Ali BULAÇ
Bilinç sahibi Müslümanlar tarihte olduğu gibi, bugün de dinlerini anlama, varlığı onun değerler bütününe göre kavrama ve hükümlerini hayatlarında var kılabilme çabası içindedirler. Söz konusu çabada aksayan şey, niyete bağlı zihin karışıklığıdır. “Niyete bağlı” diyoruz, çünkü “himmeti din olan”, dini “asl”a ve “usul”e göre anlamak ister; “himmeti dünya olan” ise dini işine geldiği gibi kullanır. Gösteriye dönük dindarlaşmanın dinden uzaklaşmaya zemin hazırlama sebebini burada aramak gerekir. Kur’an’ın deyimiyle Müslümanlar arasında “Allah’ın adını kullanarak aldatmak isteyenler vardır” (35/Fatır, 5). Bu durum bir komplo teorisini çağrıştırsa da, görünmez dünyanın karmaşık sarmalında insanın insana kurduğu komplodan çok, şeytanın komplosu tahrip edicidir. Komplonun yöneldiği hedef Müslüman’ın nefsi zaafı üzerinden servet, makam ve iktidar karşısındaki direncini kırmaktır. Direnç kırılırsa, Müslüman sorun olmaktan çıkmakla kalmaz, alternatif hayat biçimleri sunan bir imkân olmaktan da çıkar. Söz konusu zaafın bireysel etkileri önemlidir ama çok daha etkili olanı dindar muktedirin kendini ve toplumu sekülerleştirme seferberliğine girişmesidir.
Halkı din üzerinden aldatmanın ölçüsü “namaz ve yönetim” arasındaki ilişkiyi kavramaktır. “Onlar ki, yeryüzünde kendilerini yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak, dosdoğru namazı kılarlar, zekâtı verirler, ma’rufu emrederler, münkerden sakındırırlar.” (22/Hac, 41) Burada namaz, iktidarın mutlak mahiyetinin sadece Allah’a mahsus olması gerektiğini vurgular. Günde beş vakit namaz kılan yönetici asla hakiki iktidar sahibi olduğunu düşünmez; sosyal adaleti sağlar; zulmetmez, gadretmez; Münzel Hükümlerin dışına çıkmaz; sağlam ahlaki ve hukuki norm ve değerleri politikalarının esası yapar.
İslam’ın kapsayıcı ibadet ve manevi öğretisi ritüellere ve metafizik spekülasyonlara indirgendiğinden, İslamî dünya görüşünün “toplumsal geri çekilişi” adını verebileceğimiz bir durumla karşılaşıyoruz. Ritüellerle iç içe geçmiş formel dine olan aşırı vurgu boşuna yapılıyor değildir. Bu sayede din hayattan çekilen soyut bir iddiadan ibaret kalır; metafiziğe dönüşür. Makyavel’in iktidarın tamamını elinde toplayan muktedir için söylediklerini hatırlayalım: “Kralın dindar olması gerekmez ama dindar görünmesi gerekir.” Lideri takip eden kitleler de çok geçmeden fazlasıyla dindar görünür ama dinin ruhunu ve asli hükümlerini bir kenara iter. Dün (28 Şubat sürecinde) amirlerinin sofrasında şarap içer gibi rol yapanlar, bugün namaza gittikleri mescitte kimliklerini kasten düşürmekte, böylelikle amirlerini namazlarından haberdar etmektedirler.
Dinin -muamelat seviyesinde- toplumsal, kamusal ve siyasal boyutu da önemlidir. Modern telakki, Müslümanlara dinlerini özelleştirmeleri, marjinalleştirmeleri ve izafileştirmeleri telkininde bulunur. Bu dinin özgürlük, ahlak, hakkaniyet, adalet gibi ruhu demek olan hükümlere aldırış etmeden herkesin dindar görünmesini kolaylaştırır. Dindar yöneticinin namaz kılıp kılmaması önemlidir ama asıl önemli olan namaz kılan yöneticinin adaletli, hakkaniyetli ve ahlaklı olup olmamasıdır. Adaletli, hakkaniyetli ve ahlaklı olmayan dindar yönetici, namazı ve dini istismar ve aldatma aracı haline getirmiş demektir.
Dini toplumsal ve kamusal boyutlarından arındırdığınızda, sanki sizinle hareket halinde olmayan, vicdanı evde kalmış, kalbindeki hisleri ölmüş biriymişsiniz gibi bir hisse kapılırsınız. Vicdanın eşliğinden koparılmış bir din, dinin tahrifinden başka şey değildir. Makyavel’in yolunu takip eden yöneticileri en çok sevindiren, sosyo-ekonomik ve asli siyasi hükümleriyle amel edilmeyip gösteriye ve retoriğe indirgenen dindir. Yönetme ve adaleti tesis etme zorluğunu “kolay dindarlık” bertaraf eder. Dinin hükümleriyle ilgilenmeyen dindarlık siyasette prim yapar.
Kolay dindarlığın nasıl haksızlıklara ve adaletsizliklere vesile olduğunu görenler, dindardan ve dinden uzaklaşmaya, arkasından nihilizme ve ateizme yol almaya başlamaktadırlar.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.12.2025
23.10.2025
13.10.2025
4.10.2025
28.09.2025
22.08.2025
16.08.2025
7.08.2025
3.08.2025
25.07.2025