Akın ÖZÇER
Türkiye, arzu ettiğimiz kararlılıkla demokratik bir hukuk devletine dönüşemiyor belki ama ağır aksak değişiyor. Değişim yönündeki gelişmeler, Osman Can’ın 12 Eylül referandumu öncesinde öngördüğü domino etkisiyle giderek ivme kazanıyor. Demokrasiye müdahaleler, darbeye zemin hazırlamaya yönelik eylem planları ve darbe girişimleri ile ilgili davalar (Ergenekon süreci) sürerken, 12 Eylül darbesini yapanlar hakkında düzenlenen iddianame mahkemece kabul ediliyor; eski Genelkurmay Başkanı iktidar partisine karşı propaganda amacıyla kurulan ve işletilen internet siteleriyle ilgili olarak tutuklanıyor. Bu gelişmeleri “bir paradigmanın çöküşü” olarak gören Osman Can son yazısında “Türkiye’nin 100 yıllık şiddet kültürüyle yoğrulmuş düzeni yıkılıyor. Yüzyıllık Anayasal düzen toplumsal referans değil artık.(...) Bu düzenin yıkılışını ‘sokak savaşı içinde olanlar’görmeyebilir ancak siyasetçiler ve aydınlar görmek zorunda” diyor.
Kabul etmek gerekir ki bu değişimi görmeyenler, görmek istemeyenler, bundan rahatsızlık duyanlar, hatta eskiye dönmek arzusuyla yanıp tutuşan, siyaset yapanlar var bu ülkede. Bunu bir ölçüde doğal karşılamak mümkün, çünkü değişim, adı üstünde olduğu gibi, başta toplumsal değerler olmak üzere, toplumun siyasetle ilişkilerini ve siyasi güç dengelerini değiştiriyor. Eskiden iktidar olmak için yeterli olan ezber bozuluyor, birçok kavram içi doldurulmadıkça bir şey ifade etmez oluyor. Örneğin “demokrasi”, bundan 30-40 yıl öncesindeki gibi, Demirperde ülkelerinden Somali’ye kadar yaygın kullanılan bir kavram olmaktan çıkıyor. Evrensel ölçüt ve ilkelere, insan hak ve özgürlüklerine dayanmayan bir demokrasi artık sadece sözde kalıyor.
Gel gör ki Türkiye’de Ergenekon sürecine tümüyle karşı çıkan, bu davalarda avukat rolü üstlenen ve tutuklu sanıklarla dayanışma içine giren kesim “demokrasi” sözcüğünü de ağzından düşürmüyor. Evet, istisnai olması gerektiği halde tutuklama pratiğinin yaygın şekilde uygulanması ve sürelerinin uzunluğu Türkiye’nin demokrasi sorunlarından birini oluşturuyor. Ama bu konudaki haklı eleştiriler, darbelere karşı olduğunu yarım ağızla dile getirip, bu davalarda şu veya bu şekilde demokrasiye müdahalede bulundukları iddiasıyla yargılanan sanıkların yanında yer almayı gerektirmiyor. Çünkü böyle bir duruş demokrasi özürlü statükonun devamından yana olmak anlamına geliyor. Bunu demokrasi mücadelesi olarak yutturmanın yarattığı ikilemi ise ancak siyasi körler göremiyor.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, buna karşın, Ergenekon sanıklarına verdiği açık desteği yargıçlara hakarete kadar götürüyor. Silivri Cezaevi önünde diyor ki “Burada aslında bir yargılama yapılmıyor.(...) Burada önyargılı olan yargıçların, siyasi otoritenin emrinde olan yargıçların sadece oynadıkları tiyatro var. Bunun adına yargılama diyorlar. Buna demokrasi diyorlar.(...) Onlara yargıç demeyi içime sindiremiyorum.” CHP Genel Başkanı, sanki toplumun çoğunluğunun arzusu bu sürecin sulandırılması ve “status quo ante” ye dönülmesiymiş, referandumdan “hayır” oyu çıkmış, yüzde 50 oyu partisi almış gibi şöyle devam ediyor: “Çünkü yargıç, vicdanıyla hareket eden kişi demektir; toplumun beklentilerini, toplumun duygularını bilen ve ona saygı duyan demektir.(...) Vicdanıyla hareket etmeyen bir yargıç, yargıç olabilir mi?”
CHP lideri, bu sözlerinden ötürü hakkında “hakaret” ve “ adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” gerekçesiyle fezleke düzenlenince, dokunulmazlığının kaldırılması için TBMM Başkanlığı’na dilekçe veriyor; ardından 132 milletvekili arkadaşı aynı şeyi yaparak, bu tuhaf protestoyu tarihe geçiyor. Sonra Grup Başkanvekili Hamzaçebi kalkıyor, çok değil altı ay önce iki seçmenden birinin oyunu alan hükümetin meşruiyet sorunu bulunduğunu, CHP’nin susturulmak istendiğini öne sürüyor. Bu tuhaf açıklama, Ergenekon sanıklarına verilen desteğin vurgulanması değilse, ne anlama geliyor?
Ana muhalefetteki bu gelişmeler, tam da AK Parti’nin reform sürecine toplumun beklentisi ölçüsünde ivme kazandıramadığı, Uludere’nin üzerine yeterince gidemediği, “devletin içindeki suçlarla” ilgili kararlı bir tutum takınamadığı için ciddi eleştirilere uğradığı bir sırada meydana geliyor. Ama CHP bu son tavrıyla, Türkiye’nin demokratik bir hukuk devletine dönüşmesini, darbeleriyle yüzleşmesini arzu eden liberal ve sosyal demokrat kesimin gözünde desteğini yitirmekte olan AK Parti’ye adeta bir can simidi atmış oluyor.
CHP İstanbul İl Başkanlığı üç gün önce Beyoğlu’nda Kılıçdaroğlu’na destek yürüyüşü düzenlemişti. Yürüyüşe katılanların attıkları sloganlar arasında özellikle biri bana tuhaf gelmişti. Çünkü “faşizme karşı omuz omuza” sloganının, Ergenekon sanıklarına ve iddia olunan darbeyle kuracakları rejime değil de, onların adına sandıktan çıkan ve demokrasi alanındaki eksiklikleri arzu ettiğimiz gibi olmasa da gidermeye çalışan bu hükümete yakıştırılması, aslında CHP’nin içinde bulunduğu ikilemi yansıtıyor.
Ana muhalefet partisi bu ikilemden rahatsız olmayabilir, hatta yarattığı sanal dünyada faşizme karşı savaşım da verebilir ama Ergenekon sürecinin karşısında yer aldığı sürece sandıktan çıkması mümkün değil. Çünkü değişim isteyen büyük çoğunluk için AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in “Bütün Pinochet’ler hesap vermelidir” sözü, Kılıçdaroğlu’nun Silivri’yi hangi gerekçeyle olursa olsun toplama kampına benzeten açıklamasından çok daha umut veriyor.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
15.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025