Ayhan ONGUN
Yaklaşık on gün sonra yapılacak anayasa değişikliklerine ilişkin referandumla ilgili halk ne diyor, ne düşünüyor diye merak eden var mı, sanıyorsunuz!
Bence yok!
Halkın ne düşündüğünü öğrenmek yerine halka kendi fikir ve tercihlerini kabul ettirmeye çalışıyorlar.
Hatta bunu öyle pervasızca yapıyorlar ki; ne siyasi nezaket, ne alışılmış gelenekler, ne de bildik yöntemler yok artık.
Tüm kamu görevlileri de seferber olmuşlar, sözüm ona halkı bilgilendirmeye yönelik toplantılar yapıyorlar.
“Evet” çilerin iktidar avantajlarını kullanarak yaptıkları baskı ve yönlendirmeler bir yana “hayır” cephesinde de en azından mahalle baskısı hüküm sürüyor.
Dünyanın hiçbir yerinde halkına böylesine güvenmeyen, onu aşağılayan, kendi bilgi ve önerilerine muhtaç gören siyasiler yoktur.
Halk kendi arsında tartışsa, inanın çok daha barışçıl ve sevgiyle yaklaşırlar birbirlerine.
Ve hatta iddia ediyorum, anayasa değişikliği ya da yeni anayasa yapılması işini; halkın kendisine bıraksaydık, inanın sorunsuz halledilirdi.
Hiçbir kişisel hırs ve beklentisi olmayan yurttaşlar, yeni bir anayasanın bireyi, devlet karşısında ne kadar koruyup kolladığına bakardı.
Bir statü derdi olmayan yurttaşlar, inanıyorum ki önce; “şu siyasi partiler ve seçim yasalarını bir değiştirelim önce, seçim barajından kurtulalım, toplumun tüm kesimlerinin temsil edileceği bir parlamento oluşmasını sağlayalım.”derlerdi.
Kamu bankalarından faizsiz kredi talebi, kıyak emeklilik ya da devlet ihalesi beklentisi olmayan yurttaş; “işsizlik nasıl önlenecek, nasıl yeni istihdam olanakları yaratılacak, toplumsal barış nasıl sağlanacak” sorularına yanıt arayacaktır.
Anayasal boşluklardan yararlanarak devlet yönetiminde, bürokraside ve siyasette kendine avantajlar, yeni imkanlar, yeni çıkar alanları oluşturmaya alışmış siyasilere inat, yurttaşlar; “önce halkın refah ve mutluluğu, bireysel hak ve özgürlükler, demokrasi ve sosyal adalet, fırsat eşitliği” derlerdi.
İşte o yüzdendir ki; vatandaşa” ne istiyorsunuz, nasıl bir anayasa ya da hükümet sistemi talep ediyorsunuz?” diye sormak yerine, her zaman olduğu gibi kendi doğrularını dikte ettirmeye çalışıyorlar.
Üstelik de referandum için yapılan kampanyada öylesine kırıcı, nefret içeren bir dil kullanılıyor ki; yarın yeniden bir arada yaşamak zorunda kalmayacakmışız gibi!
Yarın cenazelerimizi birlikte kaldırmayacak, düğünlerimizde birlikte oynamayacakmışız gibi köprüleri atıp, düşmanca bir tavır içine girmek niye?
Kaldı ki; iş bu değişikliklerle kalmayacak, daha bir dolu anayasa değişiklikleri olacağını ve hatta mutlaka yeni, çağdaş, sivil, demokratik, daha da önemlisi toplumun büyük çoğunluğunun rıza göstereceği, kabul edeceği bir anayasanın yapılmasının zorunlu olduğunu bilerek; bu inat, bu ısrar ve dayatma niye?
İktidar olanaklarını kullanarak avantaj sağlamak bir yana, siyasetten uzak kalması gereken bürokratları, kamu görevlilerini taraf haline getirmenin ilerde yaratacağı sıkıntıları görmek bu kadar mı zor?
Aynı keza, kendi gibi düşünmeyenleri “denize dökmeyi” düşünecek kadar gözü dönmüş politikacılardan da bu ülkenin kurtulması ve her şeye rağmen aynı ülkede barış içinde yaşamak zorunda olduğumuz gerçeğini unutmadan bir sevgi ikliminin oluşturulması için çaba göstermeliyiz.
Geçmişte nasıl Ekmelettin İhsanoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığını içine sindirmediği halde kimileri parti disiplini diyerek, kimileri AK Parti ve Erdoğan karşıtlığı nedeniyle oy vermek zorunda kaldıysa, bugün de kimi AK Partililerin aynı gerekçelerle, içlerine sinmese ve pek istekli olmasalar da “evet” oyu kullanmalarını aynı hoşgörüyle karşılamak gerekmez mi?
İki tarafın da, gündemi kendi pencerelerinden bakarak değerlendirip, sonra da üstenci bir tavırla “her şey bu kadar açık ve net, nasıl olurda bunu göremezler” türünden gerekçelerle kendi gibi düşünmeyenleri yargılaması ne kadar doğru olabilir?
Tüm seçmenlerin akıl ve mantık süzgecinden geçirerek tercihlerini belirlediklerini söylemek elbette mümkün değil.
Kimi duygusal reflekslerimiz, kişisel beklentilerimiz, önyargılarımız ve hatta kimi zaman inadına tavırlarımız tercihlerimizde, özellikle de siyasi alanda etkili oluyor.
Kendi özel yaşamımızda en hayati konularda bile kimi zaman yanlış kararlar alabilen biz yurttaşlara, referandum gibi önemli bir konuda niye tercihimizi özgürce belirleme hakkı ve fırsatı tanımazlar, anlamak mümkün değil.
Dikkat ederseniz, halkı bilgilendirdiğini iddia edenler de önyargılarıyla davranıyorlar.
Siz hiç; “ben evet diyorum ancak, şu maddeyi de doğru bulmuyorum” ya da “ben hayır diyorum ancak, aslında şu maddeyi ben de onaylıyorum” diyene rastladınız mı?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020