Berrin Sönmez
“Galeyan geldiğinde mantık savuşurmuş… Doğru”
Savaş günlerinde askere yapılan hayır duadan bile mantık savuşmuş. Akif bir kere daha haklı çıkıyor. Savaş çığırtkanlığının galeyana dönüşmesiyle Diriliş Ertuğrul’un günümüze taşıdığı dua herkesin dilinde. Hani şu bir çivi bir nal, bir nal bir at, bir at bir süvari kurtarır anlayışıyla dillendirilen dua. Ayağına taş değmesin. Askere değil askerin kazaya uğramaması için atlara edilen duaydı vaktiyle. Yaratıcılıktan yoksun kılan kof hamasetin, tarih bilincini körelttiği toplumdan başka ne beklenir ki?
Bir kere daha ihtiyarların aldığı kararlarla gençlerin, ölmeye ve öldürmeye gönderilişini kutsayanların sesi sardı afakı. Ölmeye gönderdikleri gençlerin tabutları başında şehadet nutukları atmalara doymuyor yaşlılar. Şehadetmiş. Peygamber ocağıymış. Yalan. Yalanın feriştahı üstelik. İnsanları Allah ile aldatmaların en büyüğü. Ve yazık ki en uzun soluklusu, en geçer akçe olanı. Hakimiyet politikalarının bu en eski silahıyla savaş başlamadan önce toplumların duygu ve düşünce dünyası vurulur ilkin. Dine dayandırılan ifsatlarla zehirlenerek bileylenir insanların öldürme güdüsü. “Savaşta verilen ilk kayıp hakikat” olduğundan. Tabii bu kadim gerçek kimsenin umurunda değil. Hatta gerçek bile sayılmayıp naif bulunur. Her devir ve toplumda bolca türeyen şahinlerin günümüz versiyonu “duyar kasma” der insani gerekçelerle savaşa karşı durulmasına. Katı gerçeklerden söz ederler akıllarınca.
Katı gerçek isteyenlere hatırlatalım o zaman savaş kayıplarının oranlarını. Savaşlardaki sivil ve asker ölüm oranlarının nerelerden nerelere geldiğine bakalım. Geçmişte ama çok çok uzak geçmiş olan orta ve ilk çağlarda değil delikli demirin icadından sonraki Yeni Çağ’dan günümüze yaşanan sivil kayıp oranları dudak uçuklatan boyutlarda. Geçmişte ateşli silahların topun tüfeğin kullanılmaya başladığı ilk zamanlardan birinci dünya savaşına kadar geçen uzun yüzyıllar boyunca yapılan savaşlarda ortalama otuz askere karşı bir sivil can kaybı yaşanırdı. Birinci Dünya Savaşı’nda bu oran siviller aleyhine büyük bir sıçramayla dörtte bire yükseldi. Her dört askere karşı bir sivil can verdi savaşta. İkinci Dünya Savaşı’nda ise bu oran tepetaklak olup tamamen tersine döndü. Bir askere karşı dört sivil can kaybı yaşandı İkinci Dünya Savaşı’nda.
Medeniyetin, gelişmişliğin ölçütü olarak öldürme becerisi(!) o günlerden bu yana çok daha yükselmiş olan savaş sanayii, yeni silahlarla bu oranı nerelere taşıdı buyurun hesap edin. Her taşın altından Ortadoğu analisti fışkıran ülkede sivil can kaybını hesap edecek bir uzman bulunur elbet. Maharetse insaniyetin ölçütü olan savaşsız çözümü bulmakta.
Belirli grupların iktidar oyununda yaşanan çıkar çatışmalarıyla Türkler ve Kürtler birbirini ve o topraklarda yaşayan sivilleri öldürürken emperyalizmin savaş endüstrisine can veriyor. Tuhaftır hepsi de emperyalistlerin bu topraklardaki hegemonyasına karşı savaştıklarını söyleyerek bitimsiz kan bağışı yapıyor silah sanayiine. Batı kapitalizmiyle Doğu kapitalizmi arasında bir o yana bir bu yana savrulurken her iki tarafın kendi ölülerine şehitlik payesi tanıyarak halkları, çarpıtılmış din ile ifsat ediyor oluşu hayatın en yalın gerçeği. Bir başka çıplak gerçek de bu savaşın illa ki biteceği. Bittiğinde hâlâ yan yana ve iç içe yaşamaya devam edeceğimizden daha katı bir gerçek olamaz. Bunca can kaybından sonra birlikte yaşamaya devam etmenin yolunu illa ki bulacağız. Galeyan halinde savaş çığırtkanlığına girişmesek karar vericileri, illa ki bulacağımız o yolu savaşmadan önce açmaya zorlayabiliriz. Diplomasiyle, politik çözümlerle savaşsız yaşamanın yolunu birlikte bulmak varken vahşete sarılmak insanlığın terk edilişinden başka bir şey değil. Kimse toplumu insanlıktan çıkarırken dinden bahsetmesin. Dinler insanları vahşetten uzaklaştırmak misyonunu yüklenmiştir, tahrif edilmeden önceki hallerinde tabi.
Kendisinden önceki semavi dinler gibi İslam’ın da insanın hırsı ve nefsi emrine verilerek Allah’ın ayetlerinin şeytan ayetlerine dönüştürülmesini eleştiren Salman Ruşdi hakkında “katli vacip” fetvaları veren Müslüman dünyadan şimdi Handke adı altında soykırıma verilen Nobel ödülüne itirazlar yükselmesi gibi çelişkiler pek çok. Soykırım savunuculuğuyla Hıristiyanlık tahrifinin ödüllendirilmesine itiraz ediyor Müslümanlar, İslam’ın iktidar hırsıyla savaşçılıkla tahrifine yönelik itiraza tahammül edemezken. Kitle psikolojisinin akıl tutulması yarattığı ilginç zamanlarda yaşadığımızı gösteren örneklerden birisi. Tıpkı Miloşeviç’i savunan ve kendisini “Kosova’da savaşan bir Ortodoks rahip gibi hissettiğini” söyleyen Peter Handke’ye Nobel edebiyat ödülü verilmesi gibi. Soykırımı tüm Bosna’da değil sadece Serebrenitza’da tanıyan uluslararası mahkemenin tanıdığı bu soykırımın suçlusunu bulamayışı(?) gibi. Handke’nin “Müslümanlar kendilerini öldürüp Sırpları suçluyor” diyebilmesi gibi. İnananlar kendi iktidar savaşlarında Allah’ı ordularının neferi saydıklarında insanlık ölüyor. Mavi kelebeklerin izini sürecek tek bir insan bırakmamacasına sadece insanlar değil insaniyet bilinci yok oluyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025