Ümit KARDAŞ
Anayasaların temelinde parlamentoculuk hareketleri ile hak ve özgürlük talepleri yatar. Osmanlı'da ise insan hakları ve özgürlükler öğretisi var olmadı. İnsan haklarının önemi 19. yüzyılda anlaşılmaya başlandı. Batı'daki köklü dönüşümlerin gerisinde hem düşüncenin hem de maddenin gücü yatar. İmparatorlukta ne bir düşünce gücü vardı ne de iktidarın sınırlanmasının ve hak ve özgürlüklerin mücadelesini verecek sınıflar vardı. III. Selim'den 1918 yılına kadar temel kaygı çok uluslu imparatorluğu sürdürebilmek olmuştur.
Tanzimat döneminde genel ilkeleri gösteren 1839 tarihli Gülhane Hatt-ı Hümayunu'nun uygulanabilmesi için başka reform fermanları da çıkarıldı. Bu dönemde Batı 1830 ve 1848 devrimlerinde “anayasacılıkta 2. dalga” dönemini yaşıyordu. (1831 Belçika, 1848 Fransa, 1850 Prusya) İmparatorluğun Meşrutiyet'e geçişinde ise Batılı devletlerin rolü olduğu kadar Balkan anayasacılığının da etkisi olmuştur. Romanya 1834'te (Eflak-Boğdan Özerk Prenslikleri), Yunanistan 1844'te, Sırbistan özerk prensliği 1869'da ilk anayasalarını yaptılar. Böylece kendisi bir anayasaya sahip olmayan Osmanlı Devleti, kendisine bağlı özerk prensliklerin anayasa benzeri bir düzenlemeye geçmelerinin onaylayıcısı oldu. Osmanlı Devleti'nin ilk anayasal belgesi ise 1876 tarihli Kanun-i Esasî'dir. Ancak bu Anayasa da kısa bir süre sonra rafa kaldırılacak, II. Meşrutiyet'e kadar mutlakıyet devam edecekti.
‘yeni anayasa'nın önceliği ne olmalı?
1921 ve 1924 anayasaları özel dönem ve koşulların düzenlemeleri olup, doğrudan TBMM tarafından ilkelerde toplumsal mutabakat aranmadan oluşturulmuştur. 1961 ve 1982 anayasaları ise askeri darbeler sonucu, askeri darbeyi yapanlarca oluşturulan kurucu meclislere dayatmacı bir yöntemle yaptırılmıştır. Sonuç olarak bugüne kadar yapılan anayasalar ilkelerde bir toplumsal mutabakat aranmadan yapılmış ve uygulamada da başarısız kalmış metinlerdir. Bu nedenle artık temel paradigması ve ilkeleri geniş bir toplumsal mutabakatla oluşturulacak özgürlükçü, demokratik ve sivil ruhlu yeni bir anayasanın oluşturulmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Anayasalar toplumsal mutabakat metinleridir. Bu toplumsal mutabakat, geniş bir toplumsal temsil niteliğine sahip bir kurulun anayasanın temel paradigması ve ilkeleri üzerinde mutabakata varmasıyla sağlanmalı daha sonra uzmanlardan oluşan bir kurul ilkeler üzerinden yapılacak bir teknik çalışmayla maddeleri yazmalı daha sonra bu metin parlamentoca tartışılarak karara bağlanmalı ve halk oylamasına sunulmalıdır. Bu aşamalarda çalışmalar açık ve şeffaf olmalı, toplumun ve bireylerin katkısı geniş ölçüde sağlanmalıdır. (Güney Afrika'da sürece yüzde 72 oranında katılım) Yeni anayasanın içeriği kadar oluşturulma sürecinde izlenen yöntem de çok önemlidir. Yeni anayasanın ilke ve amaçlarının gerçekleştirilebilmesi geniş bir toplumsal mutabakatla oluşturulmasına bağlıdır. 1787 tarihli Amerikan Anayasası, 1978 tarihli İspanyol Anayasası ve 1997 yürürlük tarihli Güney Afrika Anayasası buna örnektir. Yeni anayasa öyle bir yöntemle oluşturulmalıdır ki azınlıkta olan insanlar da “bu benim anayasam” diyebilsinler. Madde yazımı teknik bir iş olup, son aşamayı ifade eder. Ayrıca teknik maddeler üzerinde mutabakat sağlamak zordur. Oysa ilkeler üzerinde mutabakat sağlamak daha kolaydır. Bu nedenle ilkeler üzerinde tartışmanın ve mutabakata varmanın kolaylığını göstermek aynı zamanda da önerilerde bulunmak üzere aşağıda bazı ilkeleri tartışmaya sunmak istiyorum.
*Devlet, bireyin ve toplumun tüm kesimlerinin hak ve özgürlüklerini korumak ve kullanılmasını sağlamak, bireyin ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmek ve yoksulluğu aşmak için hukuk içinde hareket etmek üzere oluşturulmuş, ideolojisi bulunmayan bir aygıttır.
*Anayasa askeri vesayete olanak sağlayan kurumları barındırmaz. Askeri bürokrasi sivil otoritenin emrinde olup, ordunun görevi dış güvenliğin sağlanmasıdır.
*Hakim bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesi, tabii hakim ilkesi ve yargılama birliği ilkesi adil yargılanma hakkının asli unsurlarıdır. (Böylece çift başlı yargı sorunu çözülmüş olur.)
*İnsanlar özgür doğarlar. İktidarın ve devlet kurumlarının görevi insan hak ve özgürlüklerinin kullanılmasını sağlamak ve hukuk güvenliğini garanti etmektir. Hak ve özgürlükler uluslararası sözleşmeler ve AİHM kararları ışığında yorumlanır.
*İfade özgürlüğü ancak şiddete teşvik ve tahrik, ırkçılık yapma ve nefret oluşturma nedenleriyle sınırlanabilir.
*Anayasa, Türkiye coğrafyasında yaşayan insanların ve halkların haklarını, kültürlerini, geleneklerini ve dillerini korumayı ve hukuk güvenliğini garanti eder. (Farklılıklarımızla birlikte bir arada barış ve özgürlük içinde yaşamayı sağlar.)
*Siyasal bir birlik olan Cumhuriyet, yerel özerklikleri bölgesel yönetimin güçlendirilmesine yönelik olarak ve bölgeleri dikkate alarak tanır ve gerçekleştirilmesini kolaylaştırır. (Kürt sorununun çözümüne açılım sağlamak açısından önemli.)
*Güvenlik sektörünün (ordu, polis, jandarma, MİT) güvenlik harcamaları ve faaliyetlerinin denetimi, Dış Güvenlik Siyaset Belgesi'nin hazırlanması ve denetlenmesi parlamentonun ve kamuoyunun denetimi ve gözetimi altındadır.
*Devlet, her türlü inanca, dine, mezhebe, etnik kimliğe ve düşünceye karşı eşit mesafededir. Anayasa çoğulcu bir anlayışla, devleti farklı olanların bir arada barış ve hukuk güvenliği içinde yaşamalarını teminat altına alacak şekilde örgütler.
anayasanın bir başlangıç metnine ihtiyacı var
Yukarıda belirtilen ve örnek olarak sunulan ilkeler düzeyinde bir toplumsal mutabakat sağlanması ve yeni anayasanın sivil bir süreçle inşa edilmesi, bu anayasanın ilke ve amaçlarının gerçekleştirilmesi ve halk tarafından sahiplenilmesi açısından önemlidir.
Ayrıca yeni anayasanın temel paradigma değişikliğini göstermesi bakımından felsefesini gösteren kısa bir başlangıç metnine ihtiyaç vardır. Aşağıdaki metinde itiraz edilecek ya da tartışma yaratacak bir ideoloji bulunmamakta. Anayasanın Başlangıç Metni:
Türkiye coğrafyasında yaşayan çeşitli dinsel, etnik ve kültürel farklılıklara sahip yurttaşlar tarihten gelen barış içinde özgürce bir arada yaşama arzu ve iradesini tekrar ederek ve yenileyerek toplumsal bir mutabakata varmışlardır.
Bu toplumsal mutabakat doğuştan var olan insan hak ve özgürlüklerini, sosyal adaleti, her koşulda farklılıkları korumak ve farklılıklarla birlikte bir arada barış içinde çoğulcu, katılımcı ve şeffaf bir toplumda yaşamak isteğini gerçekleştirmek iradesini; devletin ise bireyin ve toplumun hak ve özgürlüklerini korumak ve kullanılmasını sağlamak, bireyin ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmek ve yoksulluğu aşmak için hukuk içinde hareket etmek üzere oluşturulmuş, ideolojisi bulunmayan bir aygıt olduğu düşüncesini temel alır.
Bireylerin ve toplumun katkılarıyla hazırlanan, olağan bir meclis tarafından kabul edilen ve halk tarafından onaylanıp, yürürlüğe giren bu çerçeve anayasa; bireylerin ve toplumun hizmetinde olması gereken devletin yönetim biçiminin ve özgürlük ve barış içinde yaşamanın ilkelerinin gösterildiği örnek bir metin olarak küresel demokrasi idealine yönelik bir çabaya da katkı sunacak tarihsel bir açılımın başlangıç noktasını oluşturacaktır.
ZAMAN
Yazarlar
-
Fehmi KORUVenezuela’yı aldı güya, ama para babaları güvence istiyor 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUİki ‘dost’: Trump ve Erdoğan 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünBu kadar düşüncesiz olabilirler mi? 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYARojava’dan Ortadoğu’ya Ortak Gelecek Çağrısı; 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUZihniyet akrabası siyasetçiler 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİEmeklinin Türkiye Yüzyılı şimdi başlıyor desenize 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarLinç kültürü değil linç sektörü 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHalep’te “hendek direnişi” kararını kim verdi? 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm Süreci, Halep çatışmasına heba edilir mi? 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNESiyasetin cinselliği 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuDers alınıyor mu? 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKaranlık Orman’ nedir? Trump’ın hepimizi soktuğu yerdir 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENAmbargo ile diktatörlük arasında sıkışan İran 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergil“Yerli ve Millî” ahlâk yanılsamasına karşı çağrı 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSuriye’deki tehlike 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRTRUMP'A TEMİZ BİR "ÖDÜL" LÂZIM 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANCumhurbaşkanı partili mi partisiz mi? 8.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENİnsan hakları için dış müdahale tartışması 8.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanHalkını adalete hasret bırakanların ibretlik hikayesi… 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANMADURO 2014 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAK Parti'deki Truva Atları... 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKNormatif çerçeve, pratik ve Türkiye’nin durumu 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciFaizi kim düşürmüyor 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRŞov bir kez başladığında… 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTrump’ın Venezuela operasyonu ve sistemin çöküşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasTrump’ın yeni ‘dünya düzeni’ ve Türkiye 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -4- Libya’ya sır seyahat... İki banka yöneticisi kimliğini niye gizledi? 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞİKİ BÜYÜK TEHLİKE: “UYUŞTURUCU VE IŞİD” TERÖRÜ…” 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNGangsterin dönüşü! 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞBeykoz’da bir Türkiye klasiği 5.01.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025
4.06.2025
25.05.2025
11.05.2025