Ali AYDIN
Siyasal atmosfer sıcaklığını arttırıyor. Tartışma aday profilleri üzerinden özü itibariyle AK Parti’nin olası bir seçim kaybı yaşayıp yaşamayacağı üzerinde seyrediyor. Muhalefetin tüm bileşenleriyle birlikte topluma dönük vaatleri süzülüp, ele avuca gelen kısmına bakıldığında ise elde avuçta kalan tek bir mesaj var: AK Parti gitsin!
Pekiyi, niye gitsin, niçin gitsin? Neyi eksik yaptığı için gitsin, neyi fazla yaptığı için gitsin? Neyi yapmadığı için, neyi yapamadığı için gitsin?
Bu sorulara muhalefet anlamlı cevaplar veremiyor. Mesaja yönelik tersten bir okuma yapıldığında, ortaya AK Parti düşmanlığı ya da karşıtlığı üzerinden ruhunu teslim etmiş olan statükonun yeniden canlandırılması girişimi var. Uzun yıllar memleketin derdine deva olmuş “yitik bir cennet” mitosu pompalanıyor CHP ve MHP diyarından. HDP‘nin bu konsorsiyumda ne aradığını doğrusu ne biz ne de kendisi biliyor. Barajı aşacaksa aşsın. Ancak sistemin dönüşümü noktasında CHP ve MHP ile ilgili hangi hülyaları gerçekleştirecekler, hangi ortak rüyalara hayat verecekler merak ediyorum doğrusu.
Diğer taraftan seçime doğru giderken statükonun mezar kazıcılığını yapmış ve onun rehavetiyle iki geri bir ileri salınan Hükümet’in durumu var. Ülkenin geleceği ve toplumsal yönelim itibariyle önemli ve anlamlı nokta olan kısım burası. AK Parti’nin beslendiği toplumsal tabanın, oluşan rehaveti dağıtacak, “yeni” olanın zeminini döşeyecek, sosyal, ekonomik ve kültürel politikaların ufkunu genişletecek, derinleştirecek hangi baskılamaları ve beslemeleri yaptığına bakmak gerekiyor. Nihayetinde Ak Parti’nin toplum ile ilişkisi ya da tabanıyla ilişkisi emir komuta zinciri üzerinden işleyen bir belirlenen –belirleyen ilişkisi değil. Hatta başdanışmanın da belirttiği gibi AK Parti İslami kesimdeki büyük dönüşümün üzerine oturan, ona yaslanan ve şüphesiz ona yönelik politikalarıyla bu dönüşümü işlevsel kılarak ilerleyen bir parti.
Özellikle hükümetin üçüncü döneminde baş gösteren iç ve dış gelişmeler büyülü havanın insicamını bozmuş, meşruiyet alanında gedikler oluşmasına neden olmuştur. AK Parti‘yi kıskaca alan uluslararası gelişmelerin yanı sıra tabanının süreç içerisinde parti kimliğinin yoz versiyonu olan muhafazakârlıkla hakiki anlamda bağ kurması oldu. Mesele sistemin dönüşümü ile sistemin bu ellerde bu şekilde kalması arasında oluşan iklimde, konjonktürün mazeretlerini kullanma, onlara sığınma; dolayısıyla mevcudu muhafazaya dönük reflekslere indirgenmekte, orada sabitlenmektedir.
Tedirginlik ve geçmiş korkusunun şekillendirdiği muhafazakârlık hali, mevcuda dönük eleştirilerin önünü kapatmakta her şeyi, her sözü güvenlik siyasetinin içine yerleştirmektedir. Tüm talep ve beklentiler, oluşan kriz dengesinin kaybolmamasına indirgenmiş vaziyette, tüm siyaset dengenin bozulmaması için rölantiye alınmış durumda. AK Parti’nin asıl gelişme dinamiğini besleyen, siyasal ufkunu çizen kesimleri, sözlerini sürekli esirgeyen ve mevcuttan da hoşnut olmayan bir noktaya kilitlemekte. Bu durum hem söz konusu kitleyi hoşnutsuz etmekte hem de AK Parti ‘ye katkılarının önünü tıkamakta.
Oysa korkunun ecele faydası yok. Eskinin tükenmesi bizatihi yeninin oluşması anlamına gelmez. Kriz durumunun ilelebet sürdürülmesinin zemini yok, sürdürülebilirliği de yok. Yeninin inşası hakikaten toplumun talep ve beklentileri, siyasal ufku ve meşruiyet evreninde demirleyerek yol alabilir. Korkularla, kaygılarla hareket etmek realiteyi dikkate almak anlamında anlamlı; ancak pür realite bataklığında demirlemek sürekli mazeret üretmek ve dolaylı olarak mevcudun olası en iyi olduğunu ifade etmektir. Yani insanları mevcuda razı etmek, mevcutla yetinmeye çağırmaktır. Bu siyaset hiç şüphesiz bir tercihtir, bir seçenektir. Ancak ülkenin, tarihin ve toplumun geldiği nokta bununla yetinecek bir nokta değil. Ya sesleri kısılan, duyulmayan çığlık halindeki toplum kesimlerinin sesine kulak kabartılacak ya da kriz anının yeni bir türbülans yaratarak ülkeye yeni bir 90’lı yıllar yaşatması mukadder olacak. Karar ve tercih siyasetin ve Ak Parti’nin mevcut durumunda demirlemesinden keyif alan buna tav olan, üç kuruşluk menfaatleri, korkuları ve kaygıları için geleceği heder eden kesimlerin omuzlarında olacak.
@_aydinali
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.04.2021
10.04.2021
31.01.2021
26.01.2021
31.12.2020
21.12.2020
12.10.2020
17.09.2020
11.09.2020
5.08.2020