Berrin Sönmez
Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu, dördüncü yargı reform paketi üzerinde görüşmelere başlarken bir grup toplantısında Erdoğan bir sonraki reform paketini işaret etmişti. “Hemen ardından beşinci yargı paketi için kolları sıvıyoruz. Amacımız yargının daha iyi işlemesi, hukuk devletinin tüm unsurlarıyla tahkim edilmesidir.” Her yargı paketinde biraz daha tahrip edilen hukuk devletinden söz edildiğini düşününce tahribatın pekiştirileceğine emin oluyor insan. Yargı reformu adı altında dördüncü paket görüşülürken komisyona sunulan tekliflerden birisi, çocuk cinsel istismarını suç olmaktan çıkarmakla ilişkiliydi. Hal böyle olunca beşincisinde nelerle karşılaşacağımızı tahmin etmek zor değil.
Aynı konuşmanın “gelin hanım”lı bölümüyse “bu kulaklar daha neler duyacak?” dedirten cinsten. İktidar bloğunun büyük ortağı AKP’nin ve aynı zamanda –toplumun ne kadarını cumhur sayıyorsa o kadarının- Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir muhalefet partisi liderine “bunlar daha iyi günlerin” diyebildi. Hem de karşılaştığı bir provokasyon üzerine söyledi bunları ve “daha neler olacak neler…” diyerek sürdürdü konuşmasını. Eskiden olsa Sedat Peker mi üzerine salınacak, sorusu düşerdi akıllara. Şimdi ne istedi de verdi ki “Tayyip abiyle helalleşme yayını” Biden kılıfıyla ertelendi, sorusu zihinlere hakim iken adını bilmediğimiz nice gayri nizami müfrezeler var kim bilir, sorusuyla meşgul zihinler. Yargı reform paketleriyle hukuk devletinin tahribatı tam gaz devam ederken Cumhurbaşkanı Meclis kürsüsünden Meral Akşener’i “gelin hanım” etiketiyle andığı zaman yaşanan, siyasi adap veya demokrasi sorunundan ibaret değil zihinlere içkin cinsiyetçilikle tüm kadınları hedef alan sözlü şiddet var ortada. Siyasette kadına şiddetin en yaygın ve görünür olan biçimi.
Daha önce de “teyze” tabirinin düşündürdüklerini yazmıştım, hatırlanacağı üzere. Gelin hanım etiketi de teyze hitabından farklı değil. Her ikisi de sözün sahibinin, kadının toplumsal statüsüne dair düşüncelerini açık seçik ortaya koyan ifadeler. Şüphesiz teyze hitabı biraz daha kendinden bulma, yakın hissetme gibi yanıltıcı anlamları düşündürüyor veya gelin hanım etiketi muhatabını dışarlıklı, kendinden uzak ya da küçük görmek gibi anlamları içeriyor olsa da fark etmez. Her ikisi ve abla, yenge gibi daha niceleri özellikle siyaset dilinde kullanıldığı zaman muhatabını bağımsız birey olarak görmediğini, ancak kendisine yakınlık ve uzaklık ölçüsüyle değer biçtiğini gösteriyor. Kadınları özerk, özgür, hukuk öznesi bireyler olarak kabul etmeyen zihniyetin göstergesi. Demokratik hukuk devleti çerçevesinde iktidar liderinin muhalefet liderine yönelik bu gayri ciddi etiketini sadece siyasi sorun saymak içerdiği şiddeti gözden kaçırmak olur.
Meclis kürsüsünde açık edilen bu zihniyetin mahkeme salonlarına yansıması da hayli önemli… Sanığın, savunma hakkını çamura yatma kolaylığı olarak algıladığı yere çıkıyor meclis kürsüsünden açılan bu yol. Son örneğini İpek Er’i ölüme sürükleyen tecavüz davasının 3’üncü duruşmasında sanık Musa Orhan ve avukatının savunma adı altında maktul ve ailesine yönelik ithamlarında gördük. Maktul diyorum İpek Er için çünkü kayıtlara intihar olarak geçse bile ki intihardan duyduğum kuşku bir yana onu ölüme sürükleyenin hem şiddet faili hem ailenin yaklaşımı hem de yerleşik toplumsal algı olduğu herkesin malumu. Hayatına dair karar alma hakkı tanınmayan 18 yaşındaki gencecik bir kadının ölümüne dair kararın salt kendisine ait olacağına hükmetmek safdillik değilse eril zihniyetin art niyetidir zira. Fakat asıl sorun son duruşmada fail ve avukatının sözlerinde yatıyor. Savunma hakkı gibi kullanılan sözler İpek’in cesedi üzerinde tepinmek gibi geliyor, acıtıyor içimi.
Daha önce de Şule Çet davasında ve yine sanıklar ve avukatları tarafından kadının ailesine yöneltilmiş suçlamalara benzer şekilde itham edildi İpek Er’in ailesi. Maktul İpek Er’e yönelik cinsel şiddet davasında sanık Musa Orhan’ın avukatı Mehmet Erkan Akkuş savunma hakkını –bana göre- kötüye kullanıp aileyi itham etti. Avukat, “bir babanın görevi kızını korumaktır, okutmaktır, intihara sürüklemek değildir” sözleriyle savunma yapmıyor. Tersine aileyi itham ediyor. Suçu başkasına atarak müvekkilinin suçunu gözden kaçırmaya çalışıyor. Ve bunu kadına yönelik şiddet davalarında çok sık görüyoruz. Ceren Damar davasında da aynı şey olmuş, failin suçu maktulün cinsiyeti ve cinsel yaşamına dair imalarla gizlenmeye çalışılmıştı. Söz konusu kadına yönelik şiddetse ve şiddete uğratılan kadın hayatını kaybetmişse o cenazenin üzerinde hoyratça tepinmek anlamına gelen her türlü karalama yani çamura yatma, savunma hakkı sayılıyor. Sanık Musa Orhan da aynı şekilde töre cinayeti ithamıyla savunma yaparak tecavüz suçunu ve fiiliyle İpek Er’in ölümü arasındaki ilişkiyi gözden kaçırmak istemiş.
Ülkemizde kadının statüsü siyasette gelin hanım etiketi ve yazık ki savunmada sanık ve avukatları tarafından suçlanma kolaylığıyla ölçülür halde. Şiddet Komisyonunda, Adalet Komisyonunda çocuk cinsel istismarının insan hakkı sayılması da cabası. Cumhurbaşkanının dediği gibi, bakalım daha neler olacak.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025