Ayhan ONGUN
Barış, yalnızca istemekle oluşmayan, kavuşabilmek için çaba göstermek, mücadele etmek, gerekirse savaşmak gereken bir olgu.
Tüm bunları yanında ve daha da önemlisi, “barışı konuşmak gerek.”
Bırakın barışı, gündelik konuları bile önyargısız, karşımızdakini anlamaya çalışarak, tahakküm yerine, görüşlerimizi açıklayarak konuşmayı beceremeyen bir toplum haline geldik ne yazık!
Mevcut tüm ideolojik, politik, kişisel angajmanlarımızı bir kenara koyarak, kabul etmek zorunda olmadığımız gerçeğini de unutmadan, bir insanı sözünü kesmeden, sonuna kadar dinleyen kaç kişi var çevrenizde?
Öte yandan, barış istiyoruz diye, kendi yurttaşını bile acımasızca öldürebilen, zulmeden kişi ve yönetimlere karşı da tavırsız kalınmasını bekleyemeyiz kimseden.
Bugün gerek kendi ülkemizde, gerekse bölgemizde ve hatta dünyanın en uzak ülkelerinde insan hak ve özgürlüklerine yönelik tüm saldırı ve tehlikelere karşı oluşan tepkiler; barış konusunda giderek tüm dünyanın çok daha duyarlı hale geldiğini gösteriyor.
Uluslar arası toplumda barış konusunda insanlar böylesine sorumlu ve duyarlı davranıyor, olabildiğince savaş karşıtı tutum alıyor ve barış için mücadele ediyorken; ülkemizde barış kavramını farklı çevrelerde insanların çok farklı değerlendiriyor olmalarını anlamakta zorlanıyorum.
Günümüzde hala barışı, dost bildiğimiz insanlarla yapılan bir eylem gibi görenlere bir kez daha hatırlatmakta yarar var. “Barış, kişisel anlamda küsler arasında yapılır.İnsanların dost olduklarıyla barışması diye bir olay yoktur.” Kurumsal olarak baktığımızda da birbirleriyle sorunları olan, ya da bir amaç uğruna savaşmış toplum, devlet ya da örgütler; belli bir süre sonra birbirlerine üstünlük sağlayamadıkları noktada, uzlaşma ve sonunda barış yapma ihtiyacı duyarlar. Yani barış, daha çok düşmanlar arasında yapılır.
Bugün ülkemizde sürdürülen barış görüşmeleri de, yaklaşık otuz yıldır farklı yoğunlukta; kimi zaman bireysel terör şeklinde, kimi zaman toplu saldırılar biçimiyle savaşmak zorunda kaldığımız bir örgütle, PKK ile yapılmaktadır.
Dünyayı derinden etkileyen dünya savaşlarının sonunda da karşı tarafın milyonlarca askerini, masum insanını öldürmüş ülkeler, masa başında oturup barış ortamını yaratmışlardır.
Yaklaşık sekiz aydır silahların konuşmadığı, ölümlerin yaşanmadığı, cenazelerin olmadığı bir Türkiye de yaşıyor olmanın huzurunu ve sevincini yaşayamadık.
Gerek bölgemize yönelik uluslar arası kuruluşların uzun vadeli hesapları, gerekse iç politika da iktidar- muhalefet çatışmasının ideolojik ve projeler düzeyinde değil, birbirini alt etmek, diğerine üstün gelmek temelinde yapılıyor olması, oluşan bu barış ikliminin ne denli önemli ve değerli olduğu gerçeğini bile unutturdu.
Barış ortamının sağlanması, taraflar arasında ve muhataplarınca yapılacak görüşmelerle mümkün olabilir.
Görüşeceğiniz kişi ya da kurumların geçmişte yaptıkları, aldıkları pozisyon, ideolojik tutum ve duruşlarından yola çıkarak duygusal tavır almak, barışa yapılacak en büyük kötülüktür.
Kuşkusuz, çevremizdeki insanlarla, gruplarla ya da uluslarla barışık olmanın yolu, önce kendimizle barışık olmaktan geçiyor.
Aynaya bakıp, kendi görüntüsüyle kavga eden, egolarına hakim olamayan, kendisini dünyanın merkezine koyup, her şeyin kendi ekseninde dönmesini isteyenlerin barışa katkısı olmayacağı gibi, onlarla barışı konuşmakta pek mümkün olmuyor.
Dünyanın neresinde olursa olsun, gerçek anlamda barıştan yana olan, barış isteyen herkesin; önce kendisiyle ve çevresiyle barışık olması ve barış kavramını içselleştirmesi gerekiyor.
Ülkesine ve değerlerine karşı sorumluluk duyan herkesin; her fırsatta barışı istemesi ve barış konuşması; barış ikliminin oluşması ve birlikte barış içinde yaşayabilme koşullarının oluşması için, yaşamsal bir zorunluluktur.
Konuşma, dinleme özürlü bir toplum olarak bunun çok kolay olmadığı da bir gerçek.
Ancak ülkemizde ve bölgemizde yaşanan tüm olumsuzluklara, iktidarın otoriter tavırlarına, ikircimli tutumlarına ve dış politikadaki yanlış politikalarına, özgürlük ve hak arama mücadelesindeki haklı direnişlere gösterdiği tahammülsüzlüğe rağmen; barış için atılan her adıma, yapılacak her olumlu katkıya; kim tarafından yapılırsa yapılsın, destek olmak gerekiyor.
Çünkü barış; onurlu ve insanca bir yaşamın, eşit ve adil bir düzenin oluşmasının tek ve vazgeçilmez yöntemidir.
Barış olmadan demokrasi, demokrasi olmadan barışın olamayacağı gerçeğini unutmadan, her yerde, her ortamda, her durumda ve herkesle barışı konuşmaya, barış istemeye devam edeceğiz.
İnsanlığın kurtuluşu ve geleceğinin güvencesi barıştır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020