Ayşe Böhürler
Kabustu… Aradan bir yıl geçti. Yaraların izlerinin kapanması kolay kolay mümkün görünmüyor. Hem ruhlarımızda hem de hayatımızda izleri büyük oldu. Şehitlerimizin acısı var yüreğimizde, üzerimizde ise ihanetin travması var. Güven duygumuzu kaybettik. Tedbirlerle sarılı halde maskeliler arasında yaşıyormuşuz. Yüzümüze gülen, dini bahislerle, yumuşak sohbetlerle, Allah rızası maskesiyle yanımıza sokulanlar bambaşka kişilermiş. Kemalisti, Müslümanı, ulusalcısı, milliyetçisi, filanca tarikat mensubu, falanca sivil toplum örgütü… Masal gerçek olmuş, kurt büyükanne kılığına girmiş. Bunun üzerimizde oluşturduğu travmayı atlatmak için daha çok zamana ihtiyacımız var. Gerçek bir kabus yaşadık. 15 Temmuz tek bir uzun geceden ibaret değildi. Yıllar süren bir işgalin halkın ve cumhurbaşkanımız başta olmak üzere hükümetin, devlette bu tehlikeyi gören birçok devlet adamının girişimiyle Türkiye’de işgalin engellendiği geceydi. Vatanımıza sahip çıktığımız geceydi. Maskelerin düşürüldüğü geceydi.
…
Kendilerini gizlemek adına yaptıkları zaman içinde açığa çıkıyor. Yeni okudum, kendilerini TSK örgütlenmesi içinde gizlemek için birçok dini yasağa uymadıkları gibi, eşlerini de bu imaj için kullanıyorlarmış. Askeriye içinde yapılan bir havuz partisinde kendilerini gizlemek amacıyla en açık bikinilerle eşlerini havuza sokan, en din karşıtı en Kemalist görünenler de onlardanmış. (Yıldıray Oğur ve Ceren Kenar’ın birlikte kaleme aldığı yazıda konunun detaylarına yer veriliyor.)
….
Bizim nesil için olan biten geçmişten bugüne bir devamlılık gösteriyor. Nev zuhur bir eylemle karşı karşıya kalmadığımızı biliyoruz. Komploculuk yapılmadığını da biliyoruz. Çünkü her şey biz yaşarken oldu. Ancak gençlerde bu kavrayışın daha yüzeysel ve sloganik olduğunu görüyorum. Elbette onlar bizim gördüklerimizi görmediler. Bu nedenle de meseleyi anlık değerlendiriyorlar.
Elbette bizim 1980 öncesi ve sonrasına olan tanıklığımız bakışımızı etkiliyor. Bunun yanı sıra nesiller arasında yaşanan en büyük farkın “gettolaşmanın” henüz yaşanmadığı dönemlerde yetişmiş olmaktan kaynaklandığını düşünüyorum. Etrafımızdaki ve hayatlarımızdaki insan çeşitliliği kör noktaların oluşmasını engelledi. Özellikle 1990 sonrası hızlanan “Gettolaşma” ve yaşam tarzı pazarlamacılığı Fetö’nün güçlenmesini sağlayan en büyük etkenlerden birisi oldu.
…
“Yeşil Kuşak İslam” projesi 12 Eylül darbe sonrasında konuşulmaya başlamıştı. Türkiye-Mısır-Pakistan- Uzakdoğu hattındaki İslam ülkeleri bu projenin uygulama zeminleriydi. Hepimizin gözü önünde gerçekleşen olaylarda askeri rejime bağlılığını sunan Gülen ve cemaati bu konsept ile yapılandırıldı. 1980 sonrası, her şeyi İslam tozuna bulayarak sunma süreci, Fetö’nün buna ihtiyaç duyan ve şimdiye kadar dini hayatı engellenmiş olan toplumu ikna gücünü artırdı. Bu süreç onları kamufle etti. Ruşen Çakır’ın 1990’da yayınlanan “Ayet ve Slogan” isimli kitabı bu döneme dair çok örnek sunuyor.
…
Dini kaynakların tarumar edilmiş olması istedikleri gibi bir dini zemini ortaya koymalarını kolaylaştırdı. Ne yazık ki İlahiyat fakülteleri bu işgalin temel ayaklarından birisi oldu. Toplumun din anlayışı onların yönetimine girmeye elverişli bir inanç zemini etrafında yeniden inşa edilmeye başlandı.
Kullanılan yöntem yeni değildi. 1960 darbesi sonrasında Türk toplumunun köy köy sosyolojik kültürel haritasını çıkarılmış ve bir şablon oluşturulmuştu. Bu sadece bize özgü değildi. Hemen hemen her ülkede benzeri yaşandı. Kolonyalizm sonrası kapitalizmin egemenliğini genişletme ve sürdürme arzusunun sonucu olarak model oluşturulmuş işbirlikçiler bulunmuştu. Sovyetler dağılırken Rusya’da, Pakistan’da, Uzakdoğu’da Güney Kore’de benzer yapılar vardı. Her şey bizdeki yeni Kore senaryolarının adaptasyonu olan dizi prototiplerine benziyor.
Genç kuşaklar ise bu formatın içine doğdu. Dini sevdiriyoruz derken empoze edilen eklektik ve ezoterik din anlayışı zeminlerini oluşturdu.
Fetö’nün 12 Eylül sonrası potansiyel muhalefet gücü olan dindar kesimi nasıl manipüle etmeye çalıştığının, güdümlü dindarlığı nasıl empoze ettiğinin tanıklarıyız. Bizim nesil Fetö’nün devlet teminatı altında, gerçek dindarlara karşı kullanılmak üzere örgütlendiğinigörmüş bir nesildir.
Bu dönemi en iyi anlatan kitaplardan birisi Ruşen Çakır’ın “Ayet ve Slogan” kitabıdır. Fetö liderinin 26 Kasım 1989’da İzmir Hisar Camisi’nde sokaklara taşan bir cemaate verdiği vaazı anlattığı bölüm ilginçtir: “Bu vaaz aynı anda otuz beş camide birden yayınlanır. Gülen en hızlı irtica düşmanının bile cesaret edemeyeceği bir üslup kullanır. Türban yürüyüşlerindeki çarşaflı kadınların çoğunun erkek geri kalanların da aslında açık saçık kadınlar olduğunu söyler…” ( Ayet ve slogan /S. 105) Bu konuşmaya karşı yazı yazanlar ise tutuklanır, işkenceye tabii tutulur ve yargılanırlar… “
Ruşen Çakır bölümün sonunu devlete bir uyarı ile bitiriyor: “Kadrolarını devletin hizmetine koşmayı yeğleyen (en azından şimdilik) bu cemaat aynı zamanda çok geniş mali olanaklara da sahip. İleride bir gün kendine güveni geldiğinde cemaatin siyasi iktidara talip olmak isteyeceği teorik olarak varsayılabilir. Ancak kuru ajitasyonla spekülatif argümanlarla kişi kültüne koyu bir bağlılıkla yetiştirilen bu ‘kadro’larla nereye kadar yürünebilir?” (S. 109)
15 Temmuz bu sürecin sonucuydu.
Şehitlere rahmet, yakınlarına sabırlar diliyorum. Onlara minnet borcumuz hiç bitmeyecek!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.05.2020
29.06.2019
13.04.2019
30.03.2019
9.02.2019
26.01.2019
19.01.2019
12.01.2019
5.02.2019
29.12.2018