Ali AYDIN
Süleyman Şah türbesinin Şah Fırat operasyonu ile yerinin değiştirilmesi, Türk basınında bildik ezberlerin terennüm edilmesine fırsat verdi. Esasında Şah Fırat operasyonuyla gerçekleştirilen ile Türk basınında operasyon konu edilerek yazılıp çizilenler arasında bir kopukluk var. Kopukluğa, operasyon vesile edilerek hükümetin dış politikadaki tercih ve önceliklerini toptan mahkûm etmek ile ilgili doymak bilmeyen iştah neden oluyor.
Yazılanları üstün körü okuduğunuzda ‘Tamam başlık Şah Fırat da yazar hükümetin bugüne kadar dış politikada attığı her adıma acayip öfkeli’ , diyorsunuz.
Hafızamı yokluyorum.
Bu koca koca adamların dış politikada öfkesini hak edecek ne tür işler yapmış hükümet, diye kendime soruyorum. Türkiye’nin dış politikasını yerden yere vuranların Soğuk Savaş’ın sona erdiği bilgisinden hala mahrummuş gibi kalem oynattığını görmek hazin. Öte yandan onları neyin tam olarak öfkelendirdiğini anlamaya çalışıyorum.
Çünkü bu yazarlar dış politika konusunda, buldukları her fırsatta şunu haykırıyorlar:
-Sen misin hayal kuran!
-Sen misin her söze başladığında Bosna’dan Kahire’ye, Gazze’den Üsküp’e, Bağdat’tan Halep’e selam gönderen!
-Sen misin benim tarihim, kültürüm var; bu topraklar coğrafyam; uzak kaldığım kardeşlerim var diyen!
-Sen misin yıllardır Türkiye’nin konumlandırıldığı hayalsiz, ufuksuz, ruhsuz, sabit, statik rolüne itiraz eden!
-Sen misin fabrika ayarlarına isyan eden!
-Sen misin bizim yıllardır unuttuğumuz, görmek ve duymak istemediğimiz, ‘lanetli coğrafya’ olarak kabul ettiğimiz bölgeyle temas kurmaya teşebbüs eden?
-Sen misin Batı’nın senin için uygun gördüğü ev ödevini uslu uslu yapmak dururken silkinip bir özne gibi hareket etmeye yeltenen!
Hükümeti, özelde ise başından beri Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu dış politika tercihleri ve öncelikleri sebebiyle kıyasıya eleştirenlerin ısrarla söyledikleri işte bu.
Sonra da en küçük sıkıntı ihtimalinin belirişinde - ya da belirmeyişinde, zira onlar için fark etmiyor- 8 yaşındaki hırslı bir çocuk gibi ‘Oh olsun!’ demenin fırsatını kolluyorlar. Fırsatı kollama işini abarttıkları için çoğu zaman bağlamdan kopuyorlar ve tam anlamıyla dam üstünde saksağan kabilinden absürt durumlara düşmekten kendilerini kurtaramıyorlar.
Daha önce yazdığım bir yazıda “Şunu insafın bir gereği olarak belirtmemiz gerekiyor: Ak Parti kekeme bile olamayan bir dış politikayı devraldı. Onu konuşan bir politika haline getirdi. Desteklenebilir, eleştirilebilir; lakin bu gerçek yadsınamaz.” demiştim. Hâlâ aynı fikirdeyim.
Bugün dünya ekonomi politiği, ‘Vay cennetten bir köşe !’ dedirtecek bir fotoğrafı önümüze koymuyor. Adaletsizlik, sömürü, zulüm ve işgaller kol geziyor. Gözyaşı dinmiyor. Statik durum, dinamik bir sürece evrilmiş vaziyette ve sizin belirleyici olmadığınız koşular altındasınız.
Şimdi bu yalın gerçek, bu büyük çaplı değişim-dönüşüm, bu alt-üst oluş, kaynayan coğrafyalar, ayaklanmış tarih, bastırılmış, ötekileştirilmiş, yok edilmiş, kapatılmış, itibarsızlaştırılmış, gayrı meşru görülmüş insanların ayağa kalktığı, hak ve özgürlük talebinde bulunduğu, sömürüyü, baskıyı ve kapatılmayı vareden koşulları sorguladığı, buna itiraz ettiği ve tarihiyle, kültürüyle, müktesebatıyla uyumlu yeni bir formülasyonu talep ettiği bir eşikte, dünün her tarafı çözülen, dökülen statükosunun ne bulunmaz kerametler barındırdığını el altından ileri sürmek ne kadar hazin bir durum.
Hükümetin iç ve dış politik açılımları ebetteki eleştirilebilir, eleştirilmelidir. Ancak bu eleştiri zamanımızın ruhunu yakalayacak bir iklimden beslenmelidir. Bu eleştiri sırtını dünün köhnemiş statükosuna değil toplumun tüm kesimlerinin talep ve beklentilerine, tarih ve coğrafyanın gerçekliğine yaslarsa ancak anlamlı olabilir. Dünün kayırmacı, imtiyazı bir hak olarak tesis eden köhnemiş düzenine sırtını yaslayarak yapılacak eleştiri hem haklı ve makul olmaz hem de insaf ve vicdanla bağdaşmaz.
Yaşanmışlığı, acı bir tecrübeyi, ağızlarda bırakın “kekremsi”yi, zehir zemberek bir tat bırakan pratiği sorgulamayı aklından geçirmeyen, yarattığı tahribatı, yabancılaşmayı, insandışılığı gündemine almayan, kendisine, yapıp-ettiklerine, vaat ettiklerine, ilişki biçimine, tahakküm arayışına, imtiyaz talebine bakmayan sözüm ona gözü açıklıkla koşulların dayattığı, zorunlu kıldığı bir arayış sürecini itibarsızlaştırarak korunaklı bir pozisyon elde edeceğini düşünen zavallılıkla karşı karşıyayız.
Baş edemediği güçlü bir aktör karşısında dengesini yitirmiş, şirazesinden çıkmış, karşı tarafın canını acıtmak, onu hırpalamak, ele güne karşı itibarsızlaştırmak için dile gelen ve yarının büyük, adil ve özgür Türkiye’si için anlamlı, işlevsel politik söyleme tekabül etmeyen bir savunma mekanizması ile karşı karşıyayız.
Durum psikolojik aslında.
Gerçekliğe tekabül etmeyen, gerçeklikten beslenmeyen fantastik bir kurgu ve Türkiye’nin bana kalırsa en temel problemi olmaya aday bir sorunla karşı karşıyayız.
@_aydinali
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.04.2021
10.04.2021
31.01.2021
26.01.2021
31.12.2020
21.12.2020
12.10.2020
17.09.2020
11.09.2020
5.08.2020