Ali BAYRAMOĞLU
| 28 Şubat’ta asker tarafında üç isim özellikle öne çıkmıştı. İlk isim, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir’di. İkinci isim, Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya’ydı. Üçüncüsü ise o günlerde ismini daha çok gazetecilerin bildikleri, Genelkurmay’da verilen brifingleri sunan Genelkurmay Harekât Dairesi Başkanı Çetin Doğan’dı. | |
|
Çevik Bir, karargâh ile basın, yargı, üniversiteler ilişkilerini yönetmişti. “Süngüye oturtur gezdiririm” diye tehdit ettiği gazeteciler, kışlalardan gönderilen “tektip küfür mektupları”na dayanan yıpratma kampanyaları, andıçlar Çevik Bir’in elinden çıkmıştır. Erkaya, “Batı Çalışma Grubu Konsepti”nin mimarıdır. Batı Çalışma Grubu’nun kurulması, sivil alanın askerî denetime tâbi kılınması, fişlemeler, devlet içi tasfiyeler, “gariban militan demokrasi” anlayışı, kamu düzeninin askerileşmesi, bu konseptin temel taşlarıydı. Çetin Doğan ise bu işin operasyon başkanlığını yapmıştı. Ordu içi temizlik, binlerce insanın fişlendiği, asker ailelerinin dahi haber alma elemanı olarak görüldüğü bir uygulamanın yöneticisi ve yönlendiricisiydi. İlk iki general kısa süre sonra emekli oldu... Çetin Doğan, 2004’e kadar görevine devam etti. Doğan isminin önemi, 28 Şubat’ı AK Parti dönemine bağlayan bir askerî bakış ve yapılanmasının simgesi olmasıdır. Mart 2003 tarihli Balyoz Planı’nın, AK Parti henüz 6 aylık iktidarken girişilen bu askerî hamlenin, bir sürekliliğe işaret ettiği açıktır. Devrilen ve kapatılan RP yerine kurulan FP’nin de kapatılması, FP yöneticilerinin kurduğu AK Parti’nin iktidara gelmesi, AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın siyasetten yasaklanma girişimi... Bunlar öykünün bildiğimiz kısmını oluşturuyordu. Şimdi öykünün devamını öğrendik… AK Parti’nin iktidardan uzaklaştırılması ve reform politikalarının durdurulması çabası, bir bayrağın elden ele verilmesi gibi devam etmiş. 2003 askerî darbe girişimi muhtemelen Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök tarafından engellenmiş. Bayrak bu kez Jandarma Genel Komutanı Eruygur’a, diğer kuvvet komutanları Yalman, Fırtına ve Örnek’e geçmiş ve yeni girişimler 2004 ve 2005’i kapsamış. 2007 ise önce Hrant Dink’in öldürülmesi, misyoner cinayetleri, cumhuriyet mitingleriyle açılmış, ardından 27 Nisan askerî muhtırası gelmiş. Yetmemiş, 2008’de kapatma davası devreye girmiş... O da yetmemiş, Kafes Eylem Planı’nı devreye sokmuş aynı zihniyet... Dikkat edelim: Tarih, Mart 2008... Kafesçilerin “Dink operasyonu” adını verdikleri yeni eylemler var, gayrimüslim gruplar var, ortalığı kana bürümek ve darbe var... Bu açıdan bakınca “yapboz”un eksikleri yerine oturuyor. Türkiye’nin reform politikaları ve değişim döneminde hangi badireleri atlattığı, yaşanan karanlık olayların nerelere uzandığı ve bu sürecin kimler tarafından kösteklendiği iyice ortaya çıkıyor... Ancak fazlası var... Devam ediyor bu risk ve bu girişimler. Bu zihniyet bir yanıyla yaşıyor... Batı Çalışma Grubu’nun fişlerini muhafaza edip daha da geliştiren EMASYA “Asayiş Harekât Merkezleri” sorunu var, örneğin Deniz Kuvvetleri içindeki cuntaya işaret eden, ucu diğer kuvvetlere de bulaşan Kafesçilerin muhtemelen bu “Asayiş Harekât Merkezleri”yle ilişkisi var. Nitekim İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne verilen iddianamedeki şu tespit can alıcıdır: “28 Şubat döneminde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde ‘Batı Çalışma Grubu’ adıyla faaliyet yürüten ve oluşumu herhangi bir yasal kaynağa dayanmayan illegal yapılanmanın, faaliyetlerine halen son vermediği ve günümüzde ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’ ardından da ‘Kafes Eylem Planı’ çerçevesi altında yasadışı eylem ve faaliyetlerine devam ettikleri ortaya çıkmış bulunmaktadır.” 28 Şubat soruşturması alabildiğine sürerken, farklı davalar ve soruşturmalar arasındaki bağları bir an olsun bile unutmamak gerekiyor. Darbeleri engelleyen Özkök, Başbuğ gibi “legalist” generaller ordunun değişmeye yöneldiğine işaret ediyor, ancak bu ordu hâlâ darbe geleneğini barındırıyor, hâlâ Genelkurmay Başkanları “legalist” olsalar bile EMASYA’yı korumayı, masalara yumruk vurmayı sürdürüyorlar. Geçen hafta “İki farklı asker” yazısında belirttiğimiz üzere, askerin gelenek ayağı yaşamayı ve direnmeyi sürdürüyor… Beslendikleri bir mağduriyet ve açığa vurdukları bir meydan okuma hâli var… Bununla mücadele gereklidir. Ve mücadele ancak hukuk içinde olursa kalıcı ve anlamlıdır. Kaynak:Aksiyon Dergisi |
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026