Bekir AĞIRDIR
Bir bakıma malumun ilanı oldu, Meclis Başkanı Anayasa uzlaşma komisyonu çalışmalarının yürümediğini açıkladı. İki yılda olanları kuşbakışı özetlemeye ve analiz etmeye çalışalım.
Diyeceksiniz ki bazıları baştan olmayacağını söylemişti. Evet, söyleyenler olmuştu ama söylenenleri ikiye ayırmak lazım. Birinci grup zaten anayasanın yapılmasına, değişime baştan itirazlar, statükonun savunularıydı. Hatta anayasanın bu meclis tarafından yapılamayacağı, yapılmaması gerektiği savları da vardı.
İkinci grup itirazlar, uzlaşma komisyonunun çalışma usullerinden yola çıkarak tüm partilerin ve üyelerin uzlaşmasının zorluğundan yola çıkarak söylenenlerdi.
Yine de şu kazanım çok değerli ve önemli, not etmek gerekiyor: Dört parti de isteyerek – istemeyerek, iyi niyetli – hesaplı da olsa 2011 seçimlerinde oluşan parlamentonun anayasa yapabileceği gerçeğini kabul etti ve komisyona dahil oldu.
Komisyon çalışma ilkelerini belirledi, sivil toplumdan ve vatandaşlardan örgütlü veya bireysel anayasa önerilerini toplamaya başladı. Bu sürece katılımın beklenenden çok ama çok düşük olduğunu not etmek gerekiyor. Çünkü toplum ve sivil toplum dünyası biraz da medyanın gazlamasıyla oluşan hava içinde yeni anayasanın yapılabileceğine olan inançsızlığa rehin oldu. Yeni anayasa gereği kabul edilmekle beraber yapılamayacağına olan umutsuzluk arasındaki ikirciklilik ve bocalama nedeniyle başta Kürt siyasetinin sivil örgütleri olmak üzere katılım heyecanı düşük kaldı.
Bu katılım konusundaki ikircikliliği yaratan ve besleyen bir etken de “yol temizliği” yapmak konusunda hükümetin isteksizliği oldu. Sivil siyasetin ve katılımın önündeki bazı engelleri kaldırılması ihtiyacı çok belirgin olduğu halde Ak Parti bu konuda adım atmadı.
Öneriler toplandıktan sonra komisyon çalışmalara başladı ama daha baştan kendi koyduğu çalışma ilke ve kurallarına uymadı. Komisyonun çalışmalarını düzenleyen 15 maddelik çalışma usullerinin 11. Maddesine göre önce yeni anayasanın ilkelerinde uzlaşma aranacakken doğrudan madde yazımına geçildi. Dolayısıyla vatandaşlık, anadilde eğitim, laiklik gibi en kritik meselelerin ilkelerinde mutabakat aranması yerine işin özünü belirleyecek tartışmaları ertelemek tercih edildi.
Partiler bu süreçte çok daha vahim ve bugünkü çıkmaza neden olacak iki hatayı hep beraber yaptılar.
Birincisi hiçbir parti sivil toplumdan ve vatandaşlardan gelen önerileri layığınca incelemedi. Belki de bazı üyeler o önerileri okumadılar bile. Doğal ve doğru olan, önerilerin ışığında partilerin kendi anayasa yaklaşımlarını gözden geçirmeleriydi. Fakat partilerin dördü de kendi politika, yaklaşım, ilke ve özellikle de kırmızı çizgilerine o denli aşıktılar ki bu öneriler ışığında kendilerini gözden geçirmek niyetleri hiç olmadı.
İkincisi hiçbir parti bu süreçte esiri olduğu kimlik politikalarını aşamadı, aşmak da istemedi. Kendi kimlik politikalarını aşarak, diğerlerini de dikkate alarak ve kapsama alanını genişleterek anayasa tartışmasına dahil olmak yerine her biri kendi kimlik politikalarını diğerlerine dayatmaya devam etti. Halbuki yeni anayasaya böyle yaklaşılamazdı. Yeni anayasa bir kimliğin ihtiyaç ve taleplerine göre değil, hepimizin bir arada ve var olabileceği hayatı kurgulamalıydı. Ama partiler kendi doğrularını tüm topluma dayatmayı tercih etti.
Süreci etkileyen üçüncü bir kritik yaklaşım da Ak Parti’nin başkanlık önerisinin tartışmaların önünde bir psikolojik engel oluşturması oldu. Verilen öneriye bakılırsa tartışılması bile 2013 Türkiye’si için zül sayılacak bazı maddeler de içeren başkanlık önerisi çoğu zaman tartışmaları kilitleyici bir işlev gördü.
Yine süreci belirgin biçimde etkileyen davranışlardan birisi de üç CHP’li üyenin adeta üç farklı parti gibi davranması, süreci ve tartışmaları zaman zaman gelinen noktadan da geriye çevirme işlevi gördü.
Tüm sürece, her bir partinin her bir adımına bakılırsa BDP hariç üç büyük parti de samimiyetle yeni anayasaya inanmadı galiba. Ustaca ve incelikle her bir hafta bir tanesi o haftanın olası ilerlemelerine engel olacak bir manevra üretmeyi becerdi.
Sivil toplum ise tüm bu sürece hak ettiği ağırlığı koyamadı. Birçok çalışmaya haksızlık etmeden söyleyelim, çok iyi niyetli çabalar olsa da partilerin süreçten kaçışlarını zorlaştıracak bir psikolojik iklim ve baskı üretilemedi.
Şimdi geldik bugüne. Yeni anayasaya ulaşamasak da kazanımlarımız var. Artık her bir partinin anayasa önerisini bütünlüklü olarak komisyona sunduğunu biliyoruz. Yani her birisi bütünlüklü bir anayasa önerisine sahip artık. Böylece her partinin, bağlayıcı programları yanı sıra, anayasa önerileri de var.
Yine partilerin bundan böyle yeni anayasayı kim yapacak tartışması yapamayacaklarını da tahmin edebiliriz.
Üçüncü bir kazanım da eksiklik ve zayıflığına karşın sivil toplumun aktörleri de bu süreçte ilişki ve kapasite geliştirmiş oldular.
Şimdi partiler kameralar önünde birbirini suçluyorlar. Bu noktada savunulacak ve sivil toplumun sahip çıkması gereken iki talep şudur bence:
Anayasa uzlaşma komisyonunun tutanakları açıklansın ve öğrenelim, kim hangi maddeye hangi gerekçe ve argümanlar ile sahip çıkmış ya da karşı çıkmış.
Yine komisyonun yoklama cetvelleri açıklansın ve bilelim, kim kaç toplantıya katılmış, kaçına katılmamış.
Bu iki bilgi açıklanmadan kamera önünde birbirlerini suçlamanın, kendilerini aklamaya çalışmanın anlamsızlığını dört partiye de göstermeliyiz.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALEkrem İmamoğlu davası tüm muhalefetin yargılandığı bir davadır… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğluİmamoğlu Davası ilk haftadan neyi gösterdi? 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYANewroz Ateşinin Yoldaşı; Mücadele ve Barışın Sönmeyen Yıldızı Salih Müslim... 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERBugünlerde aklıma hep Brezilya geliyor 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAdalete güven... 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUOrtadoğu savaşının göbeğinde… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan Tuğalİran rejimi ve antiemperyalizm 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet Berkan‘Neden S-400’ler depoda’ sorusu neden yanlış soru 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçTürkiye'nin üniversite tarihi aynı zamanda 'tasfiyeler' tarihidir 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAmerikan PDY’si 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuYangının ortasında… 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.03.2026
23.02.2026
16.02.2026
9.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025