Yıldıray OĞUR
25 Haziran 1980 günü MHP Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı emekli binbaşı Ali Rıza Altınok’un kapısını kiralık evlerini gezmek isteyen biri kadın dört kişi çaldı. Altınok’un eşi Fahriye Altınok, onlara kiralık evi gezdirdi. Sonra da konuşmak ve yemek ikram etmek üzere dört kişiyi evine çağırdı. Yemekler yendi. Sonra silahlar çıkarıldı. Salona dizilen ailenin üzerine kurşunlar yağdırıldı. Kurşunlarla Ali Rıza Altınok, eşi Fahriye Altınok’la birlikte 16 yaşındaki kızları Nilgün Altınok can verdi.
Evin duvarına “Faşist yuvalarını dağıttık” yazan Marksist-Leninist Silahlı Propaganda Birliği üyesi dört kişi kaçtı. Kadın katillerden biri hapiste şiir kitabı yazdı, şiirleri bestelendi. Cezaevinde bir görüş günü çekilen fotosu Hürriyet’in birinci sayfasında “Annesine hasret” diye basıldı. 1991 affıyla da cezaevinden çıktı.
17 Mart 1978 günü gece 22:00’de moloz dökmek için İçerenköy yakınlarında taşocağına giden kamyon şoförü, köpeklerin çalıların arasındaki bir şeyi eşelediğini gördü. Yaklaştı. Manzarayı görür görmez hemen karakola haber verdi. Çevreyi arayan polis beş genç adamın cesedini buldu. Bu arada yakınlardaki gecekondulardan, arama yapan polisin üzerine ateş açıldı.
Kurşunla öldürülmüş insanlara ait cesetlerin bir kısmında darp ve işkence izleri vardı. Biri gözünden vurulmuştu.
Cesetler geçim sıkıntısı yüzünden daha yeni Giresun Görele’den İstanbul’a göç eden ve Otosan fabrikasında çalışmaya başlayan beş arkadaşa aitti. 23 yaşındaki Sinan Koca’nın biri 10 günlük üç çocuğu vardı. 29 yaşındaki ağabeyi Cevat Koca’nın bir, 29 yaşındaki Bahri Bilgin’in yedi, 27 yaşındaki Ömer Bayraktar’ın dört ve Salih Ulu’nun bir çocuğu...
Beş arkadaş kiradan kurtulmak ve Görele’deki ailelerini yanlarına getirmek için birer gecekondu yapmaya karar vermişlerdi. Gecekondu için seçtikleri yer devrimcilerin kurtarılmış bölgesi olan 1 Mayıs Mahallesi’ydi. Ülkücü olan beş işçi, Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu MİSK’e üyeydi. Gecekonduları yaptılar ama başları devrimcilerle belaya girdi. Bir gün kahveye çağrıldılar. Sonradan bunun TİKKO’nun Halk Mahkemesi olduğunu öğrendiler. Suçlu bulundular. İnfazlarına karar verildi. Elleri arkadan bağlanıp, İçerenköy yakınlarındaki taşocağına götürüldüler... Katliamı yapan militanlar 1991 affıyla çıktı.
1979 yılının 18 Eylülünü 19 Eylüle bağlayan gecesi Adana Yapı Meslek Lisesi’nde görevli yedi öğretmen ve bir müstahdem kaldıkları bekârlar lojmanında televizyonda Oyun Bitti filmini izlemeye hazırlanıyorlardı. O sırada içeriye yüzü maskeli ellerine uzun namlulu silahlar olan iki kişi girdi. Yere yatın diye bağırdı ve taramaya başladı. Ahmet Güleç, Davut Korkmaz,Müslüm Teke, Yılmaz Kızılay, Mustafa Karaca ve Özcan Doruk adlı altı genç öğretmen kurşunlarla hayatını kaybetti. Aynı anda yakınlardaki beş bankaya da saldıran militanlar bir de bombalı pankart asmışlardı: Akıtılan kanlar yerde kalmayacak. Korkmayın, artık biz varız.THKP-C.
Hamit Fendoğlu Malatya’nın CHP’li olmayan ilk belediye başkanıydı. Yassıada'da yargılanmış, Meclis’te Çetin Altan’ın kulağını ısırmış, sert ve haşin tavırları yüzünden adı meşhur eşkıya Hamido’ya çıkmış, sıkı bir milliyetçiydi. 17 Nisan 1978 günü Ankara’dan gelen bombalı paketi açtı, yanında heyecanla paketten çikolata çıkmasını bekleyen iki torunu ve odada olan geliniyle birlikte hayatını kaybetti. Türkiye’nin ilk bombalı suikastının faili hâlâ meçhul. En son paralel savcılar Zirve davasından derin devlete bağlamakla meşguldü...
Dursun Önkuzu. Tokat Zile’den Ankara’ya okumaya gelmişti. Ülkücüydü. Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu’na devam ediyordu. Okul devrimci öğrenciler tarafından işgal edilmişti. Memleketinden dönen Önkuzu, bilmeden okula gidince yakalanmıştı. Devrim Mahkemesi’nde yargılandı. Üç gün işkence gördü. Bisiklet pompasıyla ciğerine hava basıldığı dahi iddia edildi. Okulun üçüncü katından aşağıya atıldı. Kaldırıldığı hastanede öldü.
Ahmet Sarpkaya, 18 yaşındaydı. İskenderun’da oturduğu mahalleyi Kurban Bayramı’nın son günü solcular basmıştı. Ülkücü arkadaşlarına haber vermek için girdiği bir evden çıkarken vuruldu. Sarpkaya, sağır ve dilsizdi.
Alaaddin Gündüz Uşaklı bir dokuma işçisiydi. Ülkücüydü. Doğum için hastaneye kaldırılan karısının yanına giderken 27 kurşunla öldürüldü.
18 Yaşındaki Erdal Çor, Antalya’da hamallık yapıyordu. Ülkücüydü. Antalya Lisesi’nin önünden geçerken çıkan kavgada demir çubuklarla dövülerek öldürüldü.
Feridun Baş, 30 yaşında Samsunlu Ülkü-Bir üyesi bir lise öğretmeniydi. Bir ağaca bağlanarak işkence edilerek öldürülmüş olarak bulundu.
Figen Çöktü, 20 yaşındaydı. Solcu öğrencilerin baskıları yüzünden liseyi bırakmış, Çukurovabirlik’te çalışmaya başlamıştı. Biri amcasının oğlu olan iki devrimci tarafından öldürüldü.
Kilisli Alaaddin Güvenler 17 yaşındaydı, Küçükesat’ta oturan Alican Karaosmanoğlu da, Etlik’te oturan Emin Emekli 20, Siteler’de oturan Mustafa Türköne de sadece 21 yaşındaydı…
1980’den önce Türkiye’deki iç savaşta hayatını kaybetmiş 1500’den fazla ülkücüden bir kaçının hikayeleri ve adları bunlar…
Adlarını ilk kez duymuş olmanız normal. Çünkü o yılları sadece çatışmanın sol tarafından dinledik. Romanları onlar yazdı, filmleri onlar çekti, dizileri onlar yaptı, reklamcı, televizyoncu, gazeteci olarak hikayeleri hep onlar anlattı. Sivil toplumcu olarak davaları onlar takip etti… Ülkücüler kötü marşlar, berbat romanlar, az satan gazetelerle hikayelerini anlatmayı beceremedi, bilinen hikayelerin üstü de komplo teorileriyle kapatıldı.
Herkesin idealleri için yeterince ve eşit miktarda silahlı, katil, gaddar olduğu o yıllardan geriye faşist, katil, gladyo ülkücülerin karşısında insanlık için mücadele eden devrimciler masalı kaldı o yüzden.
Ülkücüler katil, faşist oldu, devrim için vurmak/vurulmak itibar sebebi. Hatta İsrail Büyükelçisi’ni bir evde infaz edip, üç İngiliz işçiyi öldürüp, 14 yaşındaki bir kızı rehin almaktan ibaret bir hikayeden devrimci kahraman ağabey pozisyonu, hatta milletvekilliği bile çıktı.
Bırakın ülkücüleri kendi devrimci yoldaşlarının başına gelenlerle bile dürüstçe ilgilenmediler.
1 Mayıs 1977’deki katliamla ilgili 35 yıl sonra bile dürüstçe konuşamayan, hakikati ucuz komplo teorileriyle kapatan, hepsi silahlı birbirine düşman grupların, çoğunluğun izdihamla öldüğü bir mitingde yaşananların asla sorumlusu olamayacağına inanmış çocuksu tavırlar, trajik savunmalar işittik.
O yüzden Aytekin Yılmaz’ın Yoldaşını Öldürmek kitabında anlattıklarıyla, 17 yaşında cezaevinde anne çığlıkları atarken boğularak öldürülen Şimel Aydın’ın hikayesi kimseyi ürkütmedi. Aliza Marcus’un Kan ve İnanç'ta anlattığı 15 yaşında dağa çıkmış, yakalanmış, “Şehirde tanıdığı insanlara rastladığında kendisine dondurma almalarını isteyecek kadar genç ve toy bir kız”ın itirafçı olduğu için İstanbul’da bir ormanda bulunan cesedinin peşinden de kimse gitmedi. Hiçbir duyarlı avukat o davalara bakmadı, onlar için hiçbir sivil toplum örgütü harekete geçmedi, fotoğrafları eylemlerde taşınmadı.
Die Zeit’in “geçmişte yaptığınız ama şimdi pişmanlık duyduğunuz ne var'' sorusuna “Köy korucularına karşı tutumumuz” cevabını veren Cemil Bayık’ın cevabı da o yüzden hiç ses çıkarmadı. Bir Savaşın Anatomisi adlı kitabında bu tutumu daha açıkça eleştirerek yazan Karayılan’ın bahsettiği PKK’nın 80’lerdeki köy baskınlarında öldürülen bebeklerin, çocukların kadınların, sivillerin adından hâlâ silahlı mücadeleyi şimdi bırakmanın rasyonalitesi, AKP’ye faydaları, statüye zararları üzerine süregiden tartışmalarda hiç bahis yok. Sadece devletin işlediği cinayetler, katliamlarla ilgilenenler o yüzden savaşın, silahın, şiddetin kötülüğü hakkında ahlaki ve politik bir pozisyon alamıyor.
Bu kadar kötü bir sicil ortadayken bir de geçen hafta çıkıp bütün halkı potansiyel katil, tecavüzcü ilan etmeye kalktılar.
Şiddete göbeğinden bağlı, geçmişi gözünün yaşına bakmadan adam öldürmüş faşist, otoriter örgütlerde geçmiş, bununla da adam akıllı hiç yüzleşmemiş, devlete değil topluma bunun hesabını hiç vermemiş, kendisine sahte bir melek hikayesi uydurmuş, en son olarak da gidip gemiyi 2015 yılında silahlı başka bir örgütün sivil kanadının limanına bağlamış adamlar/kadınlar bir haftadır Türkiye’ye şiddet atarı yapıyor.
Kendilerine benzeyenler, aydınlanmış insanlar, gezicilik adlı seçilmiş dinin mensupları hariç herkes her an tecavüz edebilir, cinayet işleyebilir. Pegida hareketinin sitesine koymaya utanacağı ırkçı, İslamofobik totolojilerle dolu yazılar solcu/Kemalist abilerin ablaların sitelerinde vicdan patlaması havasında basılıyor.
Bütün hayatları siyaset olmuş, o yüzden bütün hayatı siyasileştirmeye, her olayı davaları, nefretleri için ajite etmeye çalışan, vicdanı kendi hakikatlerinde mutlaklaştırmış, Türkiye’yi iyiler ve kötüler çizgi filmi gibi okuyan bu öfkeli loser amcaların/teyzelerin korkunç cinayetler üzerinden siyasi nebbaşlık yapma gayretlerini bir haftadır hiçbir ahlak, hiçbir insanlık değeri durduramadı.
Tecavüzcü katilin parmak işaretinden, bütün ülkücüleri potansiyel tecavüzcü katil ilan etmek, nefretle dolu oldukları dindar halkı ırkçılık boyutlarında sosyolojik analizlerle suça ortak kılmak, kar topu yüzünden adam öldürmüş manyak esnafı oryantalist tahayyüllerinin ayrılmaz bir parçası olan gerici esnaf tipine kilitleyip, (sanki ilk kez bir esnaf cinayet işliyormuş gibi) talimatı veren örgütün liderliğine Erdoğan’ı yerleştirmek için utanmazsa taklalar attılar.
Bu yazı onlara geçmişlerini hatırlatmak için yazıldı. Bu ülkede şiddeti meşru politik bir araç halinde kullanmış, hâlâ kullanan bunun için bu topluma doğru düzgün hesap vermemiş, yüksek sesle politik şiddetin de karşısında durmamış solcuların/devrimcilerin/onların hayranlarının, memleketin geri kalanına, sevmedikleri halka, hiçbir toplumun ortak/suçlu ilan edilemeyeceği korkunç adli cinayetler üzerinden saldırma, şiddet ayarı, dersi verme halleri de hadleri de olmadığını hatırlatmak için…
Önceki gün İzmir’de öldürülen 19 yaşındaki ülkücü üniversite öğrencisi Fırat Çakıroğlu’nun arkasından her kesimden insandan yükselen duyarlılık toplumun onların zannettiğinden daha olgun, vicdanlı olduğunu gösterdi.
Hâlâ “faşistti öldürülmesi doğru muydu değil miydi” tartışmalarındaki bu ergen kötücülükle, ülkesinden, kendi toplumundan bu denli nefretle malulken uğraşılacak en kötü meslek siyaset olmalı.
Eğer şiddete çok karşılarsa hâlâ devrim için, yüksek idealleri için silahlarını kuşanmış, hâlâ yüksek davaları için adam öldürebilen yoldaşları için o berbat sosyolojik, kültürel analizlerini konuştururlarsa bütün insanlığa ve memlekete eşsiz bir faydaları dokunmuş olur.
Herhalde en çok da kendilerine. Bu saatten sonra ne kadar işe yararsa…
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026