A.Turan ALKAN
“Demokrasi'nin kalitesi' ölçülebilir mi?” Çocukça bir soru çünkü demokrasi kültürünün dibe vurduğu yerden yukarılara doğru baktığımızda cevabı çok net idrak edebiliyoruz. Ölçülebilir ve biz o şeyin dibindeyiz şimdi!
Hani, “Pek meraklıysan çıkar üniformanı, cübbeni siyasete atıl” diye bir dayılanma tarzı vardı ya; işte, beğen-beğenme, adamlar parti kurup er meydanına çıktılar. 45 milyon seçmenden 6 milyonu oy verdi, Meclis'e taşıdı. Aynı seçimde yarışmış bir başka parti lideri şimdi diyor ki, “Bunların bir kısmı şerefsizdir, bize oy vermeleri gerekirken gidip onları desteklediler”.
Yahu, hani milli irade filan diye bir şey vardı, şöyle muhteremdi, böyle saygıdeğerdi; milli iradenin bir kısmı şerefsiz olabilir mi? Hâlâ kağıt üstünde Meclis gibi görünen seçilmiş bir TBMM var, onun başkanı var; Başkanın biricik işi Meclis'in itibarını korumak ve işlemesini gözetmek. Şu ana kadar bu arkadaştan tek kelimelik kınama duymadık.
Tenha yerde insanın içinden geçirmeyi yakışık aldırmadığı bu açıklama üzerine herkese bir durgunluk geldi: “Ağzından kaçırmıştır; montaj-dublaj olabilir; paraleller söyletmiştir veya illegal dinlemedir...” şeklinde bir tereddüt... Belki özür dilerler tereddüdü... Aa değilmiş, nitekim o partinin sözcüleri hemen destek atışlarına geçtiler ve üstelik üç bin kişilik şerefsiz listesi tuttuklarını bile itiraf ettiler. Demek ki irâdidir; adam tamamen aklî melekeleri yerinde olarak kendi irâdesiyle ve hiçbir baskı, zulüm altında kalmadan bu sözleri söylemiştir!
Böyle lâf kavgada bile söylenmez denir ya, öyle bir cümle bu. Maksadı besbelli, muhataplarını çılgına çevirip kontrolden çıkarmak, saçma-sapan tepki vermeye zorlamak. Daha doğrusu hükümetin üzerindeki, ‘Seçim sonuçlarını hazmedemedikleri için doğuda çıngar çıkarıp çatışmayı körüklediler' baskısını bölüşmek (Çekemem bu derdi yavrum, bölek seninle/ Divriği türküsü). “Sen hükümeti sahipsiz mi sandın lan, önce gel bana çat bakayım yiğitsen” demeye getirip hedef şaşırtmak.
Demokratik kalite diye gevelediğim şey bu işte. Hayatta bütün işi gücü profesyonel particilik yaparak TBMM'de yan gelip yatmak iken oyunun kurallarına hiç saygı duymamak. Bunun adına buralarda vatanseverlik diyorlar.
Vatanseverliğin bir memlekette sıkça tüketilmeye başlaması o ülkede işlerin sarpa sardığını gösteren bir işarettir çünkü vatanseverler, birilerini hain ilan etmedikçe varlık sebeplerini idrakte büyük zorluk yaşarlar. Onlar sıradan, sâkin günlerde sararıp solan bir süs bitkisi gibidir; çatışma, kutuplaşma, nefretleşme ortamında ve özellikle şehit haberlerinin yoğunlaşmaya başladığı dönemlerde dirilir, şâha kalkarlar. Birilerinin evlât acısı, onlar için can suyudur, âb-ı hayattır. Vatansever için geriye kalan her şey teferruat olduğu için şahsiyet infazında bulunmak, birilerine hakaret etmek, hak yemek, vebâle girmek, icabında gerçeği tersyüz etmek ayıp değil, bilakis meziyettir. Onlar akıl kullanmak için değil, heyecan ve nefretlerinin izinde bir su gibi akıp gitmek için yaratılmış gibidirler. Vatanı sevmek yetmez ancak birilerinin canını acıttıkça, onları mahvedip zelil bıraktıkça ruhî tatmine erişirler. Sevmek tek başına anlamsızdır çünkü sevgi, yapıcı olmayı, taşı taşın üstüne koymayı, sabretmeyi, öğrenmeyi, hâsılı emek vermeyi gerektirir; halbuki kin duymak zahmetsizdir; nefret, insan ruhunun derinlerindeki vahşetin çağrısından beslenir ve kolayca açığa çıkar.
Eminim ki ‘vatan'ın dili olsaydı, ‘Sevme kardeşim; uzak dur yeter' diye figan ederdi. Hastalıklı bir muhabbet!
Uzatmanın mânâsı yok; o sözler çatışmayı ve gerginliği artırmak için hesaplanarak sarf edildi. Bizim demokratik kültürümüz ise ayranın üstündeki köpük gibi dayanıksız, sığ bir katmandan ibaret. Vahşetin çağrısına bu kadar kolayca kulak kabartabilmenin başka izahı yok.
Batı demokrasilerinin 19. yüzyılındayız ve daha kim bilir ne acılar pahasına demokrasiye sahip çıkmayı öğrenebileceğiz?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.07.2016
13.07.2016
11.07.2016
10.07.2016
8.02.2016
7.02.2016
6.02.2016
4.02.2016
3.02.2016
2.02.2016