Ali BAYRAMOĞLU
İnsan zamanını geneller, mutlak kılar. Kırılma ve krizlerin ya da gelişmeler ve tartışmaların ilkini, en derinini, hiç görülmemişini yaşadığını sanar.
Bugün de öyle değil mi?
Oysa yıllardır kimi açılardan benzer durumlar yaşarız. Bunlar genellikle ülkedeki sağdan sola, uzanan hakim zihniyetin iç krizleriyle iç içe giren öze ilişkin meselelerden oluşur.
Çoban Sülü (Demirel), Takunyalı Özal, Kasımpaşalı Erdoğan benzetmeleri arasındaki benzerlik... 60, 70, 80, 90’larda yaşanan hedef ve destek açısından toplumsal bir ayrışmanın üzerine oturan darbeler sürekliliği... Karşılıklı demokrasi talepleri ve ihlali üzerine kurulu kültürel ayrışmalar... Yaşam biçim kamplaşmalarına dayalı sınıfsal öfkeler... Mutlak yararlar ve vazgeçilebilir bedellerden oluşan sıfır toplamlı faydacı siyasi tartışmalar... İyi ve kötü ikiliğine tabi, çoğulculuğu bir kandırmaca sayan entelektüel zihniyet...
Tüm bunlar bir sürekliliğe dair işarettir.
Bu girdap kendisiyle, kendi farklılıklarıyla, kendi tarihiyle tanışmayan, barışmayan, bütünleşmemiş bir toplumsal dokunun dışa yansımasıdır aslında.
Kendisiyle kavga eden, kendisine ait kültürel, tarihi, dini her unsuru o güne yönelik siyasi işlevlerle faydacı bir şekilde tanımlayan, böyle yaptıkça o unsurlarla ya da o unsurlar etrafında çatışma yaşayan ve bu çatışmayı siyaset olarak tanımlayan bir dokudur.
Bu dokunun milliyetçiliği de, solculuğu da, İslamcılığı da, liberalliği de kendisine has olur, cemaatçi ve kimlikçi özellikler taşır. Dipsiz bir bütünleşme krizinden, aşırı siyasallaşmadan ve faydacılıktan beslenir.
Her krizde, her ‘’yeni’’ durumda, her girdi karşısında savrulmamız, dağılmamız, kutuplaşmamız, yer ve ittifak değiştirmemiz belki biraz da buradan kaynaklanır.
Gezi olayları sonrası girdiğimiz iklim (lehte olsun aleyhte olsun) şahıs-iktidar-rejim özdeşliği üzerine kurulu tartışmalar ve algı, tüm referansları itibariyle tanıdık bir durumdur.
Siyasi pozisyon alma eğiliminin, düşünceyi, faydacı tavrın ilkeyi ezdiği, mahalleli davranışının bireyselliği boğduğu dönemlerden birisi daha, diyelim. Ülkenin yeni sosyolojik girdileri, yaşadığı değişim sürecine rağmen bu tür kuraklığın içine düşmüş olmak, kuraklığın yeni nesillerini, aydınlarını, akademisyenlerini üretmek acıklıdır, ama gerçektir.
Bu sonuca bakınca, “cemaatçi toplumsal doku, onun tezahürü faydacı zihniyet ve tek hakikat merkezli algı” ile “kültürel ve toplumsal grupların sadece yan yana, aslında ayrı ayrı yaşayabildikleri diyar olmak” arasındaki ilişkiyi hiç hafife almamak gerekir...
Burada aradığımız hep aynı şey olmuştur, benzerlerimizle yaşamayı, benzerlerimizi üretmeyi arzu etmişizdir.
Bu yüzden bugün hâlâ, dindar ya da laik, solcu ya da sağcı, çoğumuz bir cemaat içinde yaşar, bunu yüceltir ve o cemaatin kavgasını veririz. Bu ülkede sağ sol kavgası bile neden bir değer sistemi kavgası olmanın ötesine geçmemiştir dersiniz?
Bu yüzden siyasetten anladığımız bir yanıyla ‘’kendi cemaatimizi ve değerlerini değişime kapamak, en katıksız haliyle muhafaza etmek’’tir.
Diğer yanıyla siyasete sadece mücadele anlamını veririz. Bu nedenle siyasi meselelerimiz temel olarak kendi topluluğumuzun kültürel değerleri ve maddi imkanları açısından yaşam alanını diğer toplulukların aleyhine genişletmek arayışı’ üzerine oturur...
‘’İlke’’ yerine ‘’fayda’’yı merkez alırız ama, bunu kendimize bile itiraf etmeyiz...
Bugün Erdoğancılık ve (ama daha baskın olarak) anti-Erdoğancılık arasına sıkışmış yeni bir kördöğüşündeyiz...
Çağdaşlık ve demokratlığı, ‘’kendisine benzeyeni talep etmeye ve yüceltmeye’’ indirgeyen, kendisinden farklı olanı ise yargılayan ve dışlayan’’ bu ataerkil ve köktenci kültür, bir süre daha başımızı ağrıtacak gibi duruyor...
Önümüzdeki dönemde, sorunların çözümünde özgürlük fikri ve ortak demokratik değerler etrafında ne kadar buluşulabileceği önemli bir soru olacak.
Evet, zihniyet, doku ve süreklilik meselesi ve bunun süjeleri....
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026