsanın biyoloji alanına giren ve beşer durumundaki hali ile, hakkında filozofun, şairin söz söylediği, dinin ve ideolojilerin ilgilendiği insan olma hali arasındaki zorlu ve çetrefil sürecin bilinmezliği devam ediyor.
Beşer tanımı içinde yer alan hayvandan farklı olarak planlı kötülük yapabilen , binlerce yıldır sürekli savaşan sapiens henüz barbar olmamaya ikna edilememiştir. Silahları, giysileri, yedikleri, mekanları değişmiş ancak beşer olma özellikleri; öldürme, katliam yapma, yağmalamadan duyduğu zevk değişmemiş, şiddet eğilimi daha da artmıştır.
Vahşi bir kavme hükmeden Cengiz Han başta olmak üzere görece medeni toplumları yöneten büyük imparatorlarla bugün medeniyeti temsil ettiği iddiasını taşıyan kapitalist-sosyalist düzenin iktidarları arasında bir fark bulunmamakta. Öncekiler “ben öldürmeye geldim” derken, medeni olduklarını iddia edenler “ben barışı tesis etmek için geldim” demekte.
Beşer, kendini bilme ( bilinç ) aşamasıyla birlikte özgürce seçme yapabilme imkanına ulaştığı ve doğanın yaratmadığı veya sahip olmadığı şeyi yarattığı ölçüde insan olma sürecine girmiş demektir.
Descartes, önce her şeyden şüphe eder, sonra da “Düşünüyorum, o halde varım.” cümlesine varır. Andre Gide “Hissediyorum, o halde varım” derken, Albert Camus, “Başkaldırıyorum, o halde varım” cümlesiyle insana özgü olan en üstün var oluşa işaret eder.
Camus’un başkaldırısı insan olma sürecinin en üstün aşaması olan seçen bir varlık olmasıyla ilgilidir. Camus bunu şöyle ifade eder: “Başkaldırıyorum, kendime, benliğime, doğaya ve topluma egemen olan düzene karşı ayaklanıyorum ve bir şeyi reddedip yerine başka bir şeyi seçebiliyorum.”
Bu anlamda insan, Jean Paul Sartre’ın deyişiyle kendine bırakılmış yani doğada kendi hayatının sorumluluğunu üstlenmek durumunda kalmıştır. İnsanın niteliği, kendi kendini nasıl inşa edeceğine bağlıdır.
Beşer kendisinin nitelik ve yaratılışını, evrenin yapısının nitelik ve yaratılışını ve kendisinin evren ile ilişkisinin nitelik ve doğasını algılarsa bilinçli bir varlık haline gelir, insan olur. ( Ali Şeriati- İnsanın Dört Zindanı-Fecr Yayınları- Ankara-2021 )
İnsan olmanın ikinci ve en üstün aşaması seçen bir varlık haline gelmesidir. Camus’un belirttiği gibi insan üzerinde egemen olan düzene karşı, doğayı tahrip eden sisteme karşı, kendi güdüsel dürtülerine karşı başkaldırabilen ve seçebilen bir varlıktır.
Varlıklı olmak mı yoksa var olmak mı? Önemli olmak mı yoksa değerli olmak mı? Açgözlü davranıp mal mülk edinmek hırsıyla şatafat içinde tüketme esrikliğine kapılmak mı yoksa bilinçli seçme özgürlüğünü tinsel dünyasını geliştirecek şekilde kullanmak, yaratma süreçlerine katılarak, neşe ve coşkuyu kaybetmeden yaşamak mı? Yaptığımız seçimler bizi ya beşer durumunda bırakacak ya da insan olma sürecine dahil edecek.
Her insan toplum tarafından kodlanır ve şekillenir. Ayrıca insan tarihin, ideolojilerin ve içgüdülerinin baskısı altındadır. Bu durumda kendi iradesiyle seçme hakkı bulunmayan kimse insan değildir. İnsan seçmeyebilecekken seçebilen ve seçiminin nedenlerini açıklayabilen kimsedir.
Beşerin yaratan bir varlık haline gelmesi insan olmanın bir diğer boyutudur. İnsan yaratıcı gücünü bilimsel alanın ötesinde sanatsal yaratış alanında göstererek aşama kaydeder.
Dünyayla benlik ve benlikle dünya arasındaki kesintisiz diyalektik süreç yaratıcılığının ayrılmaz bir parçasıdır. 1937'de, birbirinden koparılmış, yırtılmış figürleriyle, griler ve siyahlarla Guernica çıkar ortaya. Guernica tablosu, Picasso’nun, savunmasız kentin İspanyol devriminde faşist rejimin uçaklarınca bombalanmasının insanlık dışılığı karşısında ortaya çıkan boşluk ve umutsuzluğun görünümüydü. İnsanlığın üzerini örten sisli karanlık, Kafka’nın romanlarındaki gibi, modem bireyin insanlığını yitirişinin kaskatı ve içe işleyen duygusuyla örtüşmekte.( ( Rollo May-“Yaratma Cesareti”, Çev. Alper Oysal- Metis,,2023,İst.)
Yaratıcılık sınırlar gerektirir, çünkü yaratıcı edim insanı sınırlayan ve gerginlik yaratan şeyle birlikte ortaya çıkar ve sınırları zorlar. Sınırlamalar kendiliğindenliği sanat ya da şiir eseri için aslolan farklı biçimlere zorlar. “Akılsız kişiler "kendisiyle çatışmanın kendi içinde bir uyuma vardığını anlamazlar: Armoni, yay ve lirinki gibi, karşıt bir gerilimi içerir." ( Heraclitus- a.g.e)
İnsan bilinçli, seçici, yaratıcı bir varlık olarak oluş halinde olduğundan hiçbir ideolojiyle sınırlanamaz. Sartre’a göre doğadaki varlıkların önce mahiyetleri yaratılmış sonra varlıkları ortaya çıkmış olmasına rağmen, insanda varlık, mahiyetten önce gelir. Varlık olarak insan bilinmezdir. Önce varlık kazanır ama iradesiyle şekilsiz mahiyetine istediği gibi boyut kazandırır, şeklini ve rengini yani mahiyetini belirler. Sartre, irade ve seçim yapmanın insandan alınması durumunda insanın taşlaşmış ve kafes içine hapsedilmiş olacağından endişe duymaktadır.
Bu nedenle insanın oluşma süreci ideolojiler içinde sekteye uğrar. İnsan ideolojiler içinde gerçekleşmez, ideolojinin tek yönlü bakış açısı içinde gelişemez. Ancak ideolojilerin ve inançların olumlu bazı değerlerinden gelişimi için yararlanabilir.
İnsan kendini anlamlandırma sürecinin son aşamasında deruni, zor ve meşakkatli bir çaba göstermek durumunda kalır. Bu aşamayı atlatabilen insan özgür olacaktır. Özgürleşen insan sorumluluğunun bilinciyle insanlarla işbirliği içinde başka bir insanın oluşumuna ve başka yaratışlara el verecektir.
Her şey beşerden insana ulaşmakla başlar. Başlangıç noktası insandır. İnsanlığın kurtuluşu sistemlerde değil, insandadır.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025
4.06.2025
25.05.2025
11.05.2025