Ali AYDIN
"Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir.” (Şûra: 30)
*
Canımızı acıtan, keyfimizi kaçıran her musibet için mutlaka sorumlu olduğunu ilan edebileceğimiz bir dış aktör vardır. Ne var ki bir müsebbibin, aktörün varlığı muhatap olduğumuz meselede bizi sorumsuz kılmaz. Yukarıdaki ilahi hüküm, tas tamam bu hakikate işaret eder. Eğer samimi bir biçimde inanıyorsak, yaptıklarımızdan sorumlu olduğumuz kadar yapmamız gerekirken yapmadıklarımızdan da sorumlu olduğumuzu idrak edecek bir kavrayışımızın olması gerek. Eğer musibet olarak gördüğünüz şey sizlere musallat oluyorsa, önce kendinize yönelik bir sorgulamanız olacak. O musibet sizi buluyorsa ya kendi elinizle buna imkân vermişsinizdir ya da böyle bir musibetin sizi gelip bulmaması için bir engelleme girişiminiz, bir tedbiriniz olmamıştır.
*
Öğretmenlerin maruz kaldıkları muamele, onlara reva görülen ilişki biçimi, bu köşede defalarca konu edildi. Bu hususta MEB’i en sert biçimde eleştirdik. STK’ları eleştirdik. Siyasetçileri eleştirdik. Beş yıldır bu köşede yazılanlar buna şahittir.
Ama bir dakika!
Eğer şikâyet listesi uzuyor, sızlanmalar sürekli devam ediyor ise artık burada başkaca bir sıkıntı da var demektir. Sızlanan, şikâyet eden öğretmenlerin ellerindeki iğneleri bir kenara bırakıp kendileri için büyükçe bir çuvaldızı hazır etmelerinin vakti geldi artık!
Öğretmenlerin eğitim sisteminden özlük haklarına kadar bir dizi konuda şikâyetleri olabilir. Bu durumda, karşı çıkmak, direnç göstermek için birtakım enstrümanlar vardır. Onları kullanırsınız. Bireysel tutum alışlar söz konusu olabileceği gibi çalışan insanların sıkıntılarını aşmak için kurulan meslek örgütleri de bunun için vardır. Sadece MEB bünyesinde 1 milyona yakın öğretmen var. Normal şartlarda bu sayıya ulaşmış bir meslek grubunu şamar oğlanına çevirmek, emin olun hiç kolay değildir. En başta mensup oldukları örgütlü yapılar buna müsaade etmezler. Ne var ki bu hakikatin hilafına bir durumla karşı karşıyayız.
Yüzbinlerce üyeli meslek örgütlerine rağmen öğretmenlerin sızlanmaları hiç bitmiyorsa bunun iki nedeni olabilir. İlki, demek ki iradeniz manipüle ediliyor. İkincisi, eğer birinci durum söz konusu ise sizin bunu fark etmemeniz mümkün olamayacağı için meslek örgütü içerisinde yer alma gerekçeniz şikâyetçi olduğunuz meseleleri ortadan kaldırmak için değil. Orada farklı bir motivasyonla bulunuyorsunuz demek ki. Bu motivasyon militanca bir ideolojik yakınlık duygusu olabileceği gibi, ben burada ne tür menfaatler, imtiyazlar elde edebilirim hesabı da olabilir.
Öğretmenler bugüne kadar hak ve hukuklarını korumak için hangi yapıları palazlandırdılar, beslediler, büyüttüler? Akın akın hangi motivasyonla hangi yapılara dâhil oldular? O yapılar bugün bir dokunsanız bin ah işiteceğiniz öğretmenlerin yitip giden mesleki itibarları, mahkûm oldukları düşük gelirleri ve reva görüldükleri muameleler için ne tür bir direnç ortaya koydular?
*
Malcom X, yıllar önce kendisini coşkuyla dinleyen kalabalığın önünde dünyanın her tarafında rahatlıkla kullanılabilecek bir ölçüyü ortaya koymuştu. Ben o ölçünün bugün öğretmenler için de aydınlatıcı olduğunu düşünüyorum.
Şöyle diyordu Malcom X:
“Bu dediğimi anlamanız için zenci tarihini bir okumanız lazım. İki tür zenci vardı: Bir “ev zencisi” bir de “arazi zencisi”. “Ev zencisi” her zaman sahibine iyi baktı. “Arazi zencisi” kontrolden çıkacak olsa “ev zencisi” onu geri tarlaya bağlardı, araziye koyardı. Ev zencisinin bunu yapması şaşılacak bir şey de değildi; çünkü ona arazi zencisinden daha iyi yaşam şartları garanti edilmişti… Yemeği öbüründen (arazi zencisinden) daha iyiydi ve daha iyi giyinirdi, daha iyi evde kalırdı. Efendisi ne yediyse o da ondan yerdi, efendisi ne giydiyse bu ev zencisi de ondan giyerdi. Ve konuştu mu tıpkı efendisi gibi konuşurdu… Ve efendisini efendisinden bile çok severdi. Eğer efendisi hasta olursa derdi ki: “Nasıl oldu da hasta olduk?”. Efendisi hasta oldu diye adam da hasta olurdu! Efendisinin evi tutuşsa, alevleri söndürmeye çalışırdı, efendisinin evinin yamasını istemezdi. Efendisinin malına efendisinden daha fazla sahip çıkardı: İşte bu ev zencisiydi. Ama bir de arazi zencisi vardı. Barakalarda yaşayan, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan. Onlar en berbat elbiseleri giyer, en kötü yemeği onlar yerdi ve fırçayı yiyen onlardı. Kabına sığmıyorlardı. Efendilerinden nefret ettiler, evet ettiler! (…) Bu ikisi arasındaki fark buydu ve bugün hâlâ ev zencilerimiz ve arazi zencilerimiz var! Ben bir arazi zencisiyim!”
Küçük hesaplar için kendilerini ayartan ev zencilerinin peşine takılıp büyük bir hesabın önümüze çıkmasına neden olanlar vebal altındadırlar! Onlar ne sadece Bakanlığı, ne birkaç bürokratı, ne de birkaç STK’yı ileri sürerek vebalden kurtulamazlar. Şikâyet edilen hiçbir kurum samimi, kararlı bir iradeye rağmen bunları yapamazdı.
O hâlde Nazım’ın dediği gibi;
“Kabahat senin...
— demeğe de dilim varmıyor ama —
Kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!”
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.04.2021
10.04.2021
31.01.2021
26.01.2021
31.12.2020
21.12.2020
12.10.2020
17.09.2020
11.09.2020
5.08.2020