Yüksel TAŞKIN
31 Mart yerel seçimlerinin sonuçları ve 23 Haziran’da sadece İstanbul Büyükşehir seçiminin tekrarlanması ve Cumhur ittifakının büyük bir yenilgi alması çok önemli dersler barındırıyor. Bu sürecin özellikle siyasal aktörlerce doğru analizi, yakın ve orta vadede yaşanabilecek gelişmelere hazırlıklı olunması bakımından önemli. Bu yazıda seçim sürecini ve sonuçlarını Türkiye sağına muhtemel etkileri üzerinden ele almaya çalışacağım.
Son yerel seçimler, 7 Haziran-1 Kasım Genel Seçimleri'nden başlayarak 16 Nisan Referandumuna ve 24 Haziran Genel Seçimlerine kadar yaşanan iktidar ve muhalefet mücadelesinin bir devamı olarak görülmeli. Bu seçimlerin rakamsal sonucu genellikle Cumhur İttifakı’nın lehine görünse de muhalefet güçlerinin her seçim yenilgisinin ardından hızla toparlanmaları ve daha yaratıcı ve diri bir biçimde mücadeleye devam etmeleri çok önemliydi.
Muhalefetin söz konusu yaratıcılığı ve inadı, küresel ölçekte sağ popülizme karşı verilen mücadeleler bakımından da dersler barındırıyor. Sağ popülizmin hangi koşullarda gerileteceği ve inandırıcılık kaybı yaşayacağı meselesi elbette kolayca halledilebilecek bir mesele değil. Daha alınacak çok yol var. Öte yandan Türkiye muhalefet güçleri, bu yönde ciddi başarılar elde ettiler.
Bu başarının en dikkate değer boyutu mücadele azminin ve umudunun korunmasıdır. Otoriter rejimlerin kendini güvende hissettiği ve mağdurları ve kazananları tarafından kalıcı kabul edildiği an, tam da muhalefetin yenildiği hissinin oluştuğu andır. Muhalefetin fiziksel ve özellikle de psikolojik olarak yenildiği hissinin oluşması, tüm hesapların otoriter rejimin kalıcı olduğu üzerinden yapılmasına yol açar ve tam da bu hesaplar yüzünden rejim daha da kalıcılaşabilir.
Bu ruh hali Türkiye’de ortaya çıkmadı. Tam tersine, kaplanın kuyruğunu yakalayan muhalefet, 31 Mart yerel seçimlerinde iktidar blokunu çok ciddi bir demoralizasyon içerisine itmeyi başardı. Bu demoralizasyon da sadece rakamlarla anlaşılamayacak kadar büyüktür.
Öncelikle iktidarın yenilmezlik algısı çökmüştür. Devlet ve parti özdeşliğiyle devletin tüm imkanlarını hoyratça kullanan, medyanın neredeyse tamamını denetim altına alan, sermaye güçlerini havuç ve sopa siyasetleriyle sindiren bir iktidar, tüm gücünü yığdığı bir seçimi kaybetmiştir. İstanbul seçimlerini tekrar ettirme kararı, bu seçimi Erdoğan ve Cumhur İttifakı için bir tür referanduma çevirmiş ve iktidar bloku net bir yenilgi yaşamıştır. Bu durum kumar masasında gereksizce el arttıran bir oyuncunun kaybedeceklerini kendi elleriyle arttırmasına benzetilebilir.
31 Mart-23 Haziran seçim sürecinde siyasi iktidar iletişim ve inandırıcılık bakımından çok büyük bir başarısızlık yaşamıştır. Bu bir yerel seçim olduğu halde 1 Kasım’da büyük başarı getiren tarzda devam etme tercihinde bulunuldu. 7 Haziran-1 Kasım arasında yaşanan şiddet kaynaklı travma nedeniyle 1 Kasım’da başarı getiren korkutma ve yaftalama ‘stratejisi’, aynen devralınarak sürdürüldü. Muhalefet aktörleri bu söyleme güç verecek adımlardan ısrarla kaçındıkları ve yerel gündemi merkeze taşıdıkları halde bu kolaycılık sürdürülmüştür. İktidarın korkutma ve yaftalama dili çok hızla aşınmış, hırçın, kavgacı ve samimiyetsiz olarak algılanmaya başlanmıştır.
Sağ popülizmle verilen küresel mücadele bakımından bu inandırıcılık yitimi, aşınma boyutu son derece önemlidir. Anlaşılan önümüzdeki seçimlerde bu korkutma, sindirme, yaftalama söylemi artık kullanılamayacak veya tek başına kullanılamayacak. Bu ferahlama hiç de azımsanamayacak bir başarıdır. Hiçbir umut barındırmayan bu muktedir kibri karşısında yerele, sıradan insanların hayatlarına, gündelik ve en önemlisi iktisadi ihtiyaçlarına dokunan bir dil başarı getirebiliyor. Buna da zaten gerçek anlamda siyaset diyoruz…
Fakat en ciddi hasarlardan birisi, belki de AKP seçkinlerinin “tarih şuuru eksikliği” denilebilecek hallerinden kaynaklanmaktadır. Etkileri uzun vadeli olabilecek bu sorun, Türkiye sağının tarihsel meşruiyetini dayandırdığı söylemlerin anlamını yitirmesidir.
Erdoğan’ın şiir okuduğu için görevden alındığını, Ordu valisine ettiği söylenen sözler nedeniyle İmamoğlu’nun da görevden alınabileceğini ima etmesi, tam da bu duruma örnektir. Bir zamanlar Menderes, Özal ve Erdoğan üçlüsünü “Millet’in adamları” ve “müesses nizamın mağdurları” olarak yücelten tavır, şimdi müesses nizam olmuş, “atanmış vali, seçilmiş başkan” geriliminden medet umar hale gelmiştir. Bu durum da muhalefete “Devlet oldular, Millet’i unuttular” popüler temasına yaslanma imkânı tanımaktadır.
Devlet olanaklarıyla muhalefeti engelleme çabalarını Erdoğan’ın popülizminin ana karşıtlığı üzerinden düşünelim: “Sessiz muhafazakâr-mütedeyyin çoğunluk ve aktif Batıcı-seküler azınlık.” AKP kadroları devletleştikçe bu söylemin inandırıcılığı azalmaktaydı. Son seçimde AKP’nin sağ popülizmini besleyen mağduriyet algısının altındaki halı daha da çekilmiştir. Seçmen yukarıdaki karşıtlığa dayandırılan kutuplaştırıcı dili anlamsız kılacak tercihlerde bulunmuştur. Bu durum yukarıda bahsedilen sağ popülizmle mücadele arayışları bakımından son derece değerli bir kazanımdır.
Yukarıda artık AKP müesses nizam adına konuşuyor dedik ama bu kadar hata ancak müesseseleşemeyen nizam tarafından yapılabilir. Müesseseleşememek, mevcut müesseseleri tahrip etmek ve ortak akla dair tüm kanalları yok etmek, sadece bahsettiğimiz duruma yol açsaydı geçer giderdik ama “kazanılamayan seçimin tekrarı” gibi bir hataya yol açan da bu sorundur.
Abdullah Gül, YSK kararıyla seçim tekrarının ne anlama geldiğini dışlandığı partisine anlatmaya çalışmıştı aslında: “Bu 367 kararından daha vahimdir” demişti. Evet bir kez daha atanmışlar, seçilmişlerin önünü kesiyordu. Fakat AKP-MHP bloku, Türkiye sağının pek çok defa atanmışlar tarafından önünün kesildiği iddiası üzerine dayandırdığı tarihsel meşruiyet ve mağduriyet algısını kendi elleriyle dinamitlemiş oldu.
Bu toplumun yaşanan krizlere seçimlerle müdahale etme gücüne, bilincine ve ayrıcalığına saldırıldı. Toplumun seçimler dışındaki siyasal katılım biçimlerine çok fazla teveccüh göstermediği doğrudur ama, dünyada seçimlere bu denli yoğun katılım gösterilen bir ülkede, üstelik sandığı işaret etmenin sağ söylemin en belirgin özelliklerinden olduğu bir ülkede seçimleri itibarsızlaştırmak ters tepebilirdi ve böyle de oldu.
1950’lerden bu yana Türkiye sağı, kuvvetler ayrılığını ve denge ve fren mekanizmasını atanmışların seçilmişleri denetlediği bir sistem olarak milli irade karşıtlığı üzerinden eleştirmiştir. Sahiden de zaman zaman kuvvetler ayrılığının hukuki zeminin ötesine geçerek siyasi aktörleri sınırlandırmak için keyfice kullanıldığı doğrudur. Fakat sağın eleştirdiği kuvvetler ayrılığı, demokrasilerde gördüğümüz sahici denge ve fren mekanizmasından çok farklıydı. Sağ, müesses nizamın yani devletin denge ve fren görevini kendisine sakladığı bu demokratik olmayan durumu aşmak için, sahici bir denge ve fren mekanizması önermek yerine, bu türden bir mekanizmanın olmadığı bir siyasi “ütopya” hayal etti. Kısacası denetimsiz bir milli irade yüceltimine gitti.
Menderes’te ve Bayar’da gördüğümüz, Demirel’de “demokratik otorite” arzusu olarak öne çıkan, Özal’da yeni sağ iktisadi aklıyla soslanan bu çoğunlukçuluk, Başkanlık ütopyası olarak karşımıza çıktı. Özal’ın hayal ettiği ama beceremediği “ütopyayı” hayata geçirmek Erdoğan’a nasip oldu. Erdoğan nihayet Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle Türkiye sağının 70 yıllık hayalini gerçekleştirdi. Türkiye sağının farklı siyasi aktörlerinin iktidara gelmeden önce demokratikleştirici bir söylem kullandıkları halde her seferinde otoriterleşmelerini başka nasıl izah edebiliriz?
Peki gerçekleştirdi de ne oldu? Yanlış bir hayat doğru yaşanmaz deyişini doğrular biçimde Türkiye sağının siyasi “ütopyasının” aslında bir distopya olduğu kısa sürede anlaşıldı. Asıl mesele müesses nizamın yani devletin kuvvetler ayrılığı ve güçler dengesini kendisi lehine yorumladığı durumdan çıkarak, bu mekanizmayı topluma devretmekti. Halen de asıl mesele budur. Türkiye sağı, mevcut tüm gücü elinde toplayarak sorunu aşacağını hayal etti ve kendisi sorun haline geldi.
AKP-MHP bloku, devletçi-milliyetçiliğe yaslandıkça giderek sayıları artan toplum kesimlerini yabancılaştırmaya başladı. Bu blok, AKP’nin merkez sağla zaten örtüşmeyen dilini daha da radikalleştirdi. Türkiye sağının özellikle dış politikada sergilediği pragmatizm ortadan kalktı. Türkiye sağı, attığı pragmatik adımlarla büyük kent seçkinlerini en azından ürkütmez, hatta onlara parti içerisinde bir temsiliyet alanı tanırdı. AKP-MHP bloku, İYİ Parti’nin ortaya çıkarak Millet İttifakı’na yönelmesiyle seküler kesimleri ciddi ölçüde öteledi. Seküler dinamiğin büyük kentlerde sadece niceliksel ağırlığı değil, etki alanları da dikkate alındığında bu aslında uyuyan devi uyandırmak anlamına geliyordu. Son yerel seçimlerde büyük kent sonuçlarının AKP-MHP bloku aleyhine gelişmesinin bir nedeni de budur.
Yine AKP’nin de merkez sağdan devraldığı ve yer yer daha ileriye taşıdığı, Kürtlerle kurulan kısmen söylemsel büyük ölçüde de pragmatik bağlar giderek zayıfladı. Bir zamanlar Kürtlerle güçlü bağlar kurmayı başaran AKP, eğer devleti temsil etmeseydi, Kürt illerinde halen görmeye devam ettiği seçmen desteğini de yakalayamazdı. Batı illerine gittikçe Kürtlerden aldığı desteğin azalması hafife alınamaması gereken bir zafiyettir. Nitekim HDP’nin yönlendirmeyi başardığı Kürtlerin büyük kentlerde AKP’ye ders verir nitelikte oy kullanmaları, Türkiye’de yerel iktidarı değiştirmiş oldu.
Ebette bu konuda daha çok şey yazılabilir ama Türkiye sağı açısından baktığınızda sadece kentli seküler kesimlerle değil, Kürtlerle de mesafenin bu denli açılmasının genel iktidar kaybına yol açabilecek nitelikte ciddi sorunlar olduğu aşikardır. Üstelik kopan parçalar, dağınık kalmamayı ve belirli siyasi hedefler için yan yana gelmeyi şaşırtıcı bir hız ve pragmatizmle başarmış görünüyor.
Toplumun çoğunluğu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonra oluşan yönetilemezlik durumunun iktisadi krize yol açtığının farkında. Mevcut iktisadi krizin küresel dinamiklerden ziyade, AKP-MHP’nin siyasi tercihleriyle oluştuğu algısı giderek derinleşiyor. Böylece radikal sağa demir atan AKP-MHP bloku, toplum açısından taşınması giderek zorlaşan bir sorun kaynağına dönüyor.
Kendilerini “Milletin hakiki evlatları” olarak bir tür doğal aristokrasi gibi görmeye başlayanların, ciddi meseleleri çözememeleri ve kendilerinin mesele olarak algılanmaları durumunda seçmen tarafından tasfiye edilebilecekleri gerçeğini idrak etmekte zorlandıkları görülüyor. Son seçimde İstanbul kent yoksullarının bir bölümü de İmamoğlu’ndan yana oy kullandı. Üstelik AKP’ye oy vermenin dini bir zaruret olduğu yönündeki telaşlı propagandalara rağmen. Bu durum siyasal İslam’ın sivil dinamizmine dair bir değerlendirmeyi de ayrıca gerektirir. Bu konuyu başka bir yazıda ele almak yerinde olur.
Demek ki orta yerde sandık varsa her politik aktör korkmalıdır. Gelgelelim iktidar blokunda yaşananların tam olarak idrak edildiğini gösterir fazlaca işaret yoktur. Davutoğlu ve Gül-Babacan parti girişimleri, yukarıda ortaya koyduğumuz krizleri aşabilecek söylem ve pratiklerle ortaya çıkabilecekler mi? Özellikle Gül-Babacan ekibi, AKP’den ciddi parça koparacak gibi görünüyor. Şu ana kadar sergilenen ve Türkiye sağının “Şimdi Zamanı Değil” anlayışını gösteren zaman zemin pragmatizmi, zamanında AKP’de de bolca mevcuttu. Babacan ve ekibi, meseleyi sadece daha liyakatli kadroların devreye girmesine indirgerlerse, zaman içerisinde AKP’yi etkisizleştiren sıkıntıları yeniden yaşarlar.
Toplumda AKP’nin ilk çıkışındaki (halen programında duran) vaatlerle, zamanla yöneldiği otoriterliğe dair bir hayal kırıklığı mevcut. Üstelik Türkiye sağı bunu hep yapıyor. Bunun nedeni de siyaseti yorumlama biçiminin yanlış olması ve sıkıştığında güç biriktirmeyi çözüm olarak görmesi. Kısacası Başkanlık hayalini var eden siyaset anlayışının aşılması gerekiyor. Bunun yolu da güçlü denge ve fren mekanizmaları içeren ve toplumun bunları kullanma araçlarına sahip olduğu ve bunları kullanmayı öğreneceği alanların açık tutulduğu yeni bir sivil anayasadan geçer. Sorunlar sadece iktisadi değildir. Siyasetin krizi çok derindir ve bu tür bir sivil duruşu ıskalayarak sadece iktisadi hayatı toparlama teknokratizmine sıkışacak bir partiyi bekleyen kaderi tahmin etmek güç değildir…
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Tayfun AtayGoebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!" 18.02.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın AKDOĞANBirilerini suçlama yarışı 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Hüseyin GÜLERCECHP, şimdi de İlker Başbuğu alet ediyor 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Ufuk COŞKUNCemevleri için Cumhurbaşkanı’na Çağrı! 20.01.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın ERGÜNDOĞANGökdelen hançeri tam İzmir’in kalbine saplanıyordu ki… 16.12.2019 Tüm Yazıları
-
Nihat Ali ÖzcanOrtadoğu’nun karmakarışık halleri 22.10.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TenekeciDün ve bugün 11.09.2019 Tüm Yazıları
-
Esat KORKMAZYOLDAŞIM YAVUZ ÇANAK 29.08.2019 Tüm Yazıları
-
Ali KİREMİTCİDÜNYADA VE TÜRKİYE’DE SİYASET YENİDEN ŞEKİLLENİYOR 13.07.2019 Tüm Yazıları
-
Tayfun TURANAYILANA GAZOZ, BAYILANA LİMON. 11.07.2019 Tüm Yazıları
-
Mustafa DAĞCIÖTEKİLEŞTİRMENİN ÖTESİ= DÜŞMANLAŞTIRMAK 3.07.2019 Tüm Yazıları
-
Gürkan-Zengin23 Haziran seçimleri: Bir vak’ayi hayriyye 25.06.2019 Tüm Yazıları
-
Serdar ESEN"Herşey Çok Güzel Olacak" mı? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Celal DENİZIRKÇILIĞIN TEDAVİSİ VAR MIDIR? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet AY14 Mayıs güzellemelerinin anlamı 15.05.2019 Tüm Yazıları
-
Salih TunaZincir sesleri 23.04.2019 Tüm Yazıları
-
Beril DEDEOĞLUİflas eden tüccar, eski defterleri karıştırırmış 27.02.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TığlıBu ne iki yüzlülük!... 26.02.2019 Tüm Yazıları
-
Nermin ALPAYİNSAN VE EKONOMİK DEĞERİ 8.02.2019 Tüm Yazıları
-
Ümit FıratBir mahalli seçim hatırası 15.01.2019 Tüm Yazıları
-
Murat AKSOYUnutmayalım yerel seçime gidiyoruz 11.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ekin GÜNBİR… İKİ… İZMİR MARŞIYLA KOŞ! 4.01.2019 Tüm Yazıları


































































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017