Ali BAYRAMOĞLU
Bir sorunun, 'Türkiye nereden nereye geldi sorusu'nun yanıtı bugünü anlamak ve anlamlandırmak için özel bir önem taşıyor.
Gezi olayları ve devamı, komplo tartışmaları, Mısır ve Suriye politikaları üzerinden son dönemlerde alınan siyasi tavırlar, siyasi doğrulamalar toplum ve toplum içi ilişkiler açısından dünden bugüne hiç bir değişiklik olmadığını varsayan bir hatta ilerlemeye başladı.
Laik kesimde İslami alan ve algının yaşadığı büyük değişimi göz ardı etme eğilimi öne çıkarken, İslami kesimde ise laik dünyanın yaşadığı değişimi hafife alan bir söylem üretiliyor.
Tam bir geriye dönüş olmasa da, bir geriye dönüş ruh hali ya da faydacı saiklerle eski söylemlere sarılma arayışı, iktidar kavgalarına endeksli kimlikçi çatışma dili ortalıkta kol geziyor.
Oysa Türkiye'nin son 10 yılının asıl hikayesi, toplumsal olanın, toplumsal taleplerin, toplumsal meşruiyetin siyaseti, siyasi alanı kuşatması, yönlendirmesidir.
Bu 10 yıl içinde İslami kesim evrensel değerlerle daha çok temas ederken, laik kesim demokratik değerlere daha çok dokunmaya başlamış ve ortaya bir tür melezleşme çıkmıştır.
Türkiye rejimle ilgili laiklik tartışmalarını bu çerçevede aşmış, başörtüsü meselesini toplumsal algıda bu şekilde çözmüştür. Askeri olana verilen değer bu yolla buharlaşmaya yüz tutmuş, 28 Şubat günlerinin keskin yaşam biçimi gerginliği bu çerçevede makul bir seviyeye inmiştir. Din, dinsel siyasal referanslar toplumsal hayatta gereken yeri alırken laiklik demokratikleşmeye yüz tutmuş, laikçi anlayış karşısında demokratik laik bakışlar güç kazanmaya başlamıştır. Hala gürültü çıkarmakla birlikte ulusalcılık dar bir alana hapsolmuştur.
Toplumsal alandaki algı değişiklikleri, siyaset ve devlet alanında yaşanan büyük değişimle iç içe girmiş, bu değişimi beslemiş ve kalkan olmuştur.
Öylesine ki, 2006-2010 arası darbe ihtimallerinden parti kapatma girişimlerine her 'kritik siyasi an'da devreye giren iç dinamikler, toplum, toplumun değişim talebi, açık ve sivil düzen arzusudur. 2007 seçimleri, 2010 referandumu bu toplumsal meşruiyet dalgasının tipik örnekleridir.
Eğer bir Türk modeli varsa, o modelin işte özü budur.
Evet, bu modelin kritik unsuru toplumsal olanın siyaseti kuşatması ve toplumsal meşruiyet meselesidir.
Ancak şu da açıktır: Modelin taşıyıcısı siyasi iradedir. Cesaretiyle, icraat ve mücadelesiyle AK Parti'dir.
Taşıyıcının temel özelliği ise şu veya bu şekilde, şu ya da bu düzeyde icraatları ve söylemiyle özgürlükçü tavrı olmuştur.
Özgürlükçü tavır kuşatıcıdır. Nitekim toplumun farklı kesimlerini, Kürtlere, İslami kesime, laik kesime, gayri müslimlere aynı anda değen bir ton taşımıştır.
Siyasi irade ile toplumsal meşruiyet bu çerçevede kesişmiş ve Türkiye bu sayede hem 1990'ların kimlikçi ortamından uzaklaşmış, hem kimlikler arası temas ve melezleşme sürecini derinleştirmiştir.
Peki bugün neden rüzgarlar ters esmeye başladı?
Ana neden AK Parti'nin dış politikadan iç politikaya kimlikçi dil ve politikaların dozunu attırmasıdır. Kimlikçi politikalar çoğunlukçu bir anlayışa gönderme yapmakta, demokrasi iklimini olumsuz etkilemekte, çoğulculuğu ve mevcut sentezi zedelemektedir.
AK Parti şaşırtıcı bir şekilde kurduğu güçlü modeli hedef alırcasına yol almaktadır.
Mısır'da darbeye itiraz ve mağdura destek boyutunu geçen, Müslüman Kardeşlerle tam ideolojik özdeşlik vurgusu taşıyan, bu yönüyle iç siyasi tartışmalara akan, kimlik tazelenmesine yol açan boyuttan tutun da, mikro siyaset ve talepler konusunda tek değer merkezli ataerkil politikalara uzanan keskin tavır, muhalefetin darbe ile aynı kılınması, eski söyleme sarılınması, bu konuda toplumsal, medyatik lojistik destek arayışına çıkılması başka bir hava yaratmaktadır.
Özgürlükçü tavrı kırmaktadır.
Sonuç: Laik ve muhafazakar hassasiyetlerin yükselmeye başlaması, bu hassasiyet zemininin hazır kıtalar tarafından kaşınmaya başlaması, faydacı bir çerçevede özellikle basında 'demokrat aydın' tipinin yerini tekrar 'organik aydın'a, 'anlama çabası'nın yerini 'keskin açıklamalar'a bırakmasıdır.
Bülent Arınç'ın dediği ve Taha Akyol'un hattırlattığı gibi
'Bugün geldiğimiz nokta 'tef gibi gerilmiş toplum'dur.
Başta siyasi iktidar herkesin sorumluluğu var, herkese iş düşüyor.
Kurduğumuzu yıkmayalım...
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026