Bekir AĞIRDIR
Bu memleket ahalisinin önemli hasletleri var. Bunlardan bir tanesi “beka duygusu”, bir diğeri de “ikircikli değişim talebi”. Bu iki duygu hali birbirini de tetikliyor bir bakıma.
Beka duygusu “devletin bekası” için ya da toplumun bekası” için farklı dozlarda çalışıyor belki. Ama bizim “hayatını sürdürme güdüsü” olarak da söyleyebileceğimiz, “kalıcılık” duygusu çok güçlü. Ortak yaşamdaki tutum ve davranışlarımızın el freni ya da denge-denetleme mekanizması bir bakıma.
Başbakan “one minute” dediğinde çok gururlanıyor, ya da milli takımlar maç kazanınca. Ama “çıkarın ceketleri, sıvayın kolları, dövüşeceğiz” denince, duruyor. Trafikte herkes, hepimiz kornalar çalarak, elleri-kolları sallayarak itişiyoruz ama arabadan inip, dövüşen çok az. Kendi, bireysel gündelik hayatında çevre meselelerini çok dert etmiyor gibi görünebilir ama hiç şüpheniz olmasın, kuraklığın, iklim değişikliğinin, çevreye-doğaya bu kadar hoyrat davranmanın ne risk ürettiğini biliyor.
Değişim talebi ikircikli. Çünkü eğitimi, meslek sahipliği, geliri gibi kendi melekelerine bakıyor bir yandan. Hukukun nasıl uygulandığına, toplumsal dayanışma mekanizmalarına bakıyor öte yandan. Kendine, ötekilere, hukuka ve devlete güvensiz. Ama kaçırılanların, kaçmakta olanların da ne olduğunu görüyor. Bireysel hayatında ne kadar hayalci, sorun çözücü ise ortak hayatta o denli tedbirli, ortak sorunların dışında gibi davranıyor. Bireysel hayatıyla ortak hayatı iki paralel evrende, iki ayrı zihin haritasıyla yaşıyor. Bireysel hayatında hoşgörü, komşuluk, dayanışma var, ortak hayatında ise bolca öcüleri.
Bu farklılaşma yüzünden de değişim talebi ikircikli. Değişim istiyor bir yandan, bu değişim onun kolunu kanadını kırarsa diye korkuyor öte yandan. Sık, sık yazıyorum, mehteran yürüyüşünün bu toprakların icadı olmasının bir sebebi de belki tarih boyunca toplumun devletle ve hayatla kurduğu bu ikircikli ilişki.
“Hanenin dirliğini-düzenliğini”, hanenin geliri ile hanenin eğitim-sağlık ve güvenlik ihtiyaçları üzerinden tanımlıyor. Güvenlik ihtiyacını siz ister asayiş diye, ister ekonomik ve siyasi istikrar talebi diye anlayın.
Bu iki duygu nedeniyle de son aylarda toplum huzursuz, tedirgin.
Giderek artan biçimde IŞİD ve Suriye meselesi ve de bu meseleler etrafında birçok ülke ile siyasi itiş kakış rahatsız ediyor toplumu.
Kürt meselesinde açılım, çözüm süreci sürüyor bir yandan ama öte yandan da ne işin sonuna dair bir vaat etraflıca toplumun önüne konulabilmiş ne de tarafların medya üzerinden bağırış, çağırışları bitmiş.
Ekonomik kriz geliyor mu, gelmiyor mu derken işsizlik artıyor, kurlar yükseliyor.
Tüm bu hikâye içinde en önemlisi, uzunca bir süredir toplum doğru veya yanlış, “ülke yönetiliyor” duygusunda iken şimdi “acaba” diyor.
Her gün “batı” ile, muhalefetle, devletin üst kurumlarıyla ve hatta kendi memurlarıyla kavga eden öfkeli bir Cumhurbaşkanı görüyor ekranlarda. Bu siyaset tarzını 2002’de tasfiye ettiğini sanırken Cumhurbaşkanı’ndan başlayarak tüm liderlerin ve partilerin de bu kavgaya dahil olduğunu izliyor.
Halbuki son on bir ayda iki seçim yapmış, siyasi tercihlerini netleştirmiş ve oyu ile tescil etmiş. Şimdi üç ay sonra yeni bir seçime giderken oldukça tedirgin, huzursuz.
2011 Seçimlerinden beri bizzat iktidar eliyle, diliyle manipüle edilen kutuplaşmanın giderek şeytanlaştırmaya dönüştüğünü yaşıyoruz her gün, hayatın her alanında. Taraftarlarına aidiyet duygusu ve motivasyonu üreten iktidarın bu dil ve tarzının giderek kendi taraftarlarının bir bölümünde de huzursuzluk üretmeye başladığını gözlüyorum ben. Araştırmalarda ilk kez “Ak Parti karşıtlarının” oranı “Ak Parti yandaşlarının” oranını geçti.
Kimlik siyasetinin duygusal motivasyonu devletin ve toplumun bekası duygusuyla sarsılıyor.
Özellikle iktidarın önce Gezi’ye sonra 17 Aralık sürecine karşı geliştirdiği dil üretti bu huzursuzluğu. Toplum Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde biraz da vefa duygusuyla oy verdi belki. Ama bugün Cumhurbaşkanı’nın “başkanlık” adı altında tüm iktidar güçlerini isterken bir yandan da devletin kurumlarıyla ve kendi memurlarıyla bile kavga eder hale gelmesi toplumun bütünün de kendi seçmeninin de tedirginleştiriyor, huzursuzlaştırıyor.
İktidar partisinin 12 yıldır en büyük kozu ve avantajı giderek en büyük dezavantajına dönüşüyor. Yeni anayasa ihtiyacı adem-i merkeziyet gerekliliğinden beslenirken daha katı merkeziyetçiliğin amacı haline dönüşüyor.
Toplum da tüm bu olan biteni huzursuzlaşarak, tedirginleşerek izliyor.
Üç ay sonra toplum bir kez daha kutuplaşma ve kimlik siyasetleri üzerinden mi oy verecek yoksa yeni bir denge mi kuracak? Şimdilik seçimlere dönük asıl soru bu.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTYatırım Var da, Ödenek Nerede? 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciPiyasalar seçime hazırlanıyor 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSıra artık İran’a gelmişe benzer… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolPencereleri açmak 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayDavos, jeoekonomi ve emperyalizm 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de ateşkes, Türkiye’de çözüm: İki gerilim 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBir devletin nasıl yönetildiği hapishanelerinden anlaşılır 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNSaatler yine savaşa kuruldu 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti’nin millet iradesine yabancılaşması… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYARojava Devrimi Tüm Dünya ve Kürdistan’ın Devrimidir... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasGaribanın oyu… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Dünyada canavarlar zamanı! 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni bir dünya kuruluyor… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTrump çıpası ile yeni Gazze’ye doğru... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidarın seçim planı 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklide CHP in, Cumhur İttifakı out 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİİsmet Özel: Bir dava adamının aktif nihilizmi 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYalnız kalabalıklar, dijitalleştikçe daralan güven çemberi, kaleye dönüşen aile: Toplum, kopan bağla 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞ“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır”, öyle mi? 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALDış politikada yeni motto: Yurtta barış, dünyada barış, Suriye’de savaş… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞTÜRK USÜLÜ “SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ…” 26.01.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
17.11.2025
11.11.2025