Bekir AĞIRDIR
“Bugünden itibaren tüm yurda ve hatta dünyaya yayılan mücadelemizden gelen dinamizmle ve gücümüzle ülkemizde yaşanan her türlü haksızlığa ve mağduriyete karşı direnişi devam ettireceğiz.”
Taksim Dayanışması’nın biraz önce medyaya düşen açıklaması bu cümleyle bitiyor.
Haksızlık ve mağduriyet genel bir tanımlama. Kulağa da hoş geliyor. Ama Gezi Parkı direnişini de bundan sonra yapılması gerekenleri ve yapılabilecekleri de açıklamıyor ne yazık ki.
Bu topraklarda bin yıldır somut başarılara ulaşmış hak mücadelesi yoktu. Biraz İslamcı hareket biraz da Kürtler bu konuda ilerleme kaydetti. İkisi de farklı mücadele yöntemleriyle de olsa askeri vesayetin geriletilmesini sağladılar ama hala devletin demokratikleştirilmesi ve yönetimin yerelleştirilmesi sağlanamadı.
Gezi Parkı direnişi bu iki siyasetin dışından gelişen bir sivil hak mücadelesi olarak bir ilk. Bir yandan bu ilk olma özelliği öte yandan değişen gündelik hayatın yeni ritmi ve dinamiklerinden üremiş ve başlamış olması nedeniyle daha da önemli zihni kırılmalar üretecek potansiyeli ve başarı vaadini barındırıyor.
Ama en büyük handikapı bu topraklardaki hak mücadelesinde İslamcı hareket ve Kürtler kadar başarı biriktirme hüneri ve deneyimi olmaması.
Hangi zaman aralığında Gezi Parkı direnişi?
Gezi Parkı direnişi ülke siyasi tarihinin en kritik kırılmalarının gelişmekte olduğu bir zaman aralığında gelişti. Yeni anayasa tartışmalarının ikircikli umutlarla da olsa gündemde olduğu, Kürt meselesine bir çözüm sürecinin umutvar bir noktada olduğu bir zaman aralığı bu. Hem Kürt meselesinin çözümü hem de yeni anayasa birbirini de tetikleyen ve besleyen süreçler. Bir bakıma birindeki başarı diğerindeki başarıyı da getirecek. Ve bu iki konudaki başarı eski devletin zihniyetinin artık bir daha geri dönülemez biçimde tarihe gömülmesi olacak.
Böylesi kritik bir var olma mücadelesine dönüşmüş süreçler ve yaklaşılan viraj doğal olarak statükonun askerlerini ve eskinin egemenlerinin ölüm kalım savaşına dönüşmüş durumda. Ak Parti ise eski yıkılırken yeniyi yalnızca kendi kimliği ve vizyonu üzerinden inşa etme çabasında.
Gezi Parkı direnişi yeniyi inşa etme yolunda, sivil muhalefetin katılımcı demokrasi müdahalesi bir bakıma. Ama kesinlikle statükonun askerliği de değil.
Karakteri örgütsüz oluşu ama…
Gezi Parkı direnişinin en büyük karakteristiği hiyerarşik bir örgütlülüğü içermemesi ve aktörlere göre değil bir meseleye göre bir arada olanların hareketi olması. İlk gününden itibaren de eskinin ve yeninin aktörlerinin her seferinde başarısız olan kendi zeminlerine çekme çabalarına, manipülasyonlarına ve provokasyonlarına sahne oluyor.
Bir yandan bu çabalar öte yandan da başarı biriktirme hüner ve becerisindeki eksiklikler, hedefi muğlak ulvi söylemler. Bir yanda “her seçeneğin doğru olması” için farklılıkları ve renkleriyle bir arada direnen “multiple choice kuşağı” gençler öte yanda hala kendini yenilemeyi başaramamış sol siyasetler. Bir yanda her bir kararı tartışarak ve uzlaşma üreterek karar verenler öte yanda kendi içyapısında, söyleminde, dilinde demokratlığın esamesi okunmayan örgütler.
Hedef ne?
Gezi parkı direnişinin zihni kırılmalar dışındaki somut hedef ve kazanımı ne olabilirdi:
Kısa vadede Gezi ve Taksim Projelerinin durması.
Orta vadede siyasetin doğallaştırılması. Anayasa için de referanduma gidilecekse bile Gezi Parkı için de tartışmaları, düşünceleri, konuşmaları, toplantıları, yürüyüşleri, örgütlenmeleri engelleyen yasaların temizlenmesi, siyasetin demokratikleştirilmesi.
Uzun vadede yönetimin merkeziyetçilikten ve keyfilikten çıkarılıp yerelleşmesi ve katılıma açık olması.
Bu noktadan bakılınca da kısa vade için bir umut ışığı güçlü olmasa da var. Orta ve uzun vade hedef ise direnişle değil yine siyasetle sağlanabilir.
O nedenle tüm bu farklı dinamikleri, meramları ve pozisyonları dikkate alınca benim önerim direnişin bu aşamasında parkın boşaltılmasıdır. Gençler “sınavlara gidiyoruz, geleceğiz” pankartları asıp bir süreliğine ara vermelidirler.
Hükümet süreç içinde her gün değişen dinamikleri anlayamamış ve süreci yönetememiştir evet. Ama direnişçiler de değişen aynı dinamikleri okumak ve günbegün yeni hareket tarzı üretmek konusunda başarısız olmamalıdırlar.
Gezi Parkı direnişinin pratik ve zihni kazanımlarını kalıcılaştırmak ve berhava etmek onların elinde. Onlar sağlam bir temel attılar. O temelin üzerinde yeni siyasetin duvarı tuğla üstüne tuğla koyarak kalıcılaşabilir. Yoksa bir gece de büyük köşkler inşa edilemeyeceğini hayat her gün söylüyor hepimize.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUOrtadoğu savaşının göbeğinde… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan Tuğalİran rejimi ve antiemperyalizm 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERBugünlerde aklıma hep Brezilya geliyor 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçTürkiye'nin üniversite tarihi aynı zamanda 'tasfiyeler' tarihidir 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYANewroz Ateşinin Yoldaşı; Mücadele ve Barışın Sönmeyen Yıldızı Salih Müslim... 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALEkrem İmamoğlu davası tüm muhalefetin yargılandığı bir davadır… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet Berkan‘Neden S-400’ler depoda’ sorusu neden yanlış soru 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğluİmamoğlu Davası ilk haftadan neyi gösterdi? 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAdalete güven... 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAmerikan PDY’si 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuYangının ortasında… 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraÖğrenme Korkusu 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.03.2026
23.02.2026
16.02.2026
9.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025