Ümit KARDAŞ
Ceza muhakemesi kanunlarının otoriter veya liberal bir çizgide olması geçerli olan siyasi sistemin zihniyetiyle yakından ilgilidir. Ceza muhakemesi hukuku siyasi sistemin özgürlük anlayışından en çok etkilenen hukuk dalıdır.
Ceza muhakemesi hukukunun işlevi, ceza kanunlarında suç olarak düzenlenmiş davranışlarda bulunan bireylere bu kanunlarda öngörülen cezaların uygulanması sonucu toplumda huzur ve düzenin sağlanmasına katkıda bulunmaktır. Ancak ceza muhakemesi hukuku bu işlevi görürken aynı zamanda muhakeme faaliyeti sırasında bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunmasını, kuralları ihlal etmeyenlerin ceza almamasını, ihlal edenlerin ise hak ettiklerinden fazla ceza almamasını da sağlamalıdır. Ceza muhakemesinde başvurulan yakalama, tutuklama, arama, el koyma, dinleme, teknik takip gibi tedbirler aslında temel haklara müdahale oluştururlar. Ceza muhakemesi hukuku, bu temel haklara müdahalenin koşullarını ve sınırlarını belirler. Bu koşul ve sınırların belirlenmesi kişi hak ve özgürlükleri açısından güvence teşkil eder. Ceza muhakemesi hukuku, toplum düzenini sağlarken bireyi de bu anlamda korumaya yönelik ilkeleri düzenler. Bu nedenle ceza muhakemesi hukukuna suçsuzların hukuku denir.
Anayasa’da yer alan ve ceza muhakemesini ilgilendiren ilkelerin başında temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği gelmekte. (An.m.13/1) Bunu hak arama özgürlüğünü düzenleyen 36/1.m. izlemekte. Buna göre herkes meşru amaç ve yollardan yararlanmak suretiyle yargı organları önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Bu hüküm, müdafiden yararlanma hakkının dayanağı olarak görülmekte.
Anayasa’da yer alan başka bir ceza muhakemesi ilkesi kanuni (aslında tabii- doğal hakim olması gerekir) hakim ilkesidir. Buna göre hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka, suçtan sonra kurulmuş bir merci önünde yargılanamaz. Bu sonucu doğuracak yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz. (An.m.37)Bu nedenle mahkeme kurulmadan işlenen suçlar bakımından koruma tedbirleri uygulayan yeni sulh ceza hakimlikleri eleştirilmektedir.
Bir kimsenin kesin hükümle mahkûm edilmedikçe suçsuz sayılması (masumluk karinesi), kimsenin kendisi veya kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yoldan delil göstermeye zorlanamaması, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilememesi, kimsenin işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaması (suçta kanunilik ilkesi), kimseye suç işlendiği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilememesi (cezada kanunilik ilkesi), ceza sorumluluğunun şahsi olması, ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilememesi, idarenin kişi özgürlüğünün kısıtlanmasını doğuran bir müeyyide uygulayamaması gibi ceza muhakemesi ilkeleri de Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenmiştir. Anayasa’nın17. maddesinin 3. fıkrasına göre kimse insan onuruyla bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. Buna göre şüpheli ve sanığa işkence veya kötü muamele yapılamaz.
Diğer yandan ceza muhakemesinde özellikle yakalama, tutuklama, konutta ve üstte arama, el koyma, haberleşmeyi denetleme gibi koruma tedbirleriyle bireylerin hak ve özgürlükleri sınırlandırılmakta. Bu temel hak ve özgürlük alanları Anayasa’da güvence altına alınmış, bu alanlara ceza muhakemesi aracılığı ile yapabilecek müdahalelerin kuralları gösterilmiştir. (An.m.19-23)
Ceza muhakemesinde yargılamanın yapılabilmesi veya ileride verilecek hükmün yerine getirilebilmesi amacıyla bazı önlemlere başvurulması gerekebilir. Bu amaçlar arasında, şüpheli kişinin veya sanığın hazır bulunmasını veya delillerin karartılmamasını sağlamak başta gelir. Bu amaçları gerçekleştirme ise ceza muhakemesi süjelerine, özellikle bir suç işlemiş olmakla suçlanan kişiye ya da eşyaya karşı zor kullanmasını zorunlu kılar. Her biri bir ya da bir çok temel hakka dokunan bu tedbirlere, koruma tedbirleri denir.
Koruma tedbirlerinin koşulları ve yapılmak istenen değişikliklerle devam edeceğim.
www.umitkardas.com
twitter.com/umit_kardas
Yazarlar
-
İlker DEMİRLAİKLİK DEMOKRATLIK MIDIR? 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyayı aldatamıyordu Trump, ülkesi, halkı da uyanmaya başladı… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENSuriye… Kürtler için acı bir anlaşma… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUKemalistin bilinç altı 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞHukukun her alanında gerileyen Türkiye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünya bildiğin gibidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO’da tartışma yaratan sunum: ‘Seks sektöründe 100 bin kadın ve kız çalışıyor’ 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMKürşat Timuroğlu’nun anısına 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBütün otokratların dilinde aynı hikaye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANTerörsüz Türkiye’yi neden halka anlatamıyorlar? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürk Siyasetinde Belirleyici Olan Dinamikler 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLaikliği savunmak bir özgürlük, bir hak ve yurttaşlık görevidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranRojava’da “Gün batımı!” 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kahveciİktidarın ‘seçim argümanı’ ne olur? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURCereyanda kalan fikirler… 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünMedeniyetler savaşı mı başladı? 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Darbe anayasası’ 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerKÜMELEŞMELER VE ORTAK RUH HALLERİ ÜZERİNE 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA"TKP 7. KONGRESİNİN "NEREDE KALMIŞTIK" İFADESİNİ DOĞRU ANLAMAK" 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTarımda bitmediysek bu iftarlar niye pahalı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSiyasette mertlik-ahlâkîlik 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRAİHM ve AYM kararlarına uyulmalı tavsiyesine ihtiyaç var mıydı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZYirmibir yıl sonra: ‘Büyük Devlet’ sözüne ne oldu? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALAltmış sayfalık umut… 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞCHP sağa açılmayı yanlış mı anladı acaba? 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRKutuplaşmalar gündelik hayatı belirliyor; toplumsal güven zemini nasıl onarılacak? 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞSON ÇİVİ... 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakGeliyorum diyen krize dikkat! 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERUmut hakkı tartışması 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKSadece bir örgütün kendisini feshetmesi değil bu 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarOrtadoğulu erkekler 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNŞaşırdık mı? Hayır! 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezLaiklik 100 yaşında: Elbette birlikte savunmalıyız 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENAnadili, kimin dili! 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBaşkanın tüm tarafları 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraUmut Hakkı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’nin Ak Partili aydınları ve yargıçları Amerikan Yüksek Mahkemesi kararını okur mu? 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNTop Artık Meclis ve İktidarda 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENEve Dönüş 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.02.2026
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025