Ali BAYRAMOĞLU
Temsili demokrasi, seçimle iş başına gelmek ve bundan dolayı sorumluluk taşımak, yani hesap verme mekanizmalarına tabi olmak...
Tüm bunlar demokratik düzenin olmazsa olmazlarıdır.
Diğer ifadeyle 'gerekli koşulları'dır.
Ancak 'yeterli koşulları' değil.
Zira demokrasiler millet iradesine paralel olarak, gücün yine millet adına tek elde toplanmasını engelleyen mekanizmalara sahiptir. Kuvvetleri birbirinden ayrı tanımlar, aralarına mesafeler, dengeler koyarlar, her birini ayrı ayrı denetim cihazlarına tabi tutarlar.
Bu durum, sadece anayasal kurumlar ve tanımlar açısından değil, aynı zamanda sistemin fiili işleyişi, siyasi gücün 'etik ve demokratik sınırları' açısından karşımıza çıkar.
Nasıl?
Çağdaş ve katılımcı demokrasinin kurucu asgari koşullarından en önemlisi 'ayrışma fikri'dir. Bu fikir demokratik düzende, aralarındaki doğal etkileşim ve ilişkiyi varsayarak, toplumsal, kültürel ve ekonomik alanların siyaset, özellikle siyasi iktidar karşısında özerk olması üzerine oturur.
Kurumsal dengelerin, uygulamaların, zihniyet kalıplarının ve etik kuralların ayrışma fikrine dayanması, ayrışmayı koruma altına alması, hatta ilke kılması çoğulculuk ve katılımcılığın temel esaslarındandır.
Demokrasiler ayrışma fikrini bunun için esas alırlar.
Ayrışma fikri hiçbir şekilde milli iradeyle çelişmez, tersine 'güç yoğunlaşmasını' engelleyerek, toplumsal katmanları karar süreçlerine dahil ederek, onu tamamlar ve pekiştirir.
Bu mantık, siyasi iktidara kuralları koyma gücünü, regülasyon ilkelerini belirleme imkanları, özerk çalışacak dokuları şekillendirme imkanını verir.
Buna karşılık kimi alan ve durumlarda bu kuralların uygulanmasında siyasi iktidarı kenarda tutar. Bu yolla popülist ve faydacı siyasi hamlelerle tabi dengelerin bozulmaması hedeflenir.
Kuvvetler ayrılığı, basın özgürlüğü, yerel kararlarda katılımcı özerklik gibi somut örnekler malum.
Ama fazlası var...
Pek çok ülkede Merkez Bankası böyle bir özerk yapıyı ve özerk durumu ifade eder. RTÜK, TİB, BBDK gibi bağımsız idari yapılar ile siyasi irade arasında mesafe olmasının temel nedeni, radyo televizyonun, iletişimin, para emisyonunun rekabetçi ve adil regülasyonu, kamu yararı, siyasi gücün olumsuz etkileri gerekçelerdir. Mesafenin karşılığı özerkliktir.
Özerklik eksikliği oldum olası Türkiye'nin en önde gelen sorunlarından birisidir.
Özerklilik fikrine ve işleyişine karşıtlık kah milli güvenlik adı altında vesayet aktörleri, kah 'partizanlık' adı altında siyasi aktörler hakim olmuşlardır.
Bu durum siyasi hareketleriyle, hatta devlet zihniyetiyle toplulukçuluğa dayanan sosyal dokumuz tarafından beslenmektedir.
Elbet kimi kırılmalar yaşadık.
İşin özellikle siyasetle, popülist siyasi uygulamaların tahribatıyla ilgili kısmı 1999 ve 2001'deki ağır ekonomik iflas halinden sonra, 'yeni ekonomi yönetimi ilkeleri' ve 'bağımsız idari kurullarla' denetim altına alındı.
AK Parti de ekonomik açıdan özellikle Merkez Bankası politikaları açısından bu kurallara uydu.
Ama hepsi o.
Diğer bağımsız idari yapılar son 10 yılda adım adım siyasi iktidar karşısında özerkliklerini kaybetmişler, siyasi iktidar bu kurullar üzerinden tüm alanlara müdahale etmiş, kaynak transferlerini yönetmiş, liyakat mekanizması yerini sadakat ilişkilerine bırakmış ve sistemin kurumsallaşma düzeyi aşağıya seyretmeye başlamıştır.
Siyasetin tahakkümü ve iktidarın kişileşmesi biraz da bu gelişmenin marifetidir.
Bugün Türkiye'de yapılan otoriterlik tartışmalarının en ele gelir noktası da burasıdır.
Siyasi iktidar, özellikle başbakan bu konudaki tüm uyarılara ve eleştirilere rağmen bildiği yolda ilerliyor.
Son olarak Merkez Bankası'ya ilgili özerklik, bağımsızlık eleştirileri, hesap verenin kendileri olduğu hatırlatması bu açıdan siyasetin tahakküm iddiası yeni bir veçhe kazandı.
Tek cümleyle: Yapılan yanlıştır.
Aynı son dönemlerde toplumsal özerkliğin ve farklı talep eğilimlerini asayiş nesnesi görmesinde olduğu gibi...
Türkiye'ye ekonomik ve sosyal eşitlenme çabasında, siyasi ve ekonomik istikrar konusunda, yaşam kalitesinin yükselmesinde, sivilleşme sürecinde demokratik açıdan çıta atlatan bir iktidarın, 'yönetim anlayışı konusunda' ülkeyi küme düşer noktaya getirmesi anlaşılır gibi değildir.
Ak Parti neden kendi ayağına çelme takıyor...
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026