Ali AYDIN
Sanki “gizli bir el” her seferinde devreye girerek tartışma konularımızı bulandırıyor. Berraklık kaybolunca gerçekte ne olduğundan çok nasıl algılandığı kısmıyla kala kalıyoruz. Dikkat edin en nazik konular bile “hoyratlık” ile nasıl da can evinden vuruluyor.
Başkanlık, yeni anayasa, eğitim, dış politika…
Hangi başlık kurtarabilir kendini, hangi konu derinleşmeye, tefekküre giden yola revan olabilir böyle bir manzarada?
En son Başbakanlığın 2016/1 sayılı genelgesi, yukarıda çerçevesini çizdiğimiz manzara içerisinde belirdi. Başbakanlığın genelgesi, Cuma namazına gitmek isteyen “kamu çalışanlarını”alıkoyan ve ibadet hürriyetlerini sınırlayan mesai saatlerine ilişkindi. Başbakan Ahmet Davutoğlu imzasıyla yayımlanan genelgede, "Anayasa ve ilgili mevzuatla güvence altına alınan dini inanç hürriyetinin bir gereği olarak; cuma namazı saatinin mesai saatine denk gelmesi halinde, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlardan isteyenlere mesai kaybına neden olmadan izin verilir." ifadesi yer aldı.
Henüz genelgeyi görmeden sosyal medya hesaplarında genelgeye ilişkin tepkilerle karılaştık. Genelgeye“laiklik” sütresi ardından taarruza geçenlerin tepkileri artık şaşırtmıyor.
Dün ne ise o! 90 yıldır ne ise o! Öncesinde ne ise şimdi de o!
Onları biliyoruz, tanıyoruz: Söz konusu “İslam” olunca tepkileri şartlı reflekse dönüşenler.
Genelge bir yönüyle Türkiye'de İslamofobikler için yapılan bir yoklamaya dönüştü. Sırayla peş peşe"Buradayız !" diyenler çıktı. Bazısı soluğu mahkeme kapısında aldı, bazısı klavyesinin başına geçerek tweet attı.
Meselenin bir tarafı böyle. Öte yandan bir de diğer tarafı var. Orada da durumun pek parlak olduğu söylenemez. Zira genelgeyi okumadan mahkûm edenler olduğu gibi okumadan sahiplenenler de oldu.
Genelgenin, ibadet hürriyetini tehdit eden mesai saatlerini, insanların en temel haklarını kullanmalarına imkân vermek adına bir "mesele" olarak konu etmesi kuşkusuz değerlidir, anlamlıdır. Ancak genelgenin maksada uygun bir düzenleme getirmediği görülmektedir. Esasında genelgeye gösterilen “hastalıklı” tepki genelgeyi “sağlıklı” bir şekilde değerlendirmekten bizleri uzaklaştırıyor. Her eylemlerinde faul yapan adamların din, diyanet konularında gösterdikleri şartlı refleks, daha iyinin imkânını da sınırlıyor.
Biz en azından bu tuzağa düşmeden kendi meselemizi konu etme basiretini gösterelim. Onlar genelgeyi bu haliyle fazla buluyorlardı değil mi?
Aksine biz genelgeyi bu haliyle eksik buluyoruz ve fazlasını talep ediyoruz !
Madem hop oturup hop kalkıyorlar, o zaman onların da egzersizine değecek taleplerimiz var bu konuda.
Özgür Eğitim-Sen’in genelgeye ilişkin basın açıklamasında dile getirdiği tespit ve teklifler muradımıza tercüman oldu. Özgür Eğitim-Sen 08.01.2016 tarihli basın açıklamasında dört madde de genelgeyi şöyle değerlendirdi:
“1) Düzenlemenin kamu kurumlarında çalışanlar ile sınırlı tutulması büyük bir sorundur. Düzenleme bir taraftan kendisini başta Anayasa ve ilgili mevzuatla güvence altına alınan dini inanç hürriyetine dayandırmakta diğer taraftan Anayasa ile güvence altına alınan bir hürriyetin kullanımını sadece kamu çalışanları ile sınırlamaktadır. Özel sektörde çalışan ve aynı Anayasa ile hakları güvence altına alınan çalışanlar ne yapacaklar? Anayasanın ve ilgili mevzuatın kendilerine tanımış olduğu bir hürriyeti kullanmaları nasıl mümkün olacak?
2) Genelgede yer alan "mesai kaybına neden olmadan izin verilir" ibaresi ibadet hürriyetini kamu kurumundaki amirin inisiyatifine bırakmaktadır. Genelge bu haliyle, kısa bir metin olmasına karşın çok anlamlılığa ve yoruma açıktır. "Mesai kaybına neden olmadan" uygulamanın nasıl hayata geçeceği, ilgili kurumdaki amirin bunu nasıl yorumlayıp uygulayacağı belirsizdir. Mesela bir kurum amiri cuma namazına gitme isteğinin, mesai kaybına neden olduğuna karar verirse, böyle bir durumda isteğin uygulanmasını "mesai kaybına neden olmaması" şartına bağladığı için bu genelge, kurum amirinin kararının arkasında durmaktadır. Eğer genelgenin maksadı ibadet hürriyetini mümkün kılmak ise bu haliyle genelgenin maksadı, metni ile çelişmektedir.
3) Genelge, inanç ve ibadet hürriyetinin Anayasa ve ilgili mevzuat ile güvence altına alındığını hatırlatmakla birlikte, dinen reşit kabul edilmelerine ve o saatlerde derste olmaları sebebiyle farz olan bir ibadeti ifa etmek istemelerine rağmen ibadetten geri kalan lise ve üniversite öğrencileri hakkında hiçbir şey söylememektedir. Milyonlarca öğrenci dinen reşit olmalarına rağmen cuma namazını kılabilmek için önce kamu çalışanı olup ardından cuma namazının "mesai kaybına neden olmayacağına karar verecek" bir kurum amiri mi bulacaklar? Anlaşılan, bu sorunun cevabı genelgeye göre “Evet” tir.
4) Genelge "mesai saatlerini" gerçekte düzenlemiyor! Oysaki herkes için aynı saatte başlayacak ve bitecek bir mesai saati düzenlemesine gidilerek bu mesele çözülmeliydi. Bu haliyle namaza gidenlerin mesaisi / namaza gitmeyenlerin mesaisi biçiminde kurum amirinin inisiyatifine bırakılmış bir ikilik ortaya çıkmaktadır.”
Görülüyor ki genelgenin fazlası değil eksiği var.Onun içinEmin Ağaoğlu mahkeme nöbetine devam etsin,Enver Aysever isterse klavyesinin başından hiç kalkmasın! Şunu bilsinler yeter! Hiçbir biçimde hürriyetimizi, en temel hakkımızı laikçi komplekslerine boğdurmayacağız artık!
[email protected] / Twitter: @_aydinali
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.04.2021
10.04.2021
31.01.2021
26.01.2021
31.12.2020
21.12.2020
12.10.2020
17.09.2020
11.09.2020
5.08.2020