Ali AYDIN
46 yaşındaki George Floyd, 25 Mayıs'ta dolandırıcılık şüphesiyle Minneapolis’te gözaltına alınırken bir polisin uzun süre ensesine diziyle basması nedeniyle dakikalarca "Nefes alamıyorum" diye yalvararak can verdi. Floyd’un polis şiddetine maruz kaldığı o dakikalar yoldan geçenlerin cep telefonlarıyla kaydettiği görüntülerle ortaya çıktı ve büyük bir infiale yol açtı. Görüntüler, ülkede siyahilere yönelik polis şiddeti tartışmalarını tekrar alevlendirdi ve Minneapolis başta olmak üzere birçok şehirde protestolara yol açtı. Protestoların şiddet olaylarına ve yağmalara dönüşmesi nedeniyle birçok şehirde "sokağa çıkma yasağı" ilan edildi ve Ulusal Muhafızlar görevlendirildi. Tepkilerin ardından Floyd’un boynuna basarak ölümüne yol açan polis 3. derece cinayet ve kasıtsız adam öldürmekten tutuklandı ama diğer 3 polise karşı hala işlem yapılmadı.
Floyd’un trajik ölümü ne kadar sarsıcı da olsa söz konusu ABD ve siyahlar olduğunda son derece sıradan bir olay haline geliyor. Bu tür ölümlerin sıradanlaştığı bir ülkede siyahların maruz kaldığı şiddetin ve ayrımcılığın boyutları tahmin edilebilir. Kıtaya yüzyıllar önce zincire vurulup köle olarak getirilen bir halkın çocukları, aradan geçen onca zamana rağmen Amerika’da ikinci sınıf vatandaş olmaktan kurtulamadılar. İç savaş ile köleliğin kaldırılması yahut 1960’larda yükselişe geçen sivil haklar hareketinin mücadelesi, 2000’li yıllarda siyah birisinin Başkanlık koltuğuna oturması bile bu durumu değiştirmeye yetmedi.
Amerika’da Demokrasi kitabının yazarı Alexis de Tocqueville, çok uzun bir zaman önce bunu öngörmüştü aslında. Şöyle demişti Tocqueville: “Siyahi bir insanı özgürleştirebilirsiniz; fakat Amerikalıların gözünde o insanın bir yabancı olarak kalmasını engelleyemezsiniz.”
Transatlantik köle ticareti günlerinden bugüne siyah halkın yüzü hiç gülmedi. O günlerden bugüne köleleştirilen bir halkın çocukları sistem tarafından sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel açıdan dezavantajlı grup olarak adeta sabitlendiler. Bunun uzantısı olarak suça itildiler ve adeta “suç” ile özdeşleştirildiler.
Bugün Amerikan hapishanelerinin üçte ikisinin siyahi ve Hispaniklerden oluşuyor.
Eğer Amerika’da yaşayan bir siyahsanız, hapse girme ihtimaliniz bir beyaza göre 10 kat daha fazla.
Amerika’da her yıl ortalama 30-40 bin kişi intihar ediyor. Eğer siyahsanız, intihar etme ihtimaliniz beyazlara göre 7 kat daha fazla.
Küresel çapta yaşanan bir salgının tam ortasındayız ve şu sıralar bir başka gündem olarak Amerika’daki ölüm oranları konuşuluyor.
Peki kimler ölüyor?
Eğer Amerika’da yaşayan bir siyah ya da Hispanikseniz emin olun koronadan ölme ihtimaliniz bir beyazın koronadan ölme ihtimalinden çok daha fazla.
Siyahların doğuştan suça yatkın oldukları ya da biyolojik yapılarının virüse elverişli olduğu yönünde deli saçması bir izah bizi ikna etmeye yetmeyecekse eğer; o zaman bunun nedeni ne?
“Yabancı” ve “yoksul”; bugün ABD’de, bilhassa siyahlara yönelik sistematik olarak yürütülen politikaların neticesinde siyahların içine hapsedildikleri iki büyük parantezin adı. Bu o kadar sıkı bir parantez ki ensesinde iri yarı bir beyaz polisin dizi ve ağırlığı varken Floyd’un “Nefes alamıyorum” feryadı, Amerika’da günün her dakikasında bir siyahın ortalama hissiyatını ifade ediyor.
Amerika’ya özgü tarihsel bir arka plana sahip olsa da bugün şahit olduğumuz olayların tüm dünyaya söylediği bazı gerçekler de var. Bu gerçekler “yabancı” ve “yoksul” kavramlarına daha dikkatle bakmamızı gerektiriyor. Zira ABD’deki ırkçılık, “yabancı” ve “yoksul” kılınıp sürekli kriminalize edilen bir topluluğa karşı şiddet gösterirken küresel çapta insanlığın büyük bir kısmı aynı mantık ve kurgunun kurbanı haline geliyor.
Achille Mbembe, insanların çoğunun bir kenara terk edilmiş “fuzuli insanlık” içinde sürgün nesnesi olacağını belirtiyor ve mevcut işleyişin gelecek vaadinin bu olduğunu söylüyor. Mbembe buna biri isim de veriyor: Dünyanın zenci geleceği
Sosyolojinin kurucu babalarından sayılan George Simmel, “yoksul” ve “yabancı” kavramlarına, özgün bir yerden bakmamızı sağlayacak teorik bir zemin sunmuştu bundan yıllar önce.
Yabancı ve yoksul olmanın verili tanımlarının ötesinde bir tahakküm ilişkisi kurularak mahkûm edilen, madun olan taraf olduğunu göstermişti. Dolayısıyla cari ekonomik uygulamaların ve her yerde başka bir kılıkla karşımıza çıkan güç kullanımlarının varlığı ile birlikte düşünüldüğünde Achille Mbembe’nin “dünyanın zenci geleceği” olarak işaret ettiği zamanlar; içinde bulunduğumuz anları da kapsıyor olabilir. Bu durumda siyah olmak artık teninizin renginden çok üretim gücüne sahip olup olmamanız, düzenli bir gelirinizin bulunup bulunmaması, oturduğunuz semt, gittiğiniz okul ve ait olduğunuz toplumsal sınıf ile ilişkili hale geliyor.
Simmel’in açtığı hat üzerinden ilerlersek Amerika hiç de uzakta değil. Tüm gelişmeler ve göstergeler farklı bir dünya geleceği için herkesin kendi Amerika’sına dikkatle bakmasını zorunlu kılıyor.
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.04.2021
10.04.2021
31.01.2021
26.01.2021
31.12.2020
21.12.2020
12.10.2020
17.09.2020
11.09.2020
5.08.2020