Ali BAYRAMOĞLU
Ülkenin temel sorunu, sadece yeni anayasal düzenin getirdiği otoriter fiili kuvvetler birliği düzeninde değil değil, aynı zamanda öngördüğü ikili temsil yapısında.
Sorun sadece otoriter zihniyetin, mevcut iktidarın sandıkta nasıl mağlup edileceğinde değil, aynı zamanda, mümkün olursa eğer, Erdoğan sonrası dönemin nasıl şekilleneceğinde.
Bu bakımdan karşımızda iki dizi soru var…
İlk soru, muhtemel sandık sonuçlarıyla ilgili.
Şöyle düşünelim. Yasama ve yürütme seçimlerini ayrı bloklar kazanırsa ne olacak? Diyelim ki, cumhurbaşkanlığı seçimlerini Erdoğan kazandı, muhalefet ise mecliste çoğunluğu elde etti. Veya tersi oldu, muhalefet adayı başkan seçildi, cumhur ittifakı az bir farkla meclis çoğunluğunu aldı.
Bu durumda Türkiye nasıl yönetilecek?
Anayasa kanun önerme ve çıkarma yetkisini meclise veriyor. Bugün, sistemin çalışması fiilen bunun tersi istikamette. Hangi yasanın çıkarılacağına, yasama meclisinin nasıl yol alacağına cumhurbaşkanı karar veriyor, sıkça kanun tasarılarını Beştepe hazırlıyor, zira Cumhurbaşkanını genel başkanı olduğu parti, MHP desteğiyle mecliste çoğunluk. Cumhurbaşkanlığından gelen tüm yasa önerileri, beklentileri, bu durumda, otomatik olarak devreye giriyor. Bu tablo, fiili bir kuvvetler birliği düzeni yaratıyor.
Varsaydığımız ihtimaller gerçekleşirse, bu mekanizma bozulacak.
Bu, bir bakıma iyi. Zira birbirini dengeleyecek, ortaklaşa hareket edecek iki güç varsayımını kuvvetlendirir. Ama sadece kağıt üzerinde. Böyle bir durumda aşırı siyasallaşmış, otoriterleşmiş, kutuplaşmış memleketimizde yürütme-yasama ilişkilerinin kilitlenmesi, sistemin tıkanması daha büyük ihtimaldir. Erdoğan’ın Beştepe’de kalması, mecliste muhalefetin çoğunluğu alması halinde, cumhurbaşkanlığı kararnameleri sınırlarını aşan bir şekilde kullanılabilir, anayasa ihlalleri artabilir, başka ve daha tehlikeli bir kuvvetler birliği düzeni doğabilir.
Böyle ihtimaller Türkiye’nin daha önce gördüğü, kimi devlet aktörlerinin sesinin yükseldiği yönetim ve istikrarsızlık krizlerine işaret ederler.
İkinci soru, muhalefetin hem yasa hem yürütme seçimlerini kazanması halinde “demokratik restorasyon” programının nasıl uygulanacağında.
Muhalif partilerin iki ortak yanı var: Mevcut iktidara itiraz ve parlamenter sistemi geri dönüş. Bu iki yön aslında birbirinden ayrılmıyor. İktidar, mevcut anti-demokratik anayasanın en sert ve uç biçimde uygulanmasını temsil ediyor.
Parlamenter sisteme geri dönüş büyük bir anayasa değişikliği, ardından mevzuat değişikliği gerektiriyor. Anayasa değişikliğinin meclisten geçmesi, referanduma sunulması için en az 360 milletvekili lazım. Mevut kutuplaşmada bu rakamın bir blokta toplanması imkansız gibi görünüyor.
Anlamı ne bunun?
Böyle bir ihtimal karşısında seçimleri kazanacak muhalefet adayının mevcut anayasa çerçevesinde cumhurbaşkanlığı yapması gerecek.
Ama nasıl?
Bu, elbette nasıl ve hangi programla iktidar üzerinde partilerin hem fikir olmasını, mecliste etkileşim için de çalışmalarını gerektirir.
Türkiye bunu becerebilir mi?
HDP olmadan bu gerçekleşebilir mi?
HDP’yle yeni bir toplumsal sözleşme için tam ittifak şıkkı (ideal ama az gerçekçe) ile krizlere açık dar ittifak şıkkı (sorunlu ama daha gerçekçi) arasına sıkışmış bir Türkiye karşımıza çıkar bu durumda.
Önümüz Erdoğan seçimleri kaybetse de o kadar açık değil.
İhtimalleri ve muhtemel çözümleri muhalefet cephesinin şimdiden düşünmesi, bunun için bir ara gelmesi gerek.
HDP’ye itirazı “bir olmazsa olmaz” haline getiren İYİ Parti’nin önünde bu bakımdan büyük bir sorumluluk bulunuyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026