Ali AYDIN
14 Aralık itibariyle siyasi gündem yeni bir ısı artışına maruz kaldı. Lakin 14 Aralık hiçbir biçimde sürpriz değil. 14 Aralık hükümetle, hükümetin politikalarını o vakte kadar destekler görünen bir yapı arasında 7 Şubat’ta su yüzüne çıkan ve söz konusu yapılanmanın 17-25 Aralık operasyonları ile yargı ve emniyet lejyonlarını da sahaya sürmesiyle birlikte ‘Başbakanı al, hükümeti düşür’ hedefini gözümüze sokarcasına hayata geçirme teşebbüsünün öngörülebilir sonuçlarından yalnızca biri. Bu hamur daha çok su kaldırır ve süreç tam anlamıyla bir hesaplaşma olmaksızın durdurulamaz.
Bu kavganın hiçbir biçimde sofistike bir yanı yok. Her şey gözlerimizin önünde cereyan ediyor ve kulaklarımız da söylenenleri gayet iyi işitiyor. Siyasi tarihten öğrendiğimiz şey, eğer siyasi kimliğiniz olmaksızın bürokratik yapılanmanız üzerinden seçilmiş hükümetle bir iktidar mücadelesine girişirseniz, hedefe ulaşamadığınız takdirde bunun bir bedeli olacağıdır. Askerî darbelerin de mantığı ve işleyişi bundan farklı değil zaten. Onun için hiçbir askerî darbe meşru değil. Bürokratik gücün askerî bir unsur olmaması söz konusu kalkışmanın darbe olarak tanımlanamayacağı anlamına gelmiyor. Darbe için uygun görülen enstrüman, darbenin niteliğini ortadan kaldırmıyor. Şimdi böyle bir fotoğrafın önünde poz vermişseniz ve toplum bu pozu tam da yukarıda betimlediğimiz gibi görüp 30 Mart seçimlerinde tüm çaba ve ittifaklarınıza rağmen sözünü söylemişse; ‘medyaya operasyon’, ‘özgür basına müdahale’, ‘diktatörlüğe gidiş’ gibi lakırdılarınızı ciddiye almasını toplumdan bekleyemezsiniz.
Peki niye lakırdı diyorum; çünkü enayi yerine konulmak istemiyorum. Kendimin ve içinde bulunduğum toplumun enayi yerine konulmasına da tahammül edemiyorum. İslami kesimin içinden gelmeyenleri bir nebze anlayabilirim, onlar cemaatle diyalog toplantılarında ya da cemaat organlarının herhangi bir kokteylinde tanışmış olabilirler. Lakin İslami kesim birbirini gayet iyi bilir, iyi tanır. Bu bilinirlik hafıza ile mukayyettir. Dolayısıyla İslami kesim bugünü yalnızca bugün üzerinden değil aktörlerin geçmişten bugüne getirdikleri ile de yorumluyor. İslami kesimi bilenler şunu da bilirler ki Gülen Cemaati ile İslami kesim arasında her zaman bir soğukluk olagelmiştir. Fethullah Gülen için bugün söylenenler hiçbirimiz için yeni değil çünkü çeşitli grup ve cemaatler aynı şeyleri 20 yıl önce de söylüyorlardı. Bunun sebepleri vardı. Öte yandan içeride başörtüsü, İmam-Hatipler, Kuran Kursları; dışarıda Filistin davası, Afganistan’ın işgali gibi meselelerle bunalan ve boğuşan İslami kesim, Gülen Cemaatini bu meselelerde kendisiyle ortaklaşırken hiç görmedi. Her zaman kervanlarının emniyetini, yolun emniyetine tercih eden bir görüntü verdiler.
Fakat bir şey oldu. Ak Parti 2002’de iktidar oldu. Ancak parti, Cumhurbaşkanlığı, asker ve yargı tehdidinin kıskacındaydı. Adeta kuşatmaları yara yara ilerliyordu ve cemaat ilk kez çok açık bir biçimde geçmişte soğuk durduğu bir siyasi harekete tam destek verdi. Cemaat Türkiye’nin demokratik dönüşümünde toplumsal desteğe sahip Ak Parti’ye verdiği destek ile o güne kadar sahip olmadığı bir meşruiyet zeminine kavuştu. Toplumsal yönelimin gidişatına uygun bir siyasi duruş, kendisine hiç olmadığı kadar elverişli bir pozisyonu bahşetti. İslami kesim ise cemaatle ilgili olumsuz angajmanını unutmayı tercih etti. Fethullah Gülen bir anda herkesin ‘Hocaefendisi’ haline geldi. Türkçe Olimpiyatları, bakanlar geçidine döndü. Neredeyse herkes Zaman abonesi oldu. Cemaatin iştahı arttıkça arttı. Görünürde hükümet kanadında ittifaka halel getirecek hiçbir makro politik savrulma yokken 7 Şubat krizi patlak verdi. Sonrasını hep birlikte gördük zaten. Görmek başka mücadele iradesi başka. Eğer bu iradeye sahip bir lider olmasaydı şu an itibariyle çok farklı bir yerdeydik. Toplumun 90 yılda dokuduğu kilim paramparça olacaktı. Cemaat 7 Şubat’tan sonra ‘muhalefet’ kontenjanına adını yazdırarak bu işi yürütebileceğini düşündü; lakin darbelere şerbetlenmiş halkı, bence fazla hafife aldı. Tıpkı şimdilerde hafızamızı hafife aldığı gibi.
Meşruiyet, kulis ya da lobicilikle elde edilemez. Bu toplum son kertede ne ABD’ye ne AB’ye ne New York Times’a ne The Independent’a bakar. Meşru yolları terk üzerinden ortaya konan siyasal eylemlilik hedefe koyduğunuz parti ve onun liderini tıpkı şimdi olduğu gibi bir anda siyasetin bizzat kendisiyle eşitler. Bu düzlemde ise toplum, tüm bu yaşananlara kendisine yapılan ihanet olarak bakar. Ekrem Dumanlı ‘Dünyaya rezil oluyoruz’ derken keşke biraz da Türkiye’de ne olduklarını görüp, düşünseydi.
twitter: @_aydinali
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.04.2021
10.04.2021
31.01.2021
26.01.2021
31.12.2020
21.12.2020
12.10.2020
17.09.2020
11.09.2020
5.08.2020