Berrin Sönmez
Nafaka karşıtlarının kadına yönelik şiddetle mücadele edilmesine de karşı olduklarını yazdığım yazıya gelen bu yorum, yoruma ihtiyaç bırakmadan haklılığımı ispat ediyor. Ancak bir hukukçunun toplumsal ihtiyaç olmadan kanun yapılmayacağı gerçeğini göz ardı edebilmesi ibretlik.
Ülkede tek adam rejimiyle otoriterliğin yükselmesine paralel biçimde nafaka karşıtlığının yükselişi anlamlı bir bütünlük oluşturuyor. Bugün bir okur yorumuna yer vererek konuya devam etmek niyetindeyim. Nafakayı sorumluluk mecburiyeti olarak isimlendirdiğim yazım üzerine e-mail ile yazıştığım hukukçu okurum Celal Kılıç’ın soru-yorumları, yine erkek tarafının sesi. 29 Ağustos ve 4 Eylül tarihli iki mail de ilgili yazıya konu ettiğim nafaka karşıtlarının karşı oldukları pek çok konuyu içermesi bakımından yeni bir şey söylemese de kampanyalarını genişletme azimlerini gösterdiğinden önemli.
Ricası üzerine telefonla yazmaktan kaynaklanan ifade ve imla hatalarını sergilemekten kaçınmak için özetle mealen bazılarını vereceğim soru-yorumlarından birinde Celal Bey, 15 bin TL aylık nafaka alan bir kadın örneği veriyor. Ardından konu değişiveriyor. Soru “peki bu kadın neden tekrar evlensin?” Verilecek tek cevap:
-Kime ne? Konumuz nafaka mı boşanmış kadının evlenip evlenmemesi mi?
Ama konu bitmiyor yeni soru geliyor arkasından: “Peki, bu kadın eski kocasından nafaka almaya devam ederken başka bir erkekle evlenmeden evlilik hayatı yaşıyorsa?”
Görüldüğü gibi nafaka karşıtlığının temel işlevi olan cüzdan bekçiliği hemen ahlak bekçiliğiyle destekleniyor. Dünya malı erkeğe ahlak yalnız kadına mülk ya! Zaten koskoca ahlak kavramı kuşa çevrilip cinsel ahlaka indirgenmiş bu ülkede. O da yetmemiş, yalnızca kadına tapulanmış ya! Hukukçu okurum böylesi durumlarda hukuk yolunun açık olduğunu da unutmuş görünüyor.
Yoksulluk nafakasının süresiz olmasına itiraz edenler bakanlıkça geçmişte beş yıl gibi süreler telaffuz edilmiş olmasından da hoşnutsuz. Okurum kendince 2-3 yıl nafakayı münasip görerek “böylesi kadınlar için de iyi olur” diyor. Kadın hareketi değil, kadınların her biri kendileri için değil ama kadınlar için neyin iyi olacağına da nafaka karşıtları karar veriyor. Konunun erkek tarafının beklediği yasal düzenleme böyle. İktidar milletvekilleri komisyon gibi sadece tek tarafı dinleyerek yasal düzenleme yoluna gidebilir. Ancak yine de nafaka karşıtlarını mutlu etmeleri mümkün değil. Hukukçu okurumun yazdığı maddelerden birini olduğu gibi alıntıladığımda ne demek istediğim daha iyi anlaşılacak:
“Konuyla ilgisi yok ama ben kadına şiddet yasasının da kadına şiddetin kaynaklarından biri olduğuna inanıyorum. Bu da, bu kanunu yaparken toplumsal gerçekleri göz ardı etmemizden kaynaklanıyor. Evden üç ay uzaklaştırma alıp kalacak yeri olmadığı için iki ay parklarda yatan bir adamın, bu haleti ruhiye içinde hiç aklında yokken karısını öldürdüğünü de bu cümleden olarak yazmak gerek.”
Nafaka karşıtlarının kadına yönelik şiddetle mücadele edilmesine de karşı olduklarını yazdığım yazıya gelen bu yorum, yoruma ihtiyaç bırakmadan haklılığımı ispat ediyor. Ancak bir hukukçunun toplumsal ihtiyaç olmadan kanun yapılmayacağı gerçeğini göz ardı edebilmesi ibretlik. Şiddet var olduğu için şiddetle mücadele kanunu hazırlandı. Karşı oldukları son kanundan önce de şiddetle mücadele kanunu vardı ve yetersiz kaldığı, eril şiddet artış gösterdiği için yenilenmişti. Şimdi kanunu şiddetin kaynağı olarak sunup karar vericileri buna inandırabilmeleri gerçekten yazık.
Üstelik verdiği örnek üç ay evden uzaklaştırma kararıyla ilişkili ve bu karar, şiddet uyguladığı için verilmiş olabilir ancak. Şiddet uyguladığı için evden uzaklaştırılan “adamın” cinayet işlemesini “normal” göstermesiyle adeta nutkum tutuldu. Üstelik “hiç aklında yokken” ifadesi şiddet nedeniyle evden uzaklaştırılan kişinin uyguladığı cinayet dışındaki şiddet biçimlerini de şiddetten saymadığının göstergesi. Psikolojik, ekonomik, fiziksel şiddet yok sadece inkar edilemeyen bir cinayet var ortada şiddet olarak. Onun da suçlusu ya kadın ya da kadınları şiddetten korumak için hazırlanmış kanun.
“Teflon mübarekler” demiştim daha önce bir söyleşide. Şimdi tekrarlıyorum. Teflon mübarekler! Yaptıkları hiçbir işin sorumluluğu üzerlerine yapışmıyor. Nafakaya da sorumluk yüklediği için karşılar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025