Yıldıray OĞUR
O videoyu görmüşsünüzdür. Bir ilçe seçim kurulu önünde stant açmış, gelen geçeni imza atmak için ikna etmeye çalışan Yeniden Refah Partili gençler, bir cep telefonundan haberi izliyor.
Haberden o anda partilerinin Cumhur İttifakı’na katıldığını ve liderleri Muhammed Ali Fatih Erbakan’ın da cumhurbaşkanı adaylığından çekildiğini öğreniyorlar.
İnanmak istemiyorlar, bunun “sadece bir yorum”, “spekülasyon” olduğunu söylüyorlar ama çok da emin değiller.
Davalarının lideri, tam tersi bir adım atmadan önce, günlerdir ilçe seçim kurulları önünde dava aşkıyla imza toplayan gençlere mi haber verecekti?
Fatih Erbakan, hiçbir açıklama yapmadan son dakikada Cumhurbaşkanlığı adaylığından çekilip Cumhur İttifakı’na katıldığında kendisi için zahmet edip ilçe seçim kurullarında imza veren kişi sayısı 69.199’du.
Ama herhalde son iki günü Ramazan’a gelen dört gün boyunca seferber ettiği bu 69.199’a kişiden bir helallik bile istemeyecek.
Ne de olsa onlar da kutsal bir dava için küçük bir fedakârlık yaptılar.
Erbakan’ın parti genel merkezinde coşkulu bir mitingle Cumhurbaşkanı adaylığını ve seçimlere parti olarak gireceklerini açıkladıktan dört gün sonra neden sessizce Cumhur İttifakı’na dümen kırdığı sorusunun cevabı, her şeyin dava uğruna olduğu düşünülsün diye imzalanmış, İslamcılık sosuna bulanmış mutabakat metni değil.
Gerçekten İslamcı bir parti, hamasi ümmetçi talepler dışında yanı başımıza kadar gelmiş ümmetin kendisi Suriyelileri ülkelerine geri göndermek diye bir şart ileri sürmezdi herhalde.
Zaten Yeniden Refah’ta ideoloji aramak fazla iyimserlik.
Zaten aşı olanların yarı insan yarı maymun çocukları olacağına inanabilmiş, Facebook’ta dolaşan kuyruklu bebek resimlerini basın toplantısında gerçek gibi göstermiş, Millet İttifakı’nı “ateistlerin, komünistlerin toplandığı yer” diye eleştirebilen Fatih Erbakan’ın öyle bir ideolojik önderliği yapacak bir formasyonu da, motivasyonu da yok.
İsmini 90’larda henüz üniversite öğrencisiyken Balgat’taki parti merkezinin içindeki camiye Cuma namazlarına üstü açık lüks arabalarıyla geldikçe duyduğumuz (bir keresinde gazetecinin sorusuna “daha iyilerine de bineceğiz” demişti), özel bir üniversitede mühendislik okumuş ama mesleği, fikirleri, hitabeti ya da siyasi karizmasıyla tevarüs etmemiş bir isim.
Ama güçlü bir soyadı var. Kısa hayat hikayesinin özeti de o soyadı.
Yeniden Refah da bir soyadı partisi.
Erbakan gibi 50 yıllık siyasi, dini bir hareketin hocasının oğlunun kendisini ve bir grup insanın da onu babasının manevi mirasçısı olarak görmesi ilk kez karşılaştığımız bir siyasi patoloji değil.
Ama bütün bu bol davalı cümlelerin arasına giremeyen gözlerden kaçan önemli bir fark var.
Fatih Erbakan, sadece manevi bir mirasçılık iddiasında bulunmadı hatta ilk mirasçılık iddiası maddiydi.
Bilenlerin zaten bildiği, Saadet Partililerin bilip bağırlarına taş basarak sustuğu bir mesele bu.
Fatih Erbakan’ın Cumhurbaşkanı adayı olacağını açıkladığı Balgat’taki Yeniden Refah Partisi genel merkezi, bundan dört yıl öncesine kadar Saadet Partisi’nin genel merkeziydi.
Daha önce Fazilet Partisi’nin, ondan önce de Refah Partisi’nin genel merkeziydi.
Peki bu iki parti kapatılmasına rağmen bu genel merkez binası nasıl Milli Görüş hareketinin elinde kalmıştı?
Neden devlet el koymamıştı?
Çünkü Milli Görüş hareketi 50 yıllık tecrübeli bir hareket ve 1983 yılında kurulan Refah Partisi de hareketin üçüncü partisi. MSP ve MNP daha önce kapatılmıştı.
O yüzden hareket devlete karşı bir tedbir olarak parti üzerine mal varlığı tutmadı.
Balgat’taki parti genel merkezini 1984 yılında ETAŞ Emlak AŞ adlı bir şirket satın aldı.
Şirketin hepsi eşit oranda olan beş kişilik kurucu ortakları partinin mutemetleriydi.
Refah Partisi, bu şirketin kiracısı olarak görünüyordu. Aslında kimse kimseye kira ödemiyordu.
Muhasebe üzerinden kira meselesi giriş-çıkış yapılarak hallediliyordu.
Şirketin Refah Partisi genel merkezi ve parti araçlarının sahibi olmak dışında da başka hiçbir ticari faaliyeti yoktu.
Bu sayede genel merkez binası 1998’de Refah Partisi kapatıldıktan sonra Fazilet Partisi’nin genel merkezi olabildi, 2001’de Fazilet Partisi kapatıldıktan sonra da Saadet Partisi’nin genel merkezi olarak bir kere daha aynı şirketten kiralanabildi.
2002 yılında ETAŞ Emlak A.Ş.’nin hisse payları yeniden dağıtıldı.
Milli Görüş hareketinin benzer ticari şirketlerinin mutemedi olan, Erbakan’ın kasası olarak bilinen Ankaralı Beşir Darçın en büyük hissedar haline geldi ama şirketin hala tek ticari faaliyeti genel merkez binasına sahip olmak ve kira almaktı.
Şirketin Erbakan soyadlı ya da aile ile akraba ilişkisi olan bir ortağı yoktu.
Ta ki 2008’e kadar bu böyle devam etti.
2008’in Mayıs ayında Erbakan, Refah Partisi’nin kapatılmasından sonra devletin geri istediği 1 trilyonluk hazine yardımıyla ilgili başlayan ve “kayıp trilyon” olarak bilinen davadan 2 yıl ceza aldı ve bu ceza 11 ay ev hapsine çevrildi.
Bu ceza kararından bir hafta sonra muhtemelen Erbakan ailesinin karar sonrası üzerinde artan maddi yük nedeniyle, Fatih Erbakan ve Erbakan’ın kızı Elif Erbakan ile evli damadı Mehmet Altınöz ETAŞ Emlak A.Ş.’ye ortak yapıldı. 50 bin sermayeli şirketin aralarında Beşir Darçın’ın da olduğu beş ortağı olmuş oldu. Fatih Erbakan ve damat Altınöz ise 20’şer binlik payla en fazla hisse payına sahip ortaklar haline geldiler.
Şirketin hala Saadet Partisi genel merkezi ve parti araçlarının sahibi olmak dışında hiçbir ticari faaliyeti yoktu.
Hem Fatih Erbakan hem de Altınöz Saadet Partisi yöneticileriydi. Ve bu emaneti partili olarak üstlenmişlerdi.
Bu sırada Fatih Erbakan siyasette varlık göstermeye başladı.
Şimdi aynı ittifakta bir araya geldikleri Saadet Partisi genel başkanı Numan Kurtulmuş’a karşı röportajlar verip sert açıklamalar yapmıştı.
2011 yılında Necmettin Erbakan hayatını kaybetti. Hemen ardından Erbakan ailesi miras konusunda mahkemelik oldu.
Erbakan’ın büyük kızı Zeynep Erbakan, Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği dilekçede diğer kardeşlerini mal kaçırmakla suçladı. Mutemet Beşir Darçın ve benzeri emanetçiler tarafından yönetilen başka bazı şirketler de hak talep etti.
Abbate gömleklerini üreten Öztay Tekstil, Milda Kağıt ve Konya Un, Kanlıca’da 1999 yılında alınan yalı bu tartışmalı mallar arasındaydı.
Zeynep Erbakan, bu şirketlerin aslında babasına ait olduğunu iddia edip, mirastan pay istiyordu.
Açılan soruşturmada ifade veren Fatih Erbakan, “Babamın mal varlığı üçüncü kişilere emanet edilmemiştir. Bütün mal varlığı kendi adına kayıtlı olup mirasçılarına intikal etmiştir. Benim Konya Un A.Ş.’de yüzde 5 oranında hissem bulunmaktadır. 3-4 yıldan beri bu şirkete ortağım. Kendi tasarruflarımla ortak oldum” dedi.
Elif Erbakan Altınöz ise “Babam herhangi bir malını yeddi emin olarak veya emaneten başkalarına bırakmamıştır. Şikayet dilekçesinde yazılı, Milda Kağıt, Konya Un ve Öztay Tekstil şirketleri babama ait değildir. Bizim bu şirketlerde herhangi bir hakkımız bulunmamaktadır. Benim bu şirketlerde herhangi bir hissem yoktur” diye konuştu.
Soruşturmada Saadet Partisi Genel İdare Kurulu üyesi Oğuzhan Asiltürk de “Bu şirketlerin ortakları partimizin çalışmaları faaliyetleri sırasında ihtiyaç duyulduğu zaman maddi yardımda bulunan insanlardır. Sürekli partiye yardım ettikleri için Zeynep Erbakan tarafından bu husus yanlış değerlendirilmiş ve şirketlerin mallarının babasına ait olduğu şeklinde bir kanaate varmıştır” diye ifade verdi.
Kardeşler arasındaki kavga gazetelere düştü.
Ama bu mahkeme aşamasında ve tartışmalarda bile Balgat’taki parti genel merkezinin sahibi olan ETAŞ A.Ş. hakkında kimse hak iddiasında bulunmamıştı.
2014 yılında Fatih Erbakan, Saadet Partisi genel başkanlığına aday oldu ve Mustafa Kamalak’a karşı kaybetti.
Bundan sonra Fatih Erbakan ile Saadet Partisi ilişkileri bozulmaya başladı.
Kardeşi Elif Erbakan ile birlikte Erbakan Vakfı’nı kurdu, vakıf her ilde ve ilçede vakıftan çok bir parti teşkilatı gibi örgütlenmeye başladı.
2017 referandumunda Saadet Partisi hayır derken, vakıf adına televizyonlara çıkan Fatih Erbakan, başkanlık sisteminin faydalı tarafları da olduğunu söyledi.
Saadet Partisi’nin iktidar karşısında muhalefetle hareket etmesi sonrası Fatih Erbakan atılması cesaret isteyen bir adım attı.
Hala ETAŞ A.Ş.nin büyük ortağıydı.
Fatih Erbakan ve Erbakan’ın damadı Mehmet Altınöz, Saadet Partisi’nin genel merkezine sahip olan ve parti tarafından emanetçi olarak ortak yapıldıkları ETAŞ A.Ş.’nin büyük ortakları olarak, şirketin diğeri üç ortağı itiraz etmesine rağmen Saadet Partisi’nin kendilerine yıllardır kira ödemediğini ileri sürerek icra takibi davası açtı.
Aslında herkes biliyordu ki ortada ödenmemiş bir kira yoktu. Parti, bina sahibi görünen sembolik şirkete muhasebe kayıtları üzerinden kira ödemesi yapıyordu. 1984’den beri herkesin bildiği ve güven üzerine kurulmuş bir sistemdi bu.
Ama ilişkiler bozulunca güven üzerine kurulu emanetçi şirket ortaklığı bir koza dönüştü.
Fatih Erbakan, yıllardır kiraların ödenmediğini ileri sürerek partiden kiraları faiziyle birlikte istedi.
Bunun üzerine Saadet Partisi de “binanın Saadet Partisi’ne ait olduğu ve ETAŞ A.Ş. ve ortaklarının emanetçi konumunda olduğuna” dair Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde tapu iptal ve tescil davası açtı.
Mahkeme partiyi haklı gördü ve binanın tapu kaydı üzerine Saadet Partisi Genel Merkez lehine ihtiyati tedbir kararı koydu.
Bu arada Erbakan ve Altınöz emanetçi sıfatıyla ortak oldukları şirketteki haklarını kullanarak, yine şirketin sahibi olduğu genel başkan Temel Karamollaoğlu’nun makam aracı, genel merkeze ait diğer araçlar partinin tapu kayıtları ve banka hesaplarına haciz işlemi başlattı.
Bunun üzerine Saadet Partisi, Erbakan ve Altınöz’ün istediği kira ve faizi ödedi ve haczi kaldırdı.
Ama Fatih Erbakan ve Mehmet Altınöz burada durmadılar.
Yeniden mahkemeye başvurdular.
Bu arada 2018 yılında Saadet Partisi bir adım daha atıp Millet İttifakı’nın ortağı olmuştu.
Davaya bakan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan ve damadı Mehmet Altınöz’ün taleplerini haklı görerek Saadet Partisi’nin Ankara Balgat’taki genel merkezi tahliye etmesi yönünde karar verdi.
Saadet Partisi karara Yargıtay’da itiraz etti ama Yargıtay da Kasım 2018’de tahliye kararını onadı.
Saadet Partisi’nin ek süre talepleri reddedildi. Parti bir süre tahliye kararını uygulamadı.
Ta ki 31 Mart 2019 yerel seçimlerine kadar…
Yerel seçimlerde Saadet yine Millet İttifakı ile hareket etmiş, İstanbul seçimlerinde de aday çıkarmıştı.
Devlet ve hukuk Fatih Erbakan’ın tarafındaydı.
11 Nisan 2019 günü Fatih Erbakan’ın açtığı haciz davası sonucu Saadet Partisi genel merkezine gelen icra memurları, polis nezaretinde binayı tahliye etti.
Saadet Partisi, cılız birkaç açıklamayla olan bitene tepki gösterdi.
Zor bir durumda kalmışlardı. 50 yıldır içinde oldukları Millî Görüş hareketinin liderinin oğlu kendisine emanet edilen şirkette sahiplik iddiasında bulunmuştu.
Uzun süre Saadet Partisi genel merkez binası aradı, nihayet açılan yardım kampanyasıyla geçen ay Kılıçdaroğlu’nun adaylığının açıklandığı bina tutuldu.
Balgat’taki genel merkeze kim taşındı peki?
Tabii ki Yeniden Refah Partisi.
Geçen hafta Fatih Erbakan’ın kendisini coşkuyla alkışlayan taraftarlarının karşısında Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıkladığı genel merkez.
Hikâyenin sonunda Yeniden Refah, “ateistler ve komünistler Millet İttifakı’nda, CHP’yi iktidar yapmamak için” gibi klişe sağcı gerekçelerle Cumhur İttifakı’na katıldı.
Cumhur İttifakı, AK Parti, MHP, BBP, HÜDA-PAR, Yeniden Refah ile yerli ve milliğin voltranını oluşturdu.
Herhalde seçim kampanyası da dini mubin-i İslam, bayrak, ezan bu tarafta diye gidecek, muhalefet tekfir edilme sınırlarında dolaşacak.
Ama LGBT, İstanbul Sözleşmesi, 6284, Fullbright, Erasmus’a karşı yükselen İslami hassasiyetler; emanet ile ilgili İslam’ın net emir ve yasaklarının bu kadar net ihlaline karşı çalışmıyor.
1984 yılında dava parasıyla o binayı satın alındığında, 5 yaşında olan davanın liderinin oğlunun gün gelip insanlara güven üzerine kurulmuş bir sistemi ihlal edecek kişi olacağını herhalde kimse düşünmemiştir.
Saadet Partililer de herhalde bu hayal kırıklığıyla bu duruma karşı yüksek sesle ses çıkarmadılar.
Hala da çıkarmıyorlar.
Kutsal davalarla çıkılan yolların sonu genel de böyle büyük hayal kırıklıkları oluyor.
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025