Aydın ENGİN
Yeni kırmızı kitap...
Hatırlayacaksınız. Zaten unutulacak gibi de değildi. 17 - 25 Aralık soruşturmaları sırasında savcı, bakan çocuklarının da aralarında bulunduğu bazı hırsızlık - yolsuzluk - rüşvet şüphelilerini sorgulamak istedi ve her zamanki gibi (Dikkat! Bu “her zamanki gibi” vurgusu önemlidir) polislere emir verdi; “Gidin şu şu şu kişileri alıp önüme getirin” dedi.
Bu defa “her zamanki gibi” olmadı. Polisler savcının emrini dinlemediler. Şüphelileri alıp getirmek yerine amirlerine sordular. Amirleri daha yukarıdaki amire (Mesela valiye) sordu. Vali daha da yukarıdaki amirine (mesela İçişleri Bakanı’na) sordu, İçişleri Bakanı en yukarıdaki amire (yani Başbakan’a) sordu. En yukarıdaki amir hemen altındaki memura, o daha alttakine, o da en alttaki memurlara (polislere) talimat verdiler: “Savcıyı dinlemeyin. Dediklerini yapmayın” dediler.
Savcı dımdızlak kaldı. O savcıyı başka savcılar da izledi. Savcılar dımdızlak kaldılar.
Ama asıl hukuk dımdızlak kalmıştı.
Hukuk devletinde bağımsız olması gereken yargının ayaklarından biri olan savcılar, şüphelilerle ilgili soruşturma açamaz, açsalar bile “amirler-memurlar” barajını aşamayabilir hale geldiler. Yani kimin hakkında soruşturma yürütüleceğine, bazı kişiler hakkında soruşturma, koğuşturma yürütülüp yürütülmeyeceğine artık savcılar değil, “memurlar-amirler” amirler karar verecek.
Yaşamı boyunca karakol kapısından bile bakmamış yurttaşlar için bu durum önemli bulunmayabilirdi. Nitekim bulunmadı da. Ama bu savcılık kurumunun ağır, hem de çok ağır bir yara aldığı gerçeğini ortadan kaldırmıyordu ve kaldırmıyor.
Bazı savcılar “cemaatin savcısı”, bazı savcılar “AKP’nin savcısı” olabilirler.
Sahici bir hukuk devletinde hukuka değil başka siyasal merkezlere bağlı, o disiplin içinde davranan savcı ve yargıçlar ciddi bir soruşturmadan geçirilir ve iddialar gerçekse meslekten uzaklaştırılır. Oysa bizde görev başında kalıyor, mesela savcı olduğunu unutup “Uzun adama uzun ömür” dileyecek kadar pervasızlaşıyor ve bal gibi savcılık yapıyorlar. Yani yarın seni, beni, bizi yargıç karşısına dikecek bir soruşturmayı yapmaya yetkililer... Yeter ki AKP elebaşılarının canını sıkacak bir adım atmasınlar...
Bu kadarı, sadece bu kadarı bile hukuk devletinin cenaze namazını kılmaya yeter de artar bile.
Ama bu kadarla kalmadı.
Hukuka saldırının son aşaması, hükümetin beğenmediği, hoşlanmadığı kararlar veren iki yargıcın tutuklanıp demir parmaklıklar ardına atılması oldu. Her iki yargıç cemaate yakınmış ve tavırlarını hukuk değil cemaatin disiplini belirliyormuş.
Olabilir. Bunu kanıtlarsın ve meslekten uzaklaştırırsın. Ama verdikleri karar yüzünden tutuklarsan, bundan böyle her yargıç (Bir daha: Her yargıç) hükümetin hoşlanmayacağı bir karar verdiği takdirde tutuklanmayı da göze alacak demektir.
***
Türkiye’de hukuk düzeni yeni bir aşamaya geçmiş oldu. İç güvenlik yasası ile başlayan saldırı, son Milli Güvenlik Kurulu toplantısında bizleri yeniden 90’lı yılların ikinci yarısına götürdü.
Hani o dönemin başbakanlarından Mesut Yılmaz’ın bir MGK toplantısının ardından “Bugün aldığımız kararlarla devletimizin yeni kırmızı çizgileri çekildi. Bundan böyle hiçbir yasa bu kırmızı kitaba aykırı olamayacak” dediği, “milletvekillerinin kendileri için de gizli olan o kırmızı kitaba aykırı yasa çıkaramayacağını” söylediği, ardından da ısırır gibi sırıttığı günlere döndük.
Fark var mı?
Var.
O dönemde kırmızı kitabı generaller yazıyor ve yurttaşlara da ister istemez o kitaba uymak düşüyordu. Uymayanlar için demir parmaklıklar ardından yargısız infazlara uzanan geniş bir palet vardı.
Bugün ise kırmızı kitabı Tayyip Erdoğan yazıyor ve yurttaşlara da ister istemez o kitaba uymak düşüyor. Uymayanlar için şimdilik demir parmaklıklar var.
Yargısız infazlara da tırmanır mı?
Bilmiyorum. Ama şaşırmam...
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021