Aydın ENGİN
" AB bir bölen olmak gibi önemli bir konumdan bir sönen gibi önemsiz bir konuma sürüklendi"
Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye ile üyelik görüşmelerinin buzdolabına konmasına karar verdi. Karar epey büyük oy farkı ile alındı (109'a karşı 370).
Ancak Avrupa Parlamentosu'nun katılım müzakerelerini durdurma kararı Türkiye'de, özellikle AKP iktidarının tepelerinde ve medyasında önemli bir yankı bulmadı. Parti sözcüsü "AP, Avrupa'nın aşırı sağına teslim olmuştur" yollu inciler döktürdü; parti medyası Avrupa Parlamentosuna, raporun sahibi Kati Piri'ye sövüp saydı.
O kadar.
Bu tutumu nasıl yorumlamalı?
AKP'yi ve hele hele Reis'ini 31 Mart yerel seçimlerinin telaşı, korkusu sardı, öyle AP kararını filan dert edinecek hali yok diyenler çıkabilir.
Evet böyle bir açıklama mümkün, ama bunu ciddiye almak pek mümkün değil. Türkiye'nin AB'ye karşı tutumu öyle kahvehane sohbeti yorumlarla ele alınacak gibi değil.
Türkiye (o dönemde Osmanlı) 1826'da yeniçeri ocağının dağıtılıp yerine "batı tarzı" bir orduya geçildiğinden beri yüzünü batıya dönen, dönmeye çalışan bir Ortadoğu ülkesi. Cumhuriyet döneminde bu hedef daha da özlü ve kesin dile getirildi: Muasır medeniyetler seviyesine çıkmak. Bu cümle kurulduğunda "muasır medeniyet"ten sadece ve sadece Avrupa anlaşılıyordu.
Ancak geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren Avrupa'da farklı ve çok temel bir değişim süreci başladı, hızla yürüdü. "Kömür ve Çelik Birliği" ilk adımdı. Ardından "Ortak Pazar" geldi. Onu "Avrupa Ekonomik Topluluğu" izledi ve sonunda Avrupa Birliği'ne varıldı. Bundan sonraki adım besbelli "Avrupa Birleşik Devletleri" olacak.
Avrupa'nın yaşadığı bu süreç zikzaklarla yürüdü. Yavaşladı, hızlandı, kopma noktalarına geldi, uzlaşı noktaları bulundu. Gün geldi pek ağır aksak ilerlendi, gün geldi hızlı yol alındı.
Avrupa Birliği bugün de zikzaklı yürüyüşün geri adımlar atılan dönemini yaşıyor. Popülist sağ, ırkçılık yükselişe geçti. Macaristan ve Polonya'da milliyetçi ve yer yer ırkçı iktidarlar Avrupa Birliğj'nin temel ilkelerini ya açıkça çiğniyor ya da itiraz ediyor. Görece yoksul AB ülkeleri (İtalya, İspanya, Portekiz, Yunanistan) ve sahiden yoksul AB ülkeleri (Macaristan, Polonya, Bulgaristan, Malta, Kıbrıs) ile zengin ve dolayısıyla birlik içinde lokomotif işlevi ve etkisi taşıyan Almanya, Fransa, Hollanda gibi ülkeler arasındaki makas kapanmıyor, hatta açılıyor. İngiltere zaten eğreti yeraldığı AB'den koptu kopuyor.
Ama bu zikzak yanıltmasın. "AB macerası sona erdi. Avrupa yeniden ulus devletler dönemine dönüyor" denemez. Bu yazı bağlamında "Bu zikzak'tır ve Avrupa böylesi çok zikzak dönemleri aşarak bugünlere geldi" demekle yetinelim.
* * *
Avrupa sadece gümrük duvarlarını silikleştiren bir ekonomik ortaklıktan ortak parası (Euro) olan, ekonomik, siyasal ve kültürel bir bütünleşmeye evrilince Türkiye'de Avrupa'ya bakış da farklılaşmaya başladı.
90'lı yıllar AB konusu Türkiye'de "bir bölen"di.
Sosyalist solun bir kesimi AB'yi emperyalist bir odak olarak görüyor ve AB'ye katılma hedefini temelden reddediyordu. Keza Kemalist kanadın önemli ve etkili bir kesimi da AB'yi ve AB üyeliğini reddediyordu. O zamanlar ülkede Meclis'in de, hükümetlerin de üstünde bir karar merkezi olan Milli Güvenlik Kurulu'ndaki generaller AB'ye karşı "mollalar İran'ını" ve "Putin Rusya'sını" içine alan bir "Avrasya ittifakı" önerecek kadar uçlara savrulmuşlardı.
Buna karşılık Avrupa sermayesi ile tam bütünleşmeden yana olan büyük sermayenin TUSİAD'da sözcüsünü bulan kesimleri AB'den yana saf tutuyordu. Keza iktidara yürümekte olan siyasal İslam da darbe geleneği ve alışkanlığı taşıyan askerlere karşı bir sığınak olarak gördüğü AB' üyeliğini hararetle destekliyordu. Sosyalst solun bir kesimi ise Avrupa solu ile elele verip "Emeğin Avrupası" için mücadele etmek üzere AB üyeliğinden yana konum belirliyordu.
Bu saflaşma AB konusunu sahiden de bir bölen'e dönüştürüyordu.
* * *
Sonra gün geçti devran değişti. Siyasal islamın örgütü AKP 2002'de tek başına iktidara geldi. AKP tepeleri darbe yapacaklarını hemen her adımlarında belli eden, bunu "tabancamı artık çapraz taşıyorum" diyerek ilan edecek kadar pervasız ordu komutanlarına karşı AB'ye sığınmayı stratejik bir hedef olarak belledi. Nitekim kısa süre içinde AB aday üyeliğinin "önkoşulları"nı yerine getirdi ve Avrupa Konseyi, Türkiye ile tam üyelik için katılım müzakerelerine 3 Ekim 2005'de başlanmasına karar verdi.
Türkiye'de bir bayram havası esti. Özellikle hükümet kanadı gündüz vakti havai fişeklerle Avrupa Konseyi'nin kararını kutlayacak kadar abartılı bir seviç içindeydi.
Sonra...
Sonra AB bir bölen olmak gibi önemli bir konumdan bir sönen gibi önemsiz bir konuma sürüklendi.
Ama bu ikinci bir Tırmık gerektirecek kadar uzun.Yani sonrasına yarın devam edelim...
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021