Ali BAYRAMOĞLU
Bazı durumlar bardağın taştığı ana işaret eder, bazı olaylar da bu anı simgelerler. Berkin'in ölümü, katli böyle bir durum, böyle bir an.
Berkin'in cenazesinde toplumsal vicdan sokağa iner, insan seli akarken, bu sel, bu vicdan aynı zamanda Gezi olaylarından bu yana yaşanan gelişmelere, devlet şiddetine, iktidar duruşuna verilen tepkinin varlığını ve derinliğini tarif ediyordu.
Türkiye'nin geçen bahardan bu yana yaşadığı 'iki büyük kırılma' var.
'İlki' malum, 'cemaat meselesi'...
Bu mesele devlet krizi, otoriterleşme baskısı ve yolsuzluk iddialarını kuşatıyor.
Hükümet açısından siyasetin kilitlendiği ana nokta, ana kırılma noktası bu.
Kaldı ki 'merkezdeki ana siyasi oyun' da burada oynanıyor. Ergenekon tahliyeleri ve ürettiği sonuçlar (asker-hükümet teması ve ulusalcı bir itirazın özgüven kazanarak yeniden siyasallaşması), Kürt siyasi hareketinin dolaylı olarak siyasi iktidarın arkasında durması, siyasi aktörlerin bu kırılma ve çatışma etrafında tavır ve konum aldığını gösteriyor.
Seçimler şüphe yok ki bu kırılma hattı üzerinde yaşanan hareketliliğin ilk net resmini çekecek. AK Parti'nin alacağı oy oranı Mart sonrası için önemli ve yeni bir girdi oluşturacak.
İkinci mesele ise AK Parti'nin ataerkil yönetim tarzının ürettiği, Gezi olaylarıyla doruğa çıkan, bir toplumsal muhalefete işaret eden kuşatan bir kırılmayla ilgilidir.
Bu kırılma AK Parti'nin otoriterleşmesine, kimlikçi ve muhafazakar politikalarına, iktidarın şahsileştirmesine, toplumsal talep ve tepkiler karşısında sert tutumuna, yolsuzluk iddialarına, siyasetin tahakkümüne verilen tepkiler üzerine kurulu 'seküler kesim merkezli bir itiraz siyasallaşması'nı ifade etmektedir. Bu siyasallaşma gençliği, ulusalcı çevreleri, laik-modern kesimi, liberalleri, ekonomik merkezi kuşatmakta Batı'nın Türkiye algısı üzerinde önemli bir etkide bulunmaktadır.
Berkin'in ölümüne verilen tepkileri ve dünkü büyük yürüyüşü Türk siyasi hayatının bu ikinci kırılma hattının içinden okumak gerekir.
Bu kırılmanın, toplumsal bir muhalefetin kendisini hatırlatması diyelim...
Peki bu kırılmalar nereye doğru seyredecek?
İktidara yönelik sokak tepkileri, HDP'ye yapılan ırkçı saldırılarla gelen ters sokak hareketlenmesi nasıl evrilecek?
Hemen belirtelim:
Her iki kırılmada da ip siyasi iktidarın elindedir.
Başbakan'ın çıkışlarından, seçimlerden sonra 'cemaat sorunu'yla ilgili adımlar atacağı anlaşılıyor. İnternet, MİT yasası gibi yeni tedbirler, muhtemelen cemaatle ilgili bir soruşturmanın başlatılması, yargı başta olmak üzere devlet içi bir tasfiye dalgası bu adımlar arasında yer alacak.
Mesele bu adımların hangi hukuki çerçeve ve hangi siyasi söylem etrafında atılacağıdır.
Siyasi iktidar iki farklı yol tutturabilir.
İlk yol kendisini otoriterleşme baskısına bırakmak, hatta bu baskıyla kendi otoriter ve muhafazakar eğilimlerini iç içe sokmaktır.
Bu adımlar hukuki sınırları zorlar, siyasi söylem bugünkü gibi kutuplaştırıcı ve sert olduğu takdirde Türkiye'nin her iki kırılma açısından da sıkıntılar yaşaması kaçınılmaz olur.
Bu çerçevede otoriterleşme dozu artar, istikrarsızlık görüntüsü azarsa, muhtemelen AK Parti'yi rahatlatacak seçim sonuçlarına rağmen, askerin ve Kürt hareketinin iktidar arkasında dolaylı desteği tartışılır hale gelir, ulusalcı dalga tekrar oyuna girer ve kabarır. Türkiye'nin yönetilmesi siyasi iktidar açısından zorlaşır.
Bu kaos senaryosu hiç hafife alınmaması gereken bir ihtimaldir.
Bununla birlikte siyasi iktidar açısından tutturabileceği ikinci bir yol daha vardır. Bu yol, kuşatıcı ve yumuşak söyleme geri dönüş, cemaatin devlet içindeki enformel varlığıyla mücadele için bir 'demokratik eylem' paketi ilan etmek, siyasi aktörleri bu çerçeveye davet etmek, toplumu demokrasi açısından uyarmak ve Kürt sorununda ciddi bir sıçramanın ipuçları vermektir...
Böyle bir dönüş sadece siyasi iktidarı değil, Türkiye'yi de rahatlatır. Siyaseti normalleştirir, siyasi rekabeti doğal sınırlarına çeker. Ve her iki kırılma açısından bir 'tamir' imkanı sağlar.
Aslında yapılması kolay olan budur.
Bu yollardan birisini seçerek Türkiye'nin istikametine AK Parti karar verecek...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026