Bekir AĞIRDIR
Diyarbakır veya Kürtlere dair izlenimlerini yazan birçok yorumcu Kürtlerin biraz tedirgin biraz temkinli bir ruh hâli içinde süreci izlediklerini yazıyorlar.
Kürtlerin böyle bir ruh hâli içinde olmalarından daha doğal bir şey yok. Mesele doğrudan onların hayatlarının meselesi. Onlar adına siyaset yapanların bile zaman zaman sade bir insan olarak Kürd’ü unuttuklarında dahi işin ezasını, cefasını onlar çekti.
Kürt meselesi özü itibariyle siyasi bir sorun. Ama öylesi günler yaşandı ki siyasetin şehveti, kan dökmenin, can almanın ürettiği soyut, ulvi kavramlar her şeyin önüne geçti. Somut, gündelik hayatın iş ve aş dertleri, çocuğuna kendi dilinden ad verememenin, bağıra çağıra türkü söylememenin ürettiği kaybolmuşluk duygusunun, umutların, hayallerin unutulduğu çok günler oldu.
Şimdi Kürtler bekliyor, “siyasi aktörler barış inşa etme hüner ve becerisi gösterecek mi?”
Kürtlere göre müzakere ettikleri devlettir, Türkler veya bir hükümet, bir parti değil. Onların hak, özgürlük, eşitlik talebi devletten. Ve devlete de güvenmiyorlar. Toplumsal belleklerinde yığınla acı deneyim var.
Öte yandan AK Parti de düşünüyor ki “bölgeye en çok ekonomik yatırımı ben yaptım, bölgeye kamu hizmetlerinin en yoğun biçimde gidişini ben gerçekleştirdim, şimdi, de büyük bir siyasi risk alıp bu sorunu çözme iradesini ben gösterdim ama Kürtler hem hâlâ memnuniyetsiz hem de endişeli, tedirgin”.
Başbakan kendi tabanının algılarını dönüştürebiliyor
AK Parti’nin özellikle de Başbakan’ın tabanıyla kurduğu güven ilişkisini ve bu güven üzerinden tabanının algılarını dönüştürebilme gücünü biliyoruz.
Amerika’da “sinirbilim araştırmalarında” laboratuar ortamında elde edilmiş bir araştırmanın sonucu şöyle: Karşınızdaki muhataba iletmek istediğiniz mesajın başarılı olması mesajı verenin kim olduğuna, mesajın nasıl verildiğine ve mesajın içeriğine bağlı. Bulgu şu, mesajınızın karşı tarafça başarılı bir biçimde alınmasını üreten sürecin, yüzde 55’i mesajı verenin kimliğine, kişiliğine olan güvene, yüzde 37’si mesajın nasıl verildiğine bağlı. Mesajın kendisi yalnızca yüzde 8 oranında etkili.
Başbakan’ın başarısı ve de başarısızlığı bu yüzde 55’lik mesajı veren olarak Başbakan’ın anlamlandırılmasında, konumlandırılmasında, algılanmasında, ona olan güvende gizli.
Kürtlerin önemli bir kesiminin gözünde Başbakan’ın kim olduğu değil devletin politikaları önemli. Başbakan her ne kadar bazı konularda devlet ile hükümetini ve partisini ayırıyor olsa da Kürtlerin bir kesiminin gözünde bu ayrım geçerli değil. O nedenle de götürülen hizmetler, değişen politikalar olsa bile temel olarak Kürtlerin hak, özgürlük ve eşitlik talebi var olduğu, bu sorunu var eden devletin kurum ve kuralları değişmediği sürece de bu algı değişmeyecek.
O nedenle de Kürtlerin bir kesiminin devletin bu kez ne yapıp, yapmayacağını, ne kadar ve nereye kadar gerçekten devletin zihniyetinde, kurum ve kurallarında değişiklik olacağını görmeden, yaşamadan var olan algılarında bir değişiklik olmayacak.
Mesajın algılanmasındaki yüzde 37’lik etkisi olan “mesajın nasıl verildiği” meselesi de ayrı bir bahis. Başbakan Habur sonrası travmanın abartılmış etkisine çok fazla inandığı için veya başka gerekçelerle de olsa tutturduğu dilin bazı sorunları olduğunu anlamalıdır.
Kürtler için devlet ile AK Parti aynı aktördür
“KONDA- Kürt Meselesinde Algı ve Beklentiler” araştırmasının bulgularından birisi şuydu: İlk açılım sürecinden sonra bile Kürtlerin algılarına bakıldığında, yüzde 46,2 oranındaki Kürt “gelişmeler var ama hâlâ kendimizi farklı hissettiriyorlar”, yüzde 36,8 oranındaki Kürt de “hâlâ devlet açısından biz farklı insanlarız” diyordu.
Görülüyor ki Kürtler devletin ürettiği ayrımcı politikalar üzerinden bir devlet algısına sahiptirler. Bu nedenle de Başbakan ve partisi Kürtlerdeki bu algı ve duygu hâlini anlamaya çalışmalı ve dikkate almalıdır.
Bu durum aslında AK Parti karşıtı cephede, endişeli modernlerde de geçerli. Kendi tabanı Başbakan’a ne kadar güveniyorsa karşı cephe de o kadar güvenmiyor. O cepheye karşı Başbakan’ın dilini de biliyoruz.
Türkiye çok önemli ve geri dönülemez bir virajın içinde. Bu sürecin sonunda başarmışsak başka bir hayat ve Türkiye konuşuyor olacağımız açık. Bu sürecin başarısı toplumun ve siyasi aktörlerin ne kadar çoğunu sürece dâhil edebildiğimize de bağlı. Genel olarak kamuoyunda gözlenen, bilinçli olarak statükodan yana olanlar hariç, her kesimin sürecin öneminin farkında, dikkatli ve özenli olduğudur.
O nedenle statüko yanlısı kesimler hariç eleştirel bakanlara, muhalif olanlara karşı kullanılacak dil önemlidir. Başbakan’ın da Kürt siyasetçilerin de bu süreçte muhalefetin bayrak aktörlerini muhatap alan bir dil yerine, doğrudan toplumun eleştirel bakan kesimlerini muhatap alan ve sürece çeken bir dil kurmaları sürecin başarısı açısından daha yararlı olacaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTYatırım Var da, Ödenek Nerede? 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayDavos, jeoekonomi ve emperyalizm 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolPencereleri açmak 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de ateşkes, Türkiye’de çözüm: İki gerilim 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciPiyasalar seçime hazırlanıyor 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti’nin millet iradesine yabancılaşması… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSıra artık İran’a gelmişe benzer… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBir devletin nasıl yönetildiği hapishanelerinden anlaşılır 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNSaatler yine savaşa kuruldu 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidarın seçim planı 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTrump çıpası ile yeni Gazze’ye doğru... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasGaribanın oyu… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Dünyada canavarlar zamanı! 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYARojava Devrimi Tüm Dünya ve Kürdistan’ın Devrimidir... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni bir dünya kuruluyor… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALDış politikada yeni motto: Yurtta barış, dünyada barış, Suriye’de savaş… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezKayıt dışı ekonominin büyüklüğü 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞTÜRK USÜLÜ “SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ…” 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklide CHP in, Cumhur İttifakı out 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYalnız kalabalıklar, dijitalleştikçe daralan güven çemberi, kaleye dönüşen aile: Toplum, kopan bağla 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİİsmet Özel: Bir dava adamının aktif nihilizmi 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞ“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır”, öyle mi? 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm yolunda duygusal kırılmalar… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAlla curda başladı alla turca bitecek 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’yi savcılar ve yargıçlar mı yönetiyor? Benim kimi seçeceğime mahkeme mi karar verecek? 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR“Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir” 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUTürkiye’de değişim meselesi 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANKürtlerin elinde kalan “kağıt bir kepçe" mi? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARNedir bu Birleşik Arap Emirlikleri? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKSahadaki “kazanımların” ötesini görebilmek 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİCHP ile AK Parti’nin kültür barışı 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“10 bin liraya bir adam”… 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRROJAVA'YA SALDIRIYA HAYIR! 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpToplumsal kutuplaşma artarken enflasyondaki düşüş yavaşlıyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
17.11.2025
11.11.2025