Bekir AĞIRDIR
Son cümle olarak söylemem gereken kanaatimi baştan söyleyeyim süreç ne olursa olsun artık sürecektir.
Eğer süreç tanımınız yalnızca PKK’nın vazgeçmesi ve çatışmaların durması ise başka. Yok, eğer süreç tanımınız devletin, yönetimin ve toplumun demokratikleşmesi ve barışın inşası ise başka sonuca varırsınız.
Nitekim bugünkü sürçmelerin nedeni ya da yavaş gidiyoruz izlenimini yaratan şey aktörlerdeki bu yanlış tanımlamadır.
Bugün geldiği nokta itibariyle Kürt meselesi olarak adlandırdığımız mesele bu ülke için artık yalnızca “Kürtlere dair” ve “Kürtlerden ibaret” bir mesele değildir. Tüm ülkenin, hepimizin hayatına dair bir meseledir.
İkincisi yine Kürt meselesi yalnızca terör, çatışma gibi kavramlarla koşulma zamanını geçirmiştir. Baştan beri de böyleydi aslında. Yıllardır çözülememesinin nedeni de bu yanlış tanımlamadır. Belki birkaç yıl öncesine kadar meselenin bu iki boyutunu ayırarak çözebilirdik. Ama bugün şu gerçekliği kabul etmeliyiz ki meselenin bu iki boyutunu ayrıştırmak artık mümkün değildir.
Veri hal, Kürt meselesinin baş aktörlerinden birisi PKK’dır ama mesele bunu da aşmış kapsamda ve aktör-katman-boyut-eksen çeşitliliğindedir.
O zaman bu karmaşıklaşmış gibi görünen mesele yalnızca karşı taraftaki aktörün ne yapacağına göre kurgulanamaz. Artık tüm aktörler ve dinamikler kontrolünüzde olmadığına göre yapılacak şey ideal çözüm için kendi yapmanız gerekenleri bir an önce yapmaktır.
Bu da devletin, yönetimin ve toplumun demokratikleşmesidir. Bu ise zihniyetin, kurumların ve kuralların değişmesi sürecidir. Benim anladığım, analiz etmeye ve öneriler yapmaya çalıştığım süreç de budur.
Kurum ve kural değişikliklerini yavaş bir tempoyla yapsak da, yapmamız gerekenleri güncel siyasetin gerilimlerine ve geleneksel siyasi zihniyetlere rehin vererek ertelesek de toplumda zihniyet değişimi sanılandan çok daha hızlı ve yoğundur. KONDA araştırmalarına göre anadilde eğitim hakkını kabul edenler iki yıl önce dörtte bir iken bugün yüzde kırk beşlere gelmiştir.
Toplumda Kürt meselesine dair genel eğilim hem olumlu kanaatin hem de olumsuz kanaatin aynı anda beraberce büyümesidir. Yani gri alan küçülmekte, görüşler iki uca doğru kristalize olmaktadır. Bu denli yoğun tartışma ortamının sonucunun böyle olması doğaldır da. Hem umutlar ve olumlu görüşler, hem de karamsarlık, korkular ve olumsuz görüşler çoğalmaktadır. İkircikli ruh hali ve tutumları besleyen, çoğaltan ve meşrulaştıran zemin budur.
Bu eğilimin tek nedeni Kürt meselesi dinamikleri değil üstelik. Aynı zamanda ülkedeki siyasi kutuplaşma ve gerilimler de Kürt meselesine dair tartışmaları etkilemektedir.
Artık siyasetin kurum ve kural değişiklikleri için toplumun önüne bir hedefler manzumesi, vizyonu koymasının zamanıdır. Sürecin en önemli eksiği hala topluma barışın ve demokratikleşmenin vaatlerinin tam olarak anlatılamamasıdır. Süreç soyut söylemlerle sürdürülmeye çalışıldığı için karşı görüştekilerin olumsuz tutumları gelişmekte, “bilerek” yanlış yapanlara alan ve fırsat açılmaktadır.
İki yıl süren anayasa çalışmaları ve tartışmaları, üç yıldır süren açılım süreçleri ve tartışmaları toplumsal beklentileri de geri dönülemez bir yere getirmiştir. Gelinen yer aktörlere bir bakıma mecburiyetçilik dayatmaktadır. O nedenle ne olursa, olsun süreç sürecektir.
Barışı inşa etmemiz gerektiğine inanan, ülkenin geleceğine müdahil olmak isteyen herkesin yapması gereken şey öncelikle ikircikli halden ve dilden kurtulmaktır. İkincisi aktörleri ve zeminleri çeşitlendirmektir.
Üçüncüsü de dünü değil yarını ve vaatleri konuşmaktır. Tüm bunları yapabilmenin zemini ise tüm ikircikliliğe ve umutsuzluğa karşın yeni anayasa tartışmalarını diri tutmaktır. Medya ve kanaat önderlerindeki “artık seçimler geldi, anayasa yapılamaz” inancının aksine, her yerde ve her zeminde yeni anayasayı tartışmanın, devletin-yönetimin demokratikleşmesini savunmanın tam zamanıdır.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALEkrem İmamoğlu davası tüm muhalefetin yargılandığı bir davadır… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan Tuğalİran rejimi ve antiemperyalizm 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAdalete güven... 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUOrtadoğu savaşının göbeğinde… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERBugünlerde aklıma hep Brezilya geliyor 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçTürkiye'nin üniversite tarihi aynı zamanda 'tasfiyeler' tarihidir 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğluİmamoğlu Davası ilk haftadan neyi gösterdi? 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet Berkan‘Neden S-400’ler depoda’ sorusu neden yanlış soru 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYANewroz Ateşinin Yoldaşı; Mücadele ve Barışın Sönmeyen Yıldızı Salih Müslim... 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuYangının ortasında… 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAmerikan PDY’si 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.03.2026
23.02.2026
16.02.2026
9.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025