Atilla YAYLA
Günlük hayatın hengâmesi içinde bazen temel insanî problemleri gözden kaçırıyoruz. Bilimin ve teknolojinin çok gelişmesinin ve hayat şartlarının önceki asırlardakiyle karşılaştırılamayacak kadar ilerlemesinin insanı kâinatın efendisi olduğu zannına sürüklemesi de bunda etkili oluyor. Hâlbuki, insan evrenin efendisi olmadığı gibi insan tabiatı ve insanî hayatın karakteristik özellikleri de neredeyse hiç değişmiyor. Atalarımız hangi problemlerle karşılaştıysa biz de onlarla karşılaşıyoruz. Bizden sonraki tüm nesiller de aynı problemlerle karşılaşacak, boğuşacak.
İnsanın temel gayesi bekasıdır. İnsan hayatta kalmak üzere programlanmış bir organizmadır. En temel faaliyetleri buna yöneliktir. İnsan hayatta kalmak için beslenmek ve barınmak zorundadır. Bunun için kullanması gereken şeylerin çoğu tabiatta kendiliğinden hazır hâlde bulunmaz. Üretilmeleri, kullanılabilir duruma getirilmeleri, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmaları gerekir. Ayrıca, üretildikleri vakit de, kıttırlar. Kıtlık vakasına bir de ihtiyaçların üretilmesinin zamana mal olması eklenir. Hangi dine veya ideolojiye inanırsanız inanın, ne tür bir hayatı benimseseniz benimseyin, cinsiyetiniz ve ırkınız ne olursa olsun, bunlar değişmez.
İnsanoğlunun temel ihtiyaç maddelerinden biri sudur. Su içmek, gıda hazırlamak ve temizlik yanında tarım ve sanayide de kullanılır. Dünya nüfusunun artmasının ve iklim değişikliklerinin kişi başına kullanılabilir tatlı su miktarını istikrarlı şekilde azalttığı biliniyor. Ülkelerin su zenginliği de değişiyor. Meselâ, Ürdün su bakımından dünyanın en fakir 10 ülkesi arasında. Ülkemiz orta sıralarda yer alıyor. Teknik tabirle, Türkiye yarı kurak bir ülke. Ne su fakiri ne de su zengini. Anadolu'da ortalama her 7 yılda bir kuraklık yaşanıyor. Bir önceki kuraklık 2007'deydi ve ağır travmalar yarattı. 2014'ün de kurak bir yıl olacağı artık kesin.
Kuraklığı ortadan kaldırma gücümüz yok, bu yüzden kuraklığın sonuçlarına karşı tedbirler almamız icap ediyor. İlgili bakan, İstanbul için, 'halkı susuz bırakmayacağız, gerekli tedbirleri alıyoruz, arızalar dışında su kesintisi olmayacak' diye beyanatlar veriyor. Keşke bu açıklamalar inandırıcı olsaydı. İyi niyet ve gayret kuraklık problemini çözmeye yetmez. Bakanın 'entegre su sistemi' dediği şey ve 1000 gölet yapılması da probleme etkili bir çözüm olamaz. Su yoksa yoktur ve hiçbir tedbir bunu değiştiremez. Gölet yaparsınız boş kalır. Entegre sistemle İstanbul'a değişik yerlerden olmayan suyu aktaramazsınız.
Kamu otoriteleri kuraklığa kesin çözüm getirecek durumda değil ama kuraklığın yaratacağı problemleri hafifletecek tedbirlerin ilk adımının ne olduğunu biliyor. Yine de gerekli adımı atamıyor. Bunun sebebi yaklaşan mahallî seçimler. Her partiden belediye idareleri, su kesintilerine gidilirse seçimin kaybedilmesinden korkuyor. İstanbul, Ankara, İzmir, aralarında bir fark yok, hepsi aynı durumda.
Gecikmeden tedbir almak zorundayız. Partiler aralarında bir centilmenlik anlaşması yaparak su kesintilerini ortak karara bağlayabilir ve birbirlerine karşı kullanılacak bir siyasî koz olmaktan çıkartabilirler. Ardından programlı su kesintileri başlatılabilir. Semtlere dönüşümlü su verilebilir. Bunun faydasını bir şehir örneğiyle açıklayabiliriz. İstanbul barajlarında 300 milyon ton su varmış. Şehre her gün 2.5 milyon ton su veriliyor. Bu aynen devam ederse (hiç yağmur yağmayacağı varsayımıyla) şehir 4 ay sonra tamamen susuz kalacak. Oysa, miktar günde bir milyon tona düşürülse 300 gün gitme imkânı var. Elbette bu tedbirin işlemesi hane halklarının telaşa kapılıp sonradan boşa harcayacakları şekilde aşırı su depolama yoluna gitmemesine çok bağlı, ama etkili bir kampanyayla halkın bilinçli şekilde işbirliği yapması sağlanabilir. (Bu çerçevede meselâ araba yıkamanın yasaklanması veya profesyonel olarak araba yıkamada kullanılan suyun fiyatının çok yükseltilmesi makul. Zaten her gün arabasını yıkayanları bir türlü anlayamadım!).
Bu kısa vadeli tedbirlere ilaveten şu noktalar da vurgulanabilir: Su bir kıt ekonomik maldır. Fiyatlandırılması kıtlığına göre yapılmalıdır. Asgari hane tüketimine dâhil su miktarı şimdiki fiyatında kalmalı, bunu aşan her harcama katlanarak fiyatlandırılmalıdır. Buradan elde edilecek ilâve gelir daha derinlerden yer altı suyu çıkarmak, yeni barajlar yapmak ve arıtma teknikleri ve tesisleri geliştirmek için kullanılmalıdır. Bir diğer önemli mesele, meselâ Paris'te yapıldığı gibi, kullanılan atık suların arıtılması ve tekrar kullanılmasıdır. Özellikle İstanbul buna mecburdur. Var olan tesisler geliştirilmeli ve arıtılan su miktarı atık suların toplam miktarına olabildiğince yaklaştırılmalıdır.
Dörtte üçü deniz olan bir dünyada insanlığın su sıkıntısı çekmesi, bugünkü zenginliğimiz ve teknolojik seviyemiz göz önüne alındığında, tuhaf. İnsanlık deniz suyunu arıtmayı, tatlı suya çevirmeyi karşılanabilir maliyetli bir ekonomik faaliyete hızla dönüştürmek zorunda. Sanırım bu açıdan Karadeniz'in düşük tuz miktarına sahip olması gibi bir avantajımız var. Bundan yararlanmalıyız...
Kuraklığın bir felakete dönüşmesini engelleyecek tedbirler bir gün bile gecikmeden alınmalıdır! İlgililerin dikkatine...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019