Bekir AĞIRDIR
Önce bir sevinelim, tadını çıkara çıkara. Ne sevinçler ne üzüntüler, yaslar layığınca yaşanmıyor bu ülkede. Her zaman böyle de olmuş. Sevinçler yaşanamadıkça ukdeye dönüşmüş. Yaşanamayan üzüntüler, acılar da iyileşmez travmalara dönüşmüş. Yaşanamamışlıklar ağırbaşlılık gibi pozitif, tepkisizlik gibi negatif hasletlere dönüşmüş. O nedenle bir kendimizle ve tarihimizle yüzleşmeye ve toplumsal onarım sürecine ihtiyaç var zaten. Ama bugün sevinme günü.
Demokratikleşmenin, devleti yeniden yapılandırmanın önündeki en büyük siyasi ve zihnî engel olan Kürt meselesinde bir kavşaktan geçildi. Yalnızca sürecin adımları değil kastettiğim. O kadar aleniyet içinde oluyor ki her şey, bu, şimdiki sürecin en önemli farklılığı. Süreci dönülmez yapan da bu şeffaflık. Bu şeffaflık giderek her bir aktörü sürece mahkûm edecek. Kimse kolay kolay “çıkarın ceketleri, sıvayın kolları tekrar dövüşüyoruz” diyemeyecek. Ya da bunu diyebilmesi için gerçekten çok sağlam gerekçeler üretmesi gerekecek.
Tüm bir ülke ekranlardan Öcalan’ın mektubunu dinledi. Bir futbol maçının ardından bile yollara dökülenlerden, havalara serseri kurşun sıkanlardan biri bile ortalığa saçılmadı. Sevineni de öfkeleneni de serinkanlılıkla izledi.
Bugün belki henüz gündelik hayata, sokaklara yansımış bir şey yok gibi görünse de bir süre sonra nasıl bir zihnî kırılma yaşanmakta olduğunu göreceğiz. Bu kırılmanın suyun buhara dönüşmesi kadar niteliksel değişime yol açtığını yaşayarak anlayacağız kısa süre sonra.
Toplumun kenara çekilip olan biteni sessizce izlemesinin ardında duygusal ve zihinsel nedenler var.
İkircikli duygu ve tutumlar
İnsanlar üç önemli duygu ve tutumun ikircikliliğinde. Birincisi toplumun çok önemli kısmı Kürt meselesinin çözülmeden sürüp gideceği gibi bir algıya kapılmıştı. Bu negatif beklentinin insanların bireysel kararlarına da ülkeye dair olan bitenlere karşı aldıkları tutumları da etkiliyor. O nedenle “bu kez çözeceğiz” inancı düşük. Umutlanmak isteyenler bile yeni hayal kırıklıklarından kaçınmak için temkinli pozisyon alıyor.
İkincisi yaşanan AK Parti yandaşlığı-karşıtlığı eksenindeki siyasal kutuplaşma toplumun beşte üçünü ruhi ve zihinsel ambargosuna almış durumda. Her şeye bu eksenden bakanların AK Parti karşıtlığı ucunda duranları —ki kabaca toplumun dörtte biri—, Kürt meselesi üzerinden değil Başbakan’ın ve hükümetin örtük niyetleri ve kazanımları üzerinden meseleleri izliyor. Kürt meselesinin kaybettirdikleri ya da çözümün vaat ettikleri henüz onların gündeminde yok.
Üçüncüsü de Türk-Kürt ekseninde yaşanan kutuplaşmanın ürettiği duygusal ambargolar. Kürt meselesinin, özü itibariyle devletle birey arasındaki hak ve eşitlik taleplerine dayanan siyasal bir mesele olduğunu biliyoruz. Fakat Kürt meselesinin sıcak çatışmaya dönüşerek çözümsüz biçimde yıllardır sürdürülmüş olması meselenin katman arttırarak toplumun iç meselesi hâline de dönüşmesine neden oldu. Tüm araştırmalar gösteriyor ki kültürel kimlikler ekseninde de bir kutuplaşma yaşanıyor ve bu durum ortak yaşama iradesini zayıflatan bir süreç üretiyor. Milliyetçilik değil lümpenleşme dediğim gelişme de bu süreçten ve duygu hâlinden besleniyor.
Sıraladığım bu üç duygu ve tutum ikircikliliğini aşmak zorundayız. Bu ikirciklilik sürecin hızlı yürümesinin önündeki duygusal eşiği oluşturuyor.
Toplumun hayatını sürdürme güdüsü en büyük güç
Öte yandan da toplum hem binlerce yılın deneyim ve duygu birikimiyle hem de yaşamını sürdürme güdüsüyle bu ruh hâlinin sürdürülemezliğinin farkında. O nedenle bireysel hayatı ile ülke hayatını zihin dünyasında ayırıyor. Ülke meselelerinin ürettiği sorunları, duygusal ve zihnî kısıtları kendi bireysel hayatının dışında tutuyor.
Kürt meselesi bugün yalnızca Kürtlere dair ve yalnızca Kürtlerin taleplerinden ibaret bir mesele değil artık. Kürt meselesi devletin ve yönetimin yeniden yapılandırılması, devletin, yönetimin ve toplumun demokratikleşmesi meselesi. Yani hepimizin meselesi.
Hepimizin meselesi olduğu içindir ki yalnızca iki liderin, iki partinin değil hepimizin sürece dâhil ve müdahil olması gerekiyor.
İş siyasete, medyaya, sivil topluma düşüyor. Çünkü özellikle siyasi ve kültürel kutuplaşmayı bu aktörler üretti ve çoğalttı. Bu sürecin içinde her bir partinin, medya organının, yayın yönetmeninin, köşe yazarının, kanaat önderinin, sivil toplum aktivistinin yapabileceği üç şey var. Birincisi “doğruları yapmak”. İkincisi “yanlışları yapmak”. Üçüncüsü de kutuplaşmanın ruhi ve zihnî ambargolarından kurtulamayarak “bilerek yanlış yapmak”.
Hangi aktörün, kimin ne yaptığını, niçin yaptığını toplumsal bellek kaydedecek, tarih ve arşivler de.
[email protected]
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTYatırım Var da, Ödenek Nerede? 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSıra artık İran’a gelmişe benzer… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti’nin millet iradesine yabancılaşması… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNSaatler yine savaşa kuruldu 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayDavos, jeoekonomi ve emperyalizm 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de ateşkes, Türkiye’de çözüm: İki gerilim 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolPencereleri açmak 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciPiyasalar seçime hazırlanıyor 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBir devletin nasıl yönetildiği hapishanelerinden anlaşılır 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasGaribanın oyu… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni bir dünya kuruluyor… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidarın seçim planı 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Dünyada canavarlar zamanı! 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYARojava Devrimi Tüm Dünya ve Kürdistan’ın Devrimidir... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTrump çıpası ile yeni Gazze’ye doğru... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİİsmet Özel: Bir dava adamının aktif nihilizmi 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklide CHP in, Cumhur İttifakı out 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALDış politikada yeni motto: Yurtta barış, dünyada barış, Suriye’de savaş… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYalnız kalabalıklar, dijitalleştikçe daralan güven çemberi, kaleye dönüşen aile: Toplum, kopan bağla 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞ“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır”, öyle mi? 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞTÜRK USÜLÜ “SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ…” 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezKayıt dışı ekonominin büyüklüğü 26.01.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
17.11.2025
11.11.2025