Ayhan ONGUN
TERÖR ÖRGÜTÜYLE MASAYA OTURMAK TESLİMİYET MİDİR?
Son günlerde barışa ilişkin atılan her adım sonrası ilginç ve anlamsız tepkiler oluşmaya başladı.
Bu tepkilerin, itirazların en çok öne çıkanı da” terör örgütüyle pazarlık yapılır mı, bu teslimiyet olmaz mı?” şeklinde.
İyi niyetle kimi kaygılarını dile getirenlere ya da süreci anlamaya çalışanlara sözüm yok. Her insanın, her kurumun öncelik verdiği hassasiyetleri olabilir ve bunları dile getirmesi de en doğal hakkıdır. Ancak ben de tüm samimiyetimle anlamaya çalışıyorum. İktidarın barış sürecine ilişkin uyguladığı politikaları, yöntemleri yanlış ya da eksik buluyor olabilirsiniz.
Peki sizin öneriniz nedir? Ülkemizin üzerine bir karabasan gibi çökmüş bu terör belasından nasıl kurtulacağız? Kimilerinin önerdiği gibi “Güçlü devlet, pazarlık etmez, istediğini her koşulda alır!”. Hatta daha da ileri gidip “Devlet verir emri, gidip şu Barzani denen adamı getirin, daha olmadı başkalarını da getirin.” Der, gerekirse Kandil’i de yerle bir eder, teröristleri dize getirir” mi diyeceğiz?
Bu sözleri mahalle kahvesinde biri, sokaktaki sıradan vatandaş söylemiyor.
Geçmişte devlet katında önemli görevler yapmış, bürokrasiyi, uluslar arası ilişkileri ve işleyişi bilen, daha doğrusu bilmesi gerektiğine inandığımız insanlar söylüyor.
Üstelik de terör sorununu sıradan bir asayiş sorunu gibi algılayanlar, barış olmayan yerde demokrasinin de, özgürlüklerin de, adaletin de olmayacağını ne yazık kavrayamıyorlar.
Kuşkusuz benimde kavrayamadığım konular var.
Örneğin, İmralı görüşmelerine, terörist başıyla görüşülür mü diye karşı çıkanların, Suriye de barışa katkı sağlamak! gerekçesiyle gidip, kendi vatandaşına zulmeden, binlerce masum insanın ölümüne, milyonlarca insanın ülkesini terk etmesine neden olan Esad’ la görüşmesini kavrayamıyorum.
“Eğer barış süreci tamamlanır, yeni bir anayasa yapılırsa, bu durumdan AK Parti yarar sağlar, iktidarın oyları artar” gibi bir anlayışla barışı sabote etmeye çalışanları, barış ve demokrasiyi siyasi amaçlar uğruna kullanmaya kalkanları anlayamıyorum.
Siyasetin bu kirli oyununu göremeyip, onlara çanak tutan, terör ve kaos ortamından yarar uman darbe heveslilerinin kirli amaçlarına alkış tutanları hiç anlayamıyorum.
Bu satırları bir darbenin 42.ci yıldönümünde yazıyorum. 12 mart 1971 tarihinde siyasi iradeye karşı muhtıra vererek, ülke yönetimini ele geçirenler, bunu kendi yaptıkları anayasanın kendilerine tanıdığı “Türkiye Cumhuriyetini koruma ve kollama görevini yerine getirme” hakkından yola çıkarak değişik zamanlarda kullanmaya çalıştılar.
Görünen o ki, her ne kadar askeri vesayet geriletilmiş olsa da, bunu hazmedemeyenler, hala müthiş bir iştahla o ayrıcalıklarını yeniden kullanmak için yanıp tutuşuyorlar.
Haydi diyelim; o bir zamanlar omuzları kalabalık paşalar, kaybettikleri statüleri, devletin kendilerine sağladığı o müthiş avantaj ve üstünlükleri yitirmiş olmanın telaş ve kızgınlığıyla barış istemiyorlar.
Siyasiler, politik arenada birbirlerine üstünlük sağlayabilmek, partileri içerisindeki iktidarlarını kaybetmemek uğruna kalıcı değil, günlük politikalar uygulamaya çalışıyorlar.
Onları da anlamaya çalışalım.
Barış ortamının sağlanmasında geciktiğimiz her günün, topluma ne büyük ve ağır bedeller ödettiğini göre göre hala sudan bahaneler, olmadık gerekçelerle ve üstelik alternatif hiçbir çözüm önermeden, barış görüşmelerine karşı çıkanları nasıl anlayacağız?
Kürt halkını PKK yla özdeşleştirip, tümüne terörist ve potansiyel suçlu gibi davranmak, onlar “biz ayrılmak, bölünmek istemiyoruz.” Dedikçe; ısrarla ve inatla “siz bölücüsünüz” diyerek, onları ötekileştirmeye çalışmak daha tehlikeli bir bölücülük, değil midir?
Bu ülkenin sessiz çoğunluğu barış istiyor.
Barış için elini taşın altına koyan, bu uğurda çaba harcayan kim olursa olsun benim için önemli ve anlamlıdır.
Bu ülkede iktidar olmanın yolu barış ve demokrasiye inanmaktan, siyasi iradeye saygıdan geçer. Siyasi çıkar uğruna barışa giden yolda tuzaklar kuranlar, tarih önünde bunun hesabını vereceklerdir.
İktidarın elde edilecek barış kazanımlarını siyasi ranta dönüştürmesi de, muhalefetin, iktidarı köşeye sıkıştırmak adına bu süreci engellemeye çalışması da bu ülkeye ve insanlarına yapılacak en büyük kötülüktür.
O yüzdendir ki; savaş çığlıkları atanlara, terör ve kaostan beslenen kan emicilere, darbecilere inat,
İNADINA BARIŞ………………………..
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020