Yüksel TAŞKIN
AKP ve Cemaat arasında yaşananlara belirli bir mesafeden bakınca aslında iki anlayışın da muhafazakâr sağ bir duruşa sahip olduğunu; İslam’ı da bu eksende yorumladıklarını söyleyebiliriz. Muhafazakâr sağ duruş yeni değil. 1945 sonrasında DP, AP ve ANAP da muhafazakâr sağcılığın hâkim olduğu partilerdi. DP ve AP, “dine hürmetkâr ama örgütlü İslamcılığa kuşkulu” duruşlarıyla öne çıkarlar.
Soğuk Savaş döneminde dindarlar, siyasal İslamcı partilerden ziyade “dine hürmetkâr” kalkınmacı sağ partileri tercih ettiler. Muhafazakâr sağ partilerin vaadi, “kendi kimliğini muhafaza ederek, kalkınmadan istifade etmek” olarak özetlenebilir. Bu dönemde dindar kesimlerin büyük destek verdikleri bu anlayışı siyasal İslamcılıkla karıştırmamak gerekiyor.
Soğuk Savaş’ın muhafazakâr sağ partileri, Kemalizm’le hem pragmatik bir uzlaşma içerisindeydiler; hem de kimi Kemalist ilkeleri benimsemekteydiler. Bugünden bakarsak, DP ve AP’ye “ılımlı Kemalist” dahi diyebiliriz. Kemalist modernleşme projesinin en önemli şanslarından birisinin, DP ve AP gibi partilerce kitlelere taşınabilmesinde olduğu söylenebilir.
Ne var ki Türkiye sosyolojisinin dinamikleri, küresel süreçlerle çakışınca, muhafazakâr sağın İslam, Milliyetçilik ve Kemalizm üzerine kurduğu hassas denge sürdürülemez hâle geldi. Giderek kentlileşen Türkiye’yi, kitlelerin edilgen kalmaları anlayışı üzerine bina edilen muhafazakâr sağ taşıyamıyordu. ANAP, bu yeni koşullarda muhafazakâr sağın yeniden inşası olarak okunabilir. Partinin milliyetçi ve muhafazakâr kanatlardan oluşan “kutsal ittifakı” ve Batıcı kanadı, yan yana kalamadılar ve Mesut Yılmaz döneminde birbirlerinden koptular.
1990’ların merkez sağ ve sol partileri, kentlerin çevrelerine yerleşen kesimlerin İslam’la kurdukları ilişkiyi okuyamadılar. Bu kesimler, onlar adına hareket ederek oy bekleyen merkez sağ ve sol partileri kabullenmediler. Kendi siyasi, iktisadi ve kültürel seçkinlerini yarattılar. AKP bu kesimlerin iktidarını temsil eder.
AKP’nin sosyolojik olarak yükselişte olan kesimleri temsil etmesi, partinin muhafazakâr sağ niteliklerinin anlaşılmasını zorlaştırıyor. AKP, kendi yerini sağlamlaştırma adına sahiplendiği reformculuğu zamanla terk ederek, muhafazakâr sağ partilere özgü savunmacı reflekslerle hareket etmeye başladı. Bunun en önemli göstergesi, devlet kavramına yüklenen anlamdır. Devlet’in dümenine geçtikçe, devlet kendi mantığı ve icapları olan bir alan olarak sahiplenilmeye başlandı.
Muhafazakâr sağ, devlet, iktisat ve kültür alanlarının birbirlerinden özerk alanlar olduğunu ve kendilerine özgü mantıklara sahip bulunduklarını kabul eder. Buradan bakıldığında Cemaat’in de benzer bir algıya sahip olduğunu söyleyebiliriz. Ne AKP ne de Cemaat, her üç alanın da (iktisat, kültür, siyaset) İslamileşmesi gerektiği ilkesini paylaşır. Kendilerine özgü mantıklara sahip bu üç alanı Muhafazakâr/ İslamcı kadroların yönetmesiyle yetinilir. Bu iki çevrenin de Devlet’le kurdukları ilişki, yukarıdaki çerçevenin dışında anlaşılamaz. Sonuçta Devlet asla ele geçirilemez. Devlet, muhafazakâr sağı kendi mantığının içerisine alır.
Bugün Cemaat’in ve AKP’nin muhafazakâr sağ anlayışlarının başarılı olabilmesi için, İslam’ın muhafazakâr sağ bir yorumunu popülerleştirebilmeleri gerekiyor. “İslam’ın doğası gereği Sağ’da konumlandığı” iddiasına dayalı bu yaklaşım ne kadar kökleşecek; nasıl itirazlarla karşılaşacak, bunu hep beraber göreceğiz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017