Bekir AĞIRDIR
Ortada bir veri hal ve bu veri hal içinde aktörler, aktörlerin kapasiteleri, yapabilecekleri, yapamayacakları, yapmaya razı oldukları ve razı olamayacakları var.
Güncel siyaseti analiz ederken genellikle şu iki zihni hataya düşüyoruz: Birincisi, o günkü hamleye ve söyleme veya sorunun başlangıcındaki duruma kilitlenmiş olmak. Sorunun başlangıcından bugüne olan seyrini, süreci, o sürecin sorunun kendisi ve aktörlerin üzerindeki etkilerini çoğu zaman ıskalıyoruz.
İkinci zihni hata da sürecin aktörlerin ve genel olarak da toplumun psikolojisi, duyguları, algı ve beklentileri üzerindeki etkileri dikkate almıyoruz. Üstelik bu etki tek taraflı da değil. Yalnızca süreç aktörleri ve toplumun duygularını değil, aktörlerin ve toplumun duyguları da sorun üzerinde etki ve değişim üretiyor.
Eğer sorunu çözmek istiyorsak -ki bu iradi bir kararlılık demektir-, bazen soluklanıp, o anki durumu ve geçmiş süreci gözden geçirmek gerekir. Biz bunun yerine çoğunlukla, bir önceki gün ve aşamadaki pozisyonumuzun önümüze koyduğu yeni hamleye kilitleniyoruz. O zaman da her yeni gün ve aşamada giderek kendi pozisyonumuza, duygusal bagajlarımıza esir hale geliyoruz.
Kürt meselesinde de böyle bir durum var. Herkes kendini bir pozisyona kilitledi. Belki de çözüm için yeniden yapılacak doğru başlangıç önce herkesin bir durup, düşünmesi. Elbette gerçekten çözüm istiyorsak.
Yol bulmak için sorular sormak gerekir
Düşünmek demek, sorular sormak anlamına gelir. Önce de kendimize sorular sormak: Bugünkü pozisyonum çözümü gerçekten sağlar mı? Sağlayacaksa, şimdiye kadar ne eksik, ne yanlış ki, hala sonuç alınamadı? Yoksa sorunun boyutları, dinamikleri mi sonuç almamı güçleştiriyor? Sorular böyle uzar, gider. Hep bir kavşağa gelinir: Çözüm için aynı tercih ve yöntemlerle devam edeyim mi, edebilir miyim? Yoksa değişiklik mi yapayım?
Bir de ikinci karar kavşağı çıkar önümüze: Şimdiye kadar başarılamayanlarda benim eksik ve hatalarım ne? Karşıdakinin eksik ve hataları ne? Yani başarılamayanlarda benim payım ne, karşıdakilerin payı ne?
Bu soruların cevapları, yine sizin tuttuğunuz yolun doğru olduğu, zorlukların sorunun kendisinden ve karşı tarafın çıkardığı engellerden oluştuğu biçiminde olabilir elbette. Ama bu noktaya gelmişseniz, zaten kendi kafanızda sorunun çözümsüz olduğu noktasına da gelmişsiniz demektir. Yok, eğer hala içtenlikle çözüm istiyorsanız, o zaman soruları değiştirmek, kendinize daha sert sorular sormak, kendi pozisyonunuzu gerçekten sorgulamak zorundasınız demektir.
Gündelik ve bireysel hayatımızda da bazı sorunlar için süreç aynen böyle işler. Bir ilişkiyi bitirirken de ister sevgi, ister dostluk ister iş ilişkisi olsun,böylesi sorulardan yola çıkarız. Ama konuştuğumuz mesele Kürt meselesi gibi hepimizin hayatını ilgilendiren bir mesele ise bir karara varmak bu denli kolay değildir.
Çünkü boşanmak veya boşanmamak bireysel bir karardır. Tüm bir ülkeyi ilgilendiren meselelerde ve kararlarda aslında varmanız gereken sonuç bellidir: Barışarak, uzlaşarak çözmek.
Yol siyasi zeminde bulunur
İşte bu da siyaset üretmek demektir. Siyaset kendi doğrularımız, taleplerimiz, umutlarımız kadar karşıdakilerin de doğrularını, taleplerini, umutlarını dikkate almak, anlamaya çalışmak, cevap üretmektir.
Bir kuyumcu titizliği, hüneri ve becerisiyle ortak kararlara ulaşmak demektir. Bazılarınıza çok romantik gelebilir bu yazdıklarım. Belki de hayalcilik.
Hayal ve gerçeğin bir arada olmasıdır aslolan. Eğer bugün temel sorunun her tarafı saran şiddet ve ölümler olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Çözümsüzlüğü yaratan şiddet ve ölümlerden kendisinden daha çok, bu havanın yarattığı umutsuzluktur. Bu umutsuzluğun gündelik siyasi adımlarımızın üzerindeki rehnidir.
Siyasetin, sivil toplumun, medyanın ve aydınların yapabilecekleri ilk şey, hiç olmazsa bir gün, tek bir gün bile olsa, yeniden düşünmektir. Ben ne istiyorum? Bu istediklerim gerçekleşebilir mi? Onlar gerçekleşirse yarın sabah bu ülkede nasıl bir hayata uyanırım? O hayat benim istediğim hayat mıdır? O hayat diğerleri için nasıl bir hayat olacaktır? O hayat sürdürülebilir bir hayat mıdır?
Belki de bu gri iklimden çıkışın anahtarı içtenlikle kendimizevereceğimiz cevaplardadır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTYatırım Var da, Ödenek Nerede? 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolPencereleri açmak 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayDavos, jeoekonomi ve emperyalizm 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSıra artık İran’a gelmişe benzer… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNSaatler yine savaşa kuruldu 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti’nin millet iradesine yabancılaşması… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBir devletin nasıl yönetildiği hapishanelerinden anlaşılır 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de ateşkes, Türkiye’de çözüm: İki gerilim 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciPiyasalar seçime hazırlanıyor 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Dünyada canavarlar zamanı! 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidarın seçim planı 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYARojava Devrimi Tüm Dünya ve Kürdistan’ın Devrimidir... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasGaribanın oyu… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni bir dünya kuruluyor… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTrump çıpası ile yeni Gazze’ye doğru... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm yolunda duygusal kırılmalar… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALDış politikada yeni motto: Yurtta barış, dünyada barış, Suriye’de savaş… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞTÜRK USÜLÜ “SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ…” 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞ“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır”, öyle mi? 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYalnız kalabalıklar, dijitalleştikçe daralan güven çemberi, kaleye dönüşen aile: Toplum, kopan bağla 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklide CHP in, Cumhur İttifakı out 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezKayıt dışı ekonominin büyüklüğü 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİİsmet Özel: Bir dava adamının aktif nihilizmi 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAlla curda başladı alla turca bitecek 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR“Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir” 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’yi savcılar ve yargıçlar mı yönetiyor? Benim kimi seçeceğime mahkeme mi karar verecek? 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUTürkiye’de değişim meselesi 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANKürtlerin elinde kalan “kağıt bir kepçe" mi? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARNedir bu Birleşik Arap Emirlikleri? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİCHP ile AK Parti’nin kültür barışı 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKSahadaki “kazanımların” ötesini görebilmek 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRROJAVA'YA SALDIRIYA HAYIR! 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“10 bin liraya bir adam”… 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselÜcretli çalışan sayısında aykırı gelişmeler; sanayide gerileme devam ediyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYOrtadoğu'da Emperyalist Yeni Oyunlar Yeni Tehklikeler! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpToplumsal kutuplaşma artarken enflasyondaki düşüş yavaşlıyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraŞükür 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞBarbar medenileşmenin sonu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
17.11.2025
11.11.2025