Yüksel TAŞKIN
Kamuya hitap eden yazarların yazılarında kendilerinden bahsetmeleri bana hep ters gelmiştir. Buna rağmen bu yazı biraz kişiselleşecek, kusura bakmayın.
7 Şubat’ta bir KHK ile işime son verildiğinde bana en büyük desteği öğrencilerim verdi.
Farklı görüşten öğrencilerimin bu açık haksızlık karşısında yan yana gelmeleri, benim için çok büyük moral oldu.
Öğrencilerimle arada bir görüşmek bana can katıyor, inanılmaz güç veriyor.
Bu çocukların fark yaratacaklarına her zaman inandım.
Onlar da kendilerini basit propaganda nesneleri olarak görerek “adam etmeye” çalışan hocalarıyla, öğrencilerini eşdeğer özneler olarak kamusal tartışmaların parçası haline getirmeye çalışanlar arasındaki farkı gayet iyi biliyorlar.
Sürekli öğrencilerden yakınan, onları hor gören tavrı hiçbir zaman doğru bulmadım. Kendi edilgenliğini, inançsızlığını perdelemek adına öğrencileri karalayan tarzı her zaman sevimsiz buldum.
Bu süreçte bölümdeki meslektaşlarımdan da ciddi destek gördüm, görmeye devam ediyorum.
Üniversitemden, genel olarak akademiden çok destek görmedim, görmedik. Bazıları atılmamızın haklı olduğuna inandıklarından, diğerleri de korktuklarından, başlarını öte yana çevirdiler.
Oysa akademi, bizi savunmanın kendisini savunmak anlamına geldiğini kavrayacak düzeye çoktan gelmiş olmalıydı…
Ben mesleğimi çok sevdim. Mesleğime ve öğrencilerime büyük bir tutkuyla ve sevgiyle yaklaştım. Öğrencilerime verdiğim emeğin karşılığını fazlasıyla geri aldım.
Beni bu kadar tutkuyla sevdiğim mesleğimden ve öğrencilerimden haksız biçimde koparanlarla, adalet ve vicdan çerçevesinde yürüttüğüm mücadelemi asla yılgınlığa kapılmadan sürdüreceğim.
Onlar ise, yol açtıkları haksızlığın vicdani yükünü taşımak zorunda kalacaklar.
Başlarını öte yana çeviremeyecekler, her yerde bizleri görecekler…
Devleti eleştirdiğim için devlet tarafından işimden edildim. Oysa eleştiri sadece hak değil, akademisyenler ve entelektüeller için bir sorumluluktur da.
Devletin elindeki muazzam imkanları yanlış kullanması telafisi zor sonuçlar doğurabilir. Doğru kullanması ise refah, barış, güvenlik getirir.
Tam da bu nedenlerle devletler, yapıcı eleştiriye muhtaçtır…
22 Haziran’da öğrencilerimin bir kısmı mezun oldu. Mezuniyet törenine benim de katılmamı çok istediler.
Ama katılmadım. Bunun yerine öğrencilerimle farklı ortamlarda yan yana gelmeyi, onlara elimden gelen desteği vermeyi tercih ediyorum.
Bu vesileyle mezun öğrencilerimizi tekrar tebrik ediyorum.
Mezun öğrencilerin mezuniyet törenlerinde kendilerini ifade etmelerinden endişelenen, bölüm, fakülte birincilerine tanınan kısacık konuşma sürelerinde “siyasi” mesajlar verilir diye ürken, “cıstak cıstak” müziğe abanarak kuru gürültüye sığınılan bir ortamda bulunmaya tahammül etmek kolay değil.
Mezuniyet törenlerimizde açıkça hissedilir, özgürlük korkusu. O çocuklara hak ettikleri güzel bir mezuniyeti bile sunabilmekten o kadar uzağız ki.
Öğrencilerim mezuniyete katılmam için ısrarlı mesajlar gönderirken ben Adalet Yürüyüşüne katılmak üzere yola çıkmıştım.
Sağanak yağmur altında herkes için adalet isteyen insanlarla yan yana yürürken mezun olmak üzere olan öğrencilerimi düşündüm.
Her birine nasıl emek verildiğini, anne babalarının nasıl fedakarlıklarla onları okuttuğunu anımsadım.
Bir yüksek lisans sınavı yaparken veya devlete eleman alırken, aklımızda hep bu annelerin fedakarlıkları olsaydı, bunca adaletsizlik yapamazdık, belki de.
Bizim gibi düşünmeyenleri dışlar, bize benzeyenleri hakim, savcı yaparken, o dışladığımız insana verilen emeği, o insanın omuzlarına yüklenen büyük beklentileri asla aklımızdan çıkarmamayı başarabilseydik keşke.
Bir zamanlar başörtüsü yüzünden hakim, savcı yapmadığımız insanlar vardı. Şimdi Alevi, Kürt veya solcu olduğu için dışlananlar var.
Emin olduğum bir şey var: Öğrencilerimiz bunu hak etmiyorlar. Daha iyisine layıklar.
İşte bunun için mücadeleye değer. Hepimiz çok daha adil, hakkaniyetli bir ülkeyi hak ediyoruz.
Mezuniyetlerine katılamadım belki ama öğrencilerim için yürüdüm.
Güneşli, yağmurlu, gök kuşağı renklerine boyanmış çok güzel bir havada, hem de.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017