Ümit KARDAŞ
1789 yılında gerçekleşen ihtilal ile Fransa’da krallık rejimi sona erer ancak Fransız toplumu cumhuriyet düşüncesine yabancı olduğundan 1791 Anayasa’sıyla sınırlı bir monarşi rejimine geçilir. Yürütme gücünü kral kullanırken, yasama Ulusal Konvansiyon’a bırakılarak kuvvetler ayrılığına geçilir. Ancak bu rejim çok kısa ömürlü olur. Ulusal Konvansiyon, 20 Eylül 1792’de Krallığı kaldırır ve Cumhuriyeti ilan eder (I. Cumhuriyet).
1793 Anayasa’sıyla bütün yetkiler Konvansiyon’da toplanarak kuvvetler ayrılığına yer verilmez. Yargı ve yasama birleştirilir. Olağanüstü ceza mahkemeleri kurulur. Bu dönemde Robespierre diktatör olur ve tedhiş ortamı yaratır (Monokrasi). 20 binden fazla insan giyotine gönderilir. Halk darağacı ve giyotin görmekten bıkar. Robespierre suçlanır ve öldürülür. 1793 Anayasa’sına tepki olarak hazırlanan 1795 Anayasa’sıyla tekrar kuvvetler ayrılığı ilkesine dönülür. İlk defa çift meclis öngörülür. 500’ler Meclisi ve Yaşlılar Meclisi. Yürütme yetkisi Yaşlılar Meclisi’nce seçilen beş kişiye (Directoire) bırakılır.
21 Mart 1797’de yapılan seçimlerde oyların çoğunu kraliyetçiler alınca üç direktör 4 Eylül 1797’de ordunun desteği ile bir darbe yapar; seçimler iptal edilir ve kraliyetçiler tutuklanır. (“18 Fructidor Darbesi”) Napoleon, Direktuar üyelerinden Emmanuel-Joseph Sieyes tarafından planlanan darbenin hazırlıklarına katılır. 9 Kasım 1799 tarihinde gerçekleşen darbeyle (coup d’etat) Fransa tarihinde yeni bir dönem başlar. Kısa bir süre içinde anayasada değişiklikler yapılır ve yeni anayasa ile cumhuriyet görüntüsü altında bir diktatörlük oluşturulur.
Cumhuriyetin kontrolünü ele alan Napoleon, önce “Birinci Konsül”, 1800’de düzenlediği bir ulusal referandum sonucu “ömür boyu konsül” olur. Daha sonra, kendisini günümüzde Birinci İmparatorluk (1804–1814) adıyla anılan devletin imparatoru ilan eder. Daha sonra yönetim irsi imparatorluğa dönüşür. Ülkeyi kararnamelerle yönetmeye başlar. Ancak savaş alanındaki yenilgileri sonunda 1814’te Senato onu görevden alır ve veraset haklarını kaldırır. Kabul edilen yeni bir anayasayla irsi monarşi yeniden kurulur ve XVIII. Louis tahta çağırılır.
Napoleon yönetimden uzaklaştırıldıktan sonra oluşturulan yeni krallık dönemi, 1848’e değin sürer. Paris’in sokaklarında barikatlar kurarak, yeniden cumhuriyet isteyen devrimcilerin başlattığı 1848 Devrimleri sonucu İkinci Cumhuriyet ilan edilir (1848-1852). Meclisin ve cumhurbaşkanının, erkek nüfusun katılacağı genel seçimlerle seçilmesi kabul edilir. 1848 Anayasa’sında demokrasi ilkesine yer verilerek egemenliğin ulusta olduğu, tek dereceli seçim, gizli oy ilkeleri kabul edilir. Yasama için tek meclis, yürütme için cumhurbaşkanı ve ona bağlı hükümet öngörülür. Cumhurbaşkanlığına Napoleon’un yeğeni Louis Napoleon Bonapart seçilir.
Ancak Louis Napoleon, hükümeti etkisiz bırakarak gücü elinde toplar ve plebisit yoluyla halktan yeni anayasa yapma konusunda yetki alır ve güçlendirilmiş bir başkanlık rejimi kurar, sonrasında tertiplediği darbeyle (coup d’etat) cumhuriyeti yıkarak imparatorluğunu ilan eder. Zaten tüm hükümleriyle yürürlüğe girememiş olan İkinci Cumhuriyet Anayasası, böylelikle geçerliliğini yitirir.
1870’de Fransızların Almanya’ya yenilmesiyle Louis Napoleon devrilir ve rejim yıkılır. Rönt yıllık bir çalkantıdan sonra Fransa 1875 Anayasa’sıyla 3. Cumhuriyet’e geçer ve ancak 5. Cumhuriyet ile istikrara kavuşur.
Yukarıdaki bilgileri neden verdim. Çünkü Türkiye’de yaşananlar Fransa’nın 1792-1875 yılları arasında yaşadığı I. ve II. Cumhuriyet dönemlerini çağrıştırıyor. Cumhuriyet modernleşmesi demokrasiyi gerçekleştiremediğinden henüz biz kendi “Napoleon”larımızdan kurtulamadık. 2015’te halen saray inşa edip, sınır tanımayan bir gücü kullanmaya heveslenmek nasıl bir hâl?
Amerikalı bilim adamı Robert A. Dahl’a göre “siyasetin en temel ve kalıcı sorunu, otokratik yönetimin önüne geçmektir”. Türkiye bu sorunu yani otokratik tek adam yönetimini Osmanlı’dan bu yana aşamamakta, meşru hukuka dayalı, evrensel standartta bir demokrasiye geçişte patinaj yapmakta.
- Ülkenin sahih entelektüeli sevgili Çetin Altan değerliydi ve hep var oldu. Nur içinde ol.
www.umitkardas.com
twitter.com/umit_kardas
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025
4.06.2025